Kelimeler arşivi içinde; başında "memleket" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. memleket ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu memleket ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde memleket olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
MEMLEKETSİZLİK
MEMLEKETÇİLİK
MEMLEKETSİZ
MEMLEKETÇİ, MEMLEKETLİ
MEMLEKET
MEMLEKET
Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların bütünü, ülke. Bir kimsenin doğup büyüdüğü yer, şehir, yurt. İklim ve üretim bakımından ele alınan bölge.
MEMLEKETSİZ
Memleketi olmayan.
MEMLEKETSİZLİK
Memleketsiz olma durumu.
MEMLEKETLİ
Aynı memleketten olan kimse, toprak, yerdeş, hemşehri. Memleket halkı.
MEMLEKETÇİLİK
Memleketçi olma durumu.
MEMLEKETÇİ
Memleketin her bakımdan yükselmesini, gelişmesini isteyen, bu yolda çaba harcayan kimse.
Bu bölümde tanımı içerisinde MEMLEKET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DAŞAĞIR
Çok taşlı yer. Verimsiz, yoksul, az gelir sağlayan ve geçimin güç olduğu memleket.
YURT
Bir halkın üzerinde yaşadığı, kültürünü oluşturduğu toprak parçası, vatan. Diyar. Yörüklerin yazın veya kışın oturdukları yer. Bir şeyin ilk veya çok yetiştirildiği yer, vatan. Memleket. Sahip olunan arazi, emlak. Göçebe Türklerin oturduğu çadır. Öğrencilerin kaldığı, barındığı yer. Bakıma ve barınmaya muhtaç bir grup insanın oturduğu, yetiştirildiği veya bakıldığı kurum.
SILACI
Memleketine, doğup büyüdüğü yere dönerek yakınlarına kavuşan kimse.
ELİKMEK
Utanmak, çekinmek, sıkılmak. İrileşmek, büyümek. Bir yere gitmekten, bir iş yapmaktan üşenmek. Yabancı gözü ile bakmak, yabancı saymak. Gidilen bir memlekette mahcup olmak, utanmak, orada istenmemek. Bunalmak, bizar olmak. Utanmak, sıkılmak, mahzun olmak. İhtiraz etmek, çekinmek.
BURALI
Bu memleketli, bu yerin halkından olan kimse.
MEMALİK
Memleketler.
HEMŞEHRİ
Memleketli.
ÜLKE
Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, diyar, memleket. Devlet. Bir özelliği ön plana çıkarılarak düşünülen bölge.
ASABA
Ölen kimsenin, karısına düşen mal. Erkek mirasçı, erkek evlât. İkinci derecedeki akraba. Dost, arkadaş. Bir ilde, bir memlekette oturanlar. Soy, akraba, sülâle. Boy, yükseklik, derinlik. Fotin veya mestin topuğu örten parçası. Giyside beden: Ceketin asabası genişçe olmuş. Tarlanın yüzü.
BAŞA
Ağabey. İleri gelen: Memleketin başaları toplanmış. Karı. Mutluluk, gönül rahatlığı.
CİNNİSTAN
Cin memleketi.
ELBEYİ
Bucak müdürü. Vali, mıntıka kumandanı. Memleketin beyi. Samsun şehrinde, Köprübaşı bucağına bağlı bir bölge.
DOĞAY
(karşılık: favna),Bir memleket, alan ya da devreye has hayvanlar topluluğu. "Ey ay, artık doğ, kendini göster" anlamında kullanılan bir isim".
GEKOGİLLER
Sürüngenler (Reptilia) sınıfının, pullu sürüngenler (Squamata) takımının, kertenkeleler (Lacertilia) alt takımından, küçük vücutlu ve iri gözlü parmaklarının ucunda yapışkan safihaları olan, ses çıkaran, zararsız, sıcak memleketlerde yaşayan bir familya. (Geckonidae, Malayaca: geko= bir tip kerkentele), Omurgalı hayvanlardan sürüngenler (Reptilia)sınıfının pullu-sürüngenler (Squamata) takımının kertenkeleler (Lacertilia) alt-takımına (bk) giren bir famlyası. Küçük vücutlu ve iri gözlüdürler. Parmaklarının uçlarında yapışma safihaları bulunur.İnsanlara zararı yoktur.Sıcak memleketlerde bol olarak bulunurlar.Ses çıkarırlar.Duvar gekosu (Tarentola mauritanica), yassı-parmaklı geko (Hemidactylus turcicus)türleri iyi bilinir (bk).
TOPRAK
Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Memleketli. Kara. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Arazi, tarla. Ülke.
EJNEBİ
Arapça kökenli ecnebi: ecnebi; yabancı; yabancı memleket(ler).
CURUKBAKAL
Eti yenen bir cins sıcak memleket kuşu.
NERELİ
Birinin memleketini sormak için kullanılan bir söz.
ELDIŞI
Memleket işi olmıyan, dış memelketlerle ilgili bulunan (konu, tip, renk v. b.) (ELDIŞILIK, Exotisme).
KONTUVAR
Bir memleketin, yabancı bir memleketteki ticaret acentesi.