Sonu MEVCUT ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "mevcut" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu mevcut ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında mevcut olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde mevcut olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

MEVCUT

Var olan, bulunan. Bir topluluğu oluşturan bireylerin tümü.

NAMEVCUT

Mevcut olmayan, bulunmayan, yok.

  -   -   -  

Anlamında MEVCUT bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde MEVCUT geçen kelimeler listesi verilmiştir.

CEDİDE

Yeni, kullanılmamış. Pek az zamandan beri bilenen veya mevcut olan.

KAYNAK

Bir suyun çıktığı yer, kaynarca, pınar, memba, göz. Araştırma ve incelemede yararlanılan belge, referans. Sırayı beklemeden başkalarının hakkını alarak mevcut sıranın ön taraflarına girme işi. İki metal veya yapay parçayı ısıl yolla birleştirme yöntemi, kaynaştırıp yapıştırma işi. Gelir, kazanç, sağlık vb.ni sağlayıcı öge. Herhangi bir enerjinin oluşup çevreye yayıldığı yer. Herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı veya eserlerin bütünü, literatür. Bir şeyin çıktığı yer, menşe.

DİSPONİBİLİTE

Bankalarda mevcut nakit ve derhâl paraya çevrilebilecek kıymet.

ÖDEYEBİLİRLİK

Bir kişi veya işletmenin vadesi dolduğunda borçlarını ödeyebilme yeteneği. İşletmenin feshi durumunda mevcut varlıklarıyla yükümlülüklerini karşılayabilme gücü.

İHTİYOMAS

Belli bir zamanda bir biyotopta mevcut balık miktarı.

ALKOLOMETRE

Mevcut alkol miktarını belirleyen alet.

TUTUCU

Mevcut toplumsal düzeni, düşünceleri ve kurumları değiştirmeden olduğu gibi korumak isteyen (kimse), muhafazakâr, konservatör. Durmalı çıkışlarda, bisikletçiye yardım eden kişi.

YOK

Bulunmayan, mevcut olmayan (nesne, kimse vb.), var karşıtı. Birbirine karşıt iki cümleden, ikincisinin başına getirilen bir söz. Yasak. Olmayan, bulunmayan şey. Birinin söylediği sözlerden genel olarak kuşkulanıldığında veya sözler hafifsendiğinde kullanılan bir söz. Savunulan bir düşünceyi doğrulayan sözün başına getirilir. "Hayır" anlamında kullanılan bir söz.

FİYATLANDIRMA

Fiyatlandırmak işi. Yeni veya mevcut ürünlerin fiyatlarının belirlenmesi.

PİRETROİT

Etkin piretrin bileşiklerine yapıca ve insektisit etkileri bakımından benzeyen, parazitler üzerine olan etkileri daha güçlü ve uzun süreli, ışık, hava, ısı, fiziki, kimyasal ve biyolojik etkilere karşı oldukça dayanıklı, uygulandıkları yerde 2-16 hafta arasında dayanıklı kalabilen, parazitlerde sinir hücrelerini etkileyerek huzursuzluk, çırpınma, felç ve ölüme neden olan, hızlı etkili, bit, kene, pire, uyuz etkeni, sivrisinek, hamam böceği, akrep, karınca ve yabani arılara karşı, gerek hayvanın üzerinde gerekse de ahır, yuva ve barınaklarda sıklıkla kullanılan ve memeliler için oldukça güvenli olan sentetik parazit öldürücü bileşik. Bu bileşikleri sis ve trans izomerleri mevcuttur. Veteriner hekimlikte kullanılan başlıca piretroitler; alletrin, deltametrin, fenvalerat, fenotrin, flumetrin, permetrin, resmetrin, sipermetrin ve tetrametrindir.

OZMOL

Çözeltide mevcut olan parçaların ozmoz ve ozmotik basınca neden olma yeteneklerinin ölçüsü. İyonlarına ayrışmayan bir maddenin gram olarak molekül ağırlığı, iyonlarına ayrışan bir maddenin ise molekül ağırlığının iyon sayısına bölümü. 1 mol glikoz, iyonize olmadığı için çözünen madde 1 ozmol oluştururken, 1 mol sodyum klorür, iki iyona ayrıştığı için 2 ozmol oluşturur.

SAYILTI

Bir araştırmada, mevcut araştırma sürecini ve sonucunu önemli ölçüde etkileyeceği düşünülen, araştırıcının gerekçeli kabulleri. Doğruluğu kanıtsız varsayılan önerme. Bir kanıtlama ya da geçerleme sürecinde usavurma zincirini tamamlamak üzere kimi halkaları doğru ya da geçerli sayma.

DİNOZOR

Dinozorlar takımından, boyu 20 metre kadar olabilen, ilk çağlarda yaşamış, günümüze fosilleri kalmış bir sürüngen. Gelişmelere ayak uyduramamış, çağın gerisinde kalmış veya mevcut durumu korumak isteyen kimse. İkinci Jeoloji Devrinde yaşamış dev sürüngenlere verilen genel ad.

DİNOZORLAŞMAK

Dinozor gibi davranmak. Gelişmelere ayak uyduramamak, çağın gerisinde kalmak veya mevcut durum ve düzeni koruyup herhangi bir köklü değişiklik yapmamak.

ASİTLİK

pH değeri 7.0‘ın altında olan sularda mevcut hidrojen iyonu konsantrasyonunun bir ölçüsü.

ÖTEKİ

Diğeri, öbürü. Öbür, diğer. Sözü edilen veya benzer iki nesneden önem ve konum bakımından uzakta olan. Mevcut kültürün içinde dışlanmış olan.

ANAMNEZ

Hastanın, hastalığı ve çevresi hakkında verdiği bilgi, anamnezi. Hastalığın mevcut durumu ve geçmişiyle ilgili bilgilerin tümü. Bir hastalığın hikâyesi, hastalığın geçmişi. Hayvan sahibi veya bakıcısı tarafından hastalığın meydana gelişi, durumu, şimdiye kadarki gidişi hakkında veteriner hekime verilen bilgi. Genel ve klasik olarak ikiye ayrılır.

OTANTİK

Eskiden beri mevcut olan özelliklerini taşıyan.

NEOTİP

Bir türün tipi (holotip, lektotip ve bütün sintipleri) kaybolduğu ya da tahrip olduğu zaman orijinal takımdan, sonradan seçilen yeni birey. Revizyon çalışmalarında mümkünse holotipin bulunduğu yerden yoksa yakınındaki yerden toplanır. Holotip kaybolduğu veya herhangi bir nedenle tahrip olduğu takdirde, holotipin yerini almak üzere mevcut materyal arasından seçilen tip.

VAR

Mevcut, evrende veya düşüncede yer alan, yok karşıtı. Sahiplik bildiren olumlu ad cümleleri kuran bir söz. Elde bulunan her şey. Varlıklı: Var evi kerem evi yok evi verem evi. Çekil, yıkıl, savul: Var, git gözümün önünden!. Kale. Mevcut, var// var mal: mal mülk// var yoh: bütün mülk. Varlığı, mevcudiyeti. Hepsi, olancası, mevcudu. Olanca, hep. Servet, mal, varlık. Haydi, durma. (Olumlu fiillerle birlikte gelince teşvik pekitmesi oluyor.). Sakın! (Olumsuz fiillerle birlikte gelince sakındırma pekitmesi oluyor.).