Kelimeler arşivi içinde; sonunda "mane" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. Sonu mane ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında mane olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde mane olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
MAHKUMANE
HAKİMANE, MASUMANE, ZALİMANE
ALİMANE, FARMANE, FERMANE, GERMANE, HASMANE, KERMANE, UMUMANE
KEMANE, ZAMANE, DÜMANE, ZEMANE
MANE
MANE
Mâni (bk. mani).
ZAMANE
İçinde bulunulan zaman, dönem. Yakınma veya hafifseme yoluyla şimdiki zaman.
ALİMANE
Âlime yakışan. Âlimin yaptığı biçimde.
UMUMANE
Umumhane.
ZALİMANE
Acımasızca.
HAKİMANE
Bilgece.
DÜMANE
Yönetim.
FARMANE
Kırmızı çuha üzerine sim işlenmiş gelin elbisesi.
FERMANE
Kadınların giydiği üzeri işlemeli yelek.
HASMANE
Düşmanca.
GERMANE
Elde yün eğirmeye yarayan araç, kirmen.
MAHKUMANE
Mahkûm gibi, mahkûmcasına.
KEMANE
Keman ve kemençe yayı. Bir tür halk çalgısı. Ağaç gemilerde talimarın üst ucundaki kıvrım. Delgi veya küçük torna çevirmek için kullanılan ok yayı biçimindeki araç.
KERMANE
Kirmen.
MASUMANE
Masumca.
ZEMANE
Gençlik.
Bu bölümde tanımı içerisinde MANE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACIMASIZCA
Acımasız olarak, acımasız bir biçimde, acımasızcasına, zalimce, zalimcesine, zalimane.
ERMİŞ
Dinî inançlara göre kendisinde olağanüstü manevi güç bulunan kişi, eren, evliya, veli.
DENYO
Dengesiz, deli bozuk. Emanet, rehin, tutu. Sersem, budala.
ÇÖPÇATAN
Evlenmelerde aracılık eden kimse. Kimin kiminle evleneceğini önceden kararlaştırıp gerçekleştirdiğine inanılan manevi güç.
BORÇLU
Borcu olan, borç almış olan, verecekli, medyun, alacaklı karşıtı. Borcu kalmış olarak. Bir şeyi birinin yardımıyla elde etmiş olan. Manevi bir yükümlülük altında bulunan.
BİLGECE
Bilgeye yaraşır. (bilge'ce) Bilgeye yaraşır bir biçimde, hakimane.
DONANIM
Bir gemi direğine, bir yelkene veya başka bir parçaya bağlı bulunan halat ve makara vb. manevra araçları. Bir bilgisayarda bulunan fiziksel birimler. Tesisat.
BELEDİYE
İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
DESTEK
Bir şeyin yıkılmaması için konulan eğik veya düz dayak, payanda. Bir birlik için sağlanan yardım veya koruma. Üzerine bir şey oturtmaya, tutturmaya, koymaya yarar araç, bindi, hamil. Maddi ve manevi yardımcı, dayanak. Bir vektörü taşıyan sonsuz doğru. Kredi işlemlerinde her an sarf edilebilecek kredi. Yardım.
ENERJİ
Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç, erke. Manevi güç. Organların çalışabilmesi ve vücut ısısının sürdürülebilmesini sağlayan besin ögelerinin oluşturduğu güç.
ELVEDA
Bir daha kavuşulmayacağı düşünülen bir şeyden ayrılırken kullanılan bir söz. Bir daha karşılaşılmayacak biçimde ayrılırken "Allah'a ısmarladık, Allah'a emanet olun" anlamlarında kullanılan bir söz.
DEĞER
Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.
BORÇLANMAK
Karşılığını sonra vermek şartıyla birinden para veya bir şey almak, istikraz etmek. Manevi bir yükümlülük altına girmek.
CENDERELEŞMEK
Manevi baskı altında mücadele etmek.
CENDERE
Pres. Manevi baskı.
EMANETEN
Emanet olarak.
BAĞIMLI
Başka bir şeyin istemine, gücüne veya yardımına bağlı olan, özgürlüğü, özerkliği olmayan, tabi. Bir kimseye veya şeye maddi veya manevi yönden aşırı bağlı olan. Sigara, uyuşturucu madde vb. kötü alışkanlıklara aşırı derecede düşkün, müptela.
EMANETÇİLİK
Emanetçinin yaptığı iş.
FEYİZ
Verimlilik, gürlük, ongunluk, bereket. İlerleme, kültürel gelişme, olgunluk. Artma, çoğalma. Manevi haz, mutluluk, iç huzuru.