MAHKEME ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "mahkeme" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. mahkeme ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu mahkeme ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde mahkeme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

MAHKEMELEŞMEK

12 harfli kelimeler

MAHKEMEAĞCİN, MAHKEMELEŞME

10 harfli kelimeler

MAHKEMELİK

9 harfli kelimeler

MAHKEMELİ

7 harfli kelimeler

MAHKEME

Bazı kelimelerin anlamları

MAHKEME

Bir yargıçtan veya bazen savcı ve yargıçlardan oluşan bir kurulun, yargı görevini yerine getirdikleri yer, yargı yeri, yargıevi, mahkeme kapısı. Yargılama.

MAHKEMELEŞMEK

Karşılıklı olarak birbirini dava etmek.

MAHKEMELEŞME

Mahkemeleşmek işi.

MAHKEMELİK

Mahkemede yargılanması, çözümlenmesi gereken.

MAHKEMEAĞCİN

Ankara ilinde, Kızılcahamam ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

MAHKEMELİ

Mahkemeye düşmüş, davalı.

  -   -   -  

Anlamında MAHKEME bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde MAHKEME geçen kelimeler listesi verilmiştir.

MAHZAR

Yüksek makamlı bir kimsenin yanı, huzuru. Mahkeme sicil defteri. Yüksek bir makama sunulmak için yazılan çok imzalı dilekçe.

NAFAKA

Geçinmek için gerekli olan şeylerin bütünü, geçimlik. Birinin geçindirmekle yükümlü bulunduğu kimselere, mahkeme kararıyla bağlanan aylık.

İFLAS

Borçlarını ödeyemediği mahkeme kararı ile tespit ve ilan olunan iş adamının durumu, batkı, batkınlık, müflislik. İşlevini ya da görevini yapamama. Yenilgiye uğrama, değerini yitirme.

İSTİNAF

Mahkemenin verdiği kararı kabul etmeyerek bir üst mahkemeye götürme.

MUHZIR

İlgililerin mahkemede bulunmalarını sağlayan görevli.

DAVALAŞMAK

Birbiri aleyhinde mahkemeye başvurmak.

AVUKAT

Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse. Gerekmediği hâlde başkasını savunan, onun adına konuşan kimse.

BOŞANMAK

Karı ve koca mahkeme kararı ile birbirinden ayrılmak. Dertlerini, yakınmalarını anlatmak. Sıyrılmak, kurtulmak. Kapalı bir yerde bulunan insanlar birden dışarı çıkmak. Hayvan, başlığından, koşum takımından veya bağından kurtulmak. Baskı altında gergin duran bir şey, birden ve hızla kurtulmak. Bol bol akmak.

MÜBAŞİR

Mahkemede duruşmaya girecekleri ve tanıkları çağıran, yargıcın emirlerini bildiren, kâğıtları getirip götüren görevli, çağrıcı.

ENGİZİSYON

Orta Çağda, Katoliklerde katı din inançlarına karşı gelenleri cezalandırmak için kurulan kilise mahkemelerinin adı.

İLAM

Bildirme, anlatma. Bir davanın mahkemece nasıl bir hükme bağlandığını gösteren resmî belge.

İSTİNABE

Davanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek için başka bir yerde bulunan bir tanığın oradaki mahkeme tarafından ifadesinin alınması.

İDDİANAME

Savcılığın soruşturma sonunda elde ettiği kanıtları ve iddialarını içinde topladığı, mahkemede okunan yazı, savca.

DİVANIHARP

Askerî mahkeme.

GEREKÇE

Gerektirici sebep, esbabımucibe. Bir yasanın önerilmesi ve hazırlanmasında, yasa tasarısının hazırlanış ve maddelerin düzenleniş sebepleri. Bir önermenin kendiliğinden var kıldığı gereklik, lazıme. Mahkeme kararlarının dayandığı kanuni ve hukuki sebepler.

BAZİLİKA

İçi, ortadaki yüksek, yanlardakiler daha alçak olmak üzere iki sıra sütunla üç salona ayrılmış, dikdörtgen biçiminde büyük kilise. Kral sarayı. Dikdörtgen biçiminde, uç kısmında yarım çembere benzeyen bir çıkıntısı olan Roma mahkemesi.

KAZASKER

İlmiye sınıfının yüksek derecesinde bulunan devlet görevlisi. Osmanlı döneminde mahkemelerin en yetkilisi.

KADI

Tanzimata kadar her türlü davaya, Tanzimat ile Medeni Kanun arasındaki dönemde ise yalnız evlenme, boşanma, nafaka, miras davalarına bakan mahkemelerin başkanları.

NAKZETMEK

Bozmak. Yargıtay, bir mahkemenin yargısını yerinde veya yolunda bulmayarak geri çevirmek.

SABIKA

Geçmiş bulunan şey, geçmiş bulunan olay. Geçmişte işlenmiş, mahkemece ispatlanıp cezalandırılmış olan suç.