Sonu MESELE ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "mesele" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu mesele ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında mesele olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde mesele olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

MESELE

Sorun. Problem. Güç iş.

  -   -   -  

Anlamında MESELE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde MESELE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

GOGULDAŞMAK

Bir mesele üzerinde konuşmak.

GÖLEMEK

Asma dalını kütüğünden koparmadan, köklenmek üzere yere gömmek, daldırmak: ,Şu asmanın dalını kışın göleyelim. Hayvanlar çiftleşmek istemek. Çapa ile çukur açarak sebze ekmek. Su toplanmak. Bir şeyin önüne geçmek, engel olmak: Ahmed'in önünü gölemeseler Ali'yi döğecekti.

BİŞMEK

Olgunlaşmak (meyve). Yanmak. Çözülmek, yoluna konmak: Aramızdaki o mesele artık bişti. Pişmek. Eski türkçe biçmek: biçmek. Eski türkçe bışmek: pişmek. Biçmek. Pişmek pişirilmek.

BELET

Kılavuz, yol gösteren kimse. Bilen, tanıyan, vâkıf: İstanbul'a belet değilim. Bilinen, belli, öğrenilen, bellenmiş: Mesele balet oldu. Yüksek, yüce. Kılavuz. Bilet. Fransızca kökenli bilet: bilet; Milli Piyango bileti.

GÜNLEM

Bir gazete veya derginin günlük meselelerden kısaca bahseden köşesi (GÜNLEMCİ, Chroniqueur).

PROBLEM

Teoremler veya kurallar yardımıyla çözülmesi istenen soru, mesele. Sorun. Davranışları normal olmayan ve özel olarak eğitilmesi gereken (kimse).

GAYLE

Arapça kökenli gâile: İş, sıkıntı, mesele. Gaile, üzüntü.

SORUNSUZ

Sorunu olmayan, meselesiz, problemsiz.

MASALA

Mesele.

TIKIRAMAK

Görüşmek, konuşmak : Gel de seninle o mesele hakkında iki tıkırayıverelim.

SORUN

Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum, mesele, problem. Sıkıntı veren durum, dert.

SORUNSUZLUK

Sorunsuz olma durumu, meselesizlik, problemsizlik.

MASLAHAT

İş, önemli iş, mesele. Erkeklik organı.

MESSELE

Mesele.

SÖYKEMEK

1.Yaslamak, dayamak: Dirseğimi masaya söykedim. 2.Yatar gibi oturmak. 3.Yatırmak, sermek : Merhametsiz adam koca ormanı yere söykemiş. Son vermek : O meseleyi söykemeden başka işe bakmayalım ağalar. Dayamak.

SORUNLU

Sorunu olan, meseleli, problemli.

HİMBİRLİK

Gizli sözleşme: Ali ile Hasan bu meselede himbirlikli görülüyorlar.

HELEMME

Ya anlamında bağlaç: Sen öyle dedin helemme, mesele böyle değil.

SIKINTI

İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet. Bulunmama durumu. Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı. Sorun, mesele, sendrom, problem.

DAVE

Dava. Mesele.