MERA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "mera" olan, toplam 27 adet kelime bulunmaktadır. mera ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu mera ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde mera olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

MERAKLANDIRMAK

13 harfli kelimeler

MERAKLANDIRMA

11 harfli kelimeler

MERAKSIZLIK, MERAHLANMAK, MERAKLANMAK

10 harfli kelimeler

MERASİMSİZ, MERAKSIZCA, MERAKLANIŞ, MERAKLANMA, MERAKLILIK

9 harfli kelimeler

MERASİMLİ

8 harfli kelimeler

MERAKSIZ

7 harfli kelimeler

MERAMET, MERARET, MERAKLI, MERASİM

5 harfli kelimeler

MERAS, MERAŞ, MERAV, MERAM, MERAL, MERAK, MERAH, MERAĞ, MERAG, MERAC

4 harfli kelimeler

MERA

Bazı kelimelerin anlamları

MERA

Otlak.

MERAKLANMA

Meraklanmak işi.

MERASİMLİ

Törenli. Kurallara, törelere aşırı bağlı olan.

MERAKLANMAK

Kaygılanmak, üzülmek, tasalanmak. Bir şeyin sebebini anlamak için çaba harcamak.

MERAKLANDIRMA

Meraklandırmak işi.

MERAKLILIK

Meraklı olma durumu.

MERAKSIZLIK

Meraksız olma durumu.

MERAKLANDIRMAK

Meraklanmasına yol açmak, kaygılandırmak, tasalandırmak.

MERAMET

Onarma, onarım.

MERAKLI

Her şeyi anlamak ve bilmek isteyen, araştırıcı, mütecessis. Bir şeye çok düşkün olan, sürekli onunla uğraşan. Kaygılı. Kendisini ilgilendirmeyen bir konuda bilgi sahibi olmaya çalışan (kimse).

MERAKSIZ

Anlama, öğrenme isteğini duymayan. Kaygısız, aldırışsız.

MERAHLANMAK

Endişe etmek.

MERASİMSİZ

Törensiz. Resmî davranıştan uzak, yalın, sade.

MERARET

Acılık.

MERAKLANIŞ

Meraklanma işi.

MERAKSIZCA

Meraksız bir biçimde.

  -   -   -  

Anlamında MERA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde MERA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DİLSEVER

Ana dilini öne çıkaran, dil bilinci olan (kimse). Yeni bi dil öğrenmeye meraklı olan (kimse).

GÖZLEME

Gözlemek işi, tarassut. İçine peynir, kıyma, patates vb. konularak yufkadan hazırlanan, sacda veya yağda kızartılan bir hamur işi, dürme. Özel araçlarla inceleme. Meralarda yağışın toprakla tutulması ve yem üretiminin artırılması amacıyla 40-50 santimetre aralıklarla 15-20 santimetre çapında ve 7-8 santimetre derinliğinde çukurlar açılması.

KARIKLAMA

Meralarda yüzey akışını önlemek ve toprak nemini uzun süre koruyarak vejetasyonu geliştirmek için 1-1,5 metre aralıklarla 10-15 santimetre kesitinde tesviye eğrilerine paralel küçük hendeklerin açılması.

GASTRONOMİ

Yemeği iyi yeme merakı. Sağlığa uygun, iyi düzenlenmiş, hoş ve lezzetli mutfak, yemek düzeni ve sistemi.

GÜZLEK

Güz yağmuru. Havaların soğuması üzerine yaylalardan dönen hayvanların otlatılması ve bir süre barındırılması için ayrılmış, dağ eteklerinde bulunan mera. Güz mevsiminin geçirildiği yer.

AMATÖR

Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan, hevesli, meraklı (kimse), özengen, profesyonel karşıtı. Bir işi meslek veya alan uzmanı olmadan yapan. Beceriksiz. Acemi.

KAMERAMAN

Alıcıyı doğrudan doğruya çalıştıran ve yöneten, alıcı hareketlerini gerçekleştiren, görüntülerin filme alınmasını sağlayan kimse, çekimci, kamera.

DÜŞKÜN

Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı, âşıklı, tutkun. Geçim sıkıntısına düşmüş. Yoksulluk sebebiyle mutluluk ve refahını yitirmiş. Meraklı. Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş. Kötü yola düşmüş, ahlaksız. Değer ve onurunu yitirmiş.

KOLEKSİYONCU

Koleksiyon yapmaya meraklı kimse, derlemci.

ÇEKİMCİ

Yapımcı. Kameraman.

ALICI

Satın almak isteyen kimse, müşteri. Almaç. Azrail. Kendisine bir şey gönderilen kimse. Kamera.

ACABA

Şüphe, kuşku. (a'caba:) Merak, kararsızlık veya kuşku anlatan bir söz, acep.

İLGİLENMEK

İlgi göstermek, alakalanmak. Bir konu üzerinde çalışmak, uğraşmak. Görev gereği bir sorumluluğu yerine getirmek. Ağırlamak. Bir şeyi çekici bulmak. Birine karşı yakınlık duymak. Bakmak. Bir şeye karşı merak duymak.

ARAŞTIRICI

Araştırmacı. Meraklı.

DÜĞÜM

İplik, ip, halat vb. bükülebilir şeyleri kıvırıp kendi üzerine veya birbirine dolayarak yapılmış olan boğum. Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan kararlı dalgalarda titreşim genliğinin sıfır olduğu noktalardan her biri. Anlaşılamayan, çözülemeyen karışık durum. Bilgisayar ağında başka birimlerle iletişim kurma yeteneği olan yazıcı, sunucu, bilgisayar vb. birim. Edebî eserlerde çapraşık olguların çözümlenmeden önce toplandığı en büyük merak unsuru.

KOKETRİ

Beğenilme merakı. Şıklık, hoşluk.

FANTEZİST

Fantezi meraklısı, fanteziye düşkün kimse.

KAMERA

Görüntülerin filme alınmasını sağlayan alet, alıcı. Bir çekime başlanırken, yönetmenin alıcıyı çalıştırmaları için verdiği buyruk. Kameraman.

HEVESLİ

Bir şeye, bir işe istek duyan veya merak sarmış olan, istekli, heveskâr.

FİLOZOF

Felsefe ile uğraşan ve felsefenin gelişmesine katkıda bulunan kimse, felsefeci, feylesof. Sakin, kendi hâlinde yaşayan kimse. Felsefe yapmaya meraklı olan kimse.