Kelimeler arşivi içinde; sonunda "lığa" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. Sonu lığa ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında lığa olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde lığa olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
LIĞA
Tortu. Kireç tortusu. Bataklıklarda yığılmış pislik, birikinti.
KAŞIKLIĞA
Kaşık konulan sepet, kaşıklık.
LIĞLIĞA
Boğaz. Esnek. Su yatağının yumuşamış durumu. Vıcık vıcık (çamur için).
ŞAYLIĞA
Şerefe, sağlığa, mutluluğa.
Bu bölümde tanımı içerisinde LIĞA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AFALLATMAK
Şaşkınlığa düşürerek sersemleştirmek.
CEZALANDIRMAK
Bir kimseye veya varlığa ceza vermek.
AŞISIZ
Herhangi bir hastalığa karşı aşılanmamış olan (kimse). Aşı yapılmamış (bitki).
BAKAKALMAK
Şaşkınlığa uğrayıp ne yapacağını bilmez durumda kalmak.
ENFEKSİYON
Organizmada hastalığa yol açan mikrop, virüs, parazit vb. etkenlerin genel veya yerel gelişmesi, yayılması.
BAVCI
Şahin, köpek vb. hayvanları avcılığa alıştıran kimse.
AKKOR
Işık saçacak beyazlığa varıncaya kadar ısıtılmış olan.
DADACILIK
Savaşa ve toplumsal düzensizliğe karşı başkaldırmadan doğan bir sanat akımı, Dadaizm. 1916'da dil ve estetik kurallarını tanımayan, kelimelerin anlamlarına değer vermeyen, anlatımda başıboş ve alabildiğine çağrışımlara dayanan bir yol izleyen, bile bile kapalılığa sapan bir çığır, Dadaizm.
ÇÖKERTMEK
Çöktürüp oturtmak. Moral bozmak, dağınıklığa yol açmak. Bulunduğu yere yıkmak, çökmesini sağlamak.
FEDERALİZM
Birçok devletin özel yasalara ve bağımsızlığa sahip olarak tek bir devlet durumunda birleşmeleri yöntemi.
DARI
Buğdaygillerden, kuraklığa dayanıklı bir bitki, akdarı (Panicum miliaceum). Mısır. Bu bitkinin buğday yerine besin olarak kullanılan tohumu.
BAV
Şahin, köpek vb. hayvanları avcılığa alıştırma işi.
DOYMA
Doymak işi. Bir gazın, belli bir sıcaklıkta o sıcaklığa özgü olan en büyük basınç altında bulunması. Bir sıvının içinde belli bir cisimden eriyebilecek en çok miktarın erimiş bulunması, işba. Yeğinliği gittikçe artırılan bir manyetik alanın içindeki bir çelik çubuğun alabileceği en çok manyetizmayı almış olması.
DAYANAK
Dayanılacak şey, istinatgâh, mesnet. Destek, dayanak noktası. Bir gerçekliğin onaylanması için olayların arkasında veya altında bulunan şey, kendisine bir şey yüklenilen, bir varlığa destek olan, altta bulunan temel. Bir iddiayı güçlendirmeye yarayan tanıt.
BOZUNTU
Bozulmuş bir şeyin kalan bölümleri, döküntü. Şaşkınlığa düşme. Kendinde bulunması gereken nitelikleri taşımayan kimse veya şey.
CINGIL
Küçük üzüm salkımı. Boncuk, gümüş veya altın para ile yapılmış, başlığa veya giysiye takılan süs. Radyo programları öncesinde veya sonrasında çalınan, tanıtıcı, özel müzik parçası.
AŞILAMAK
Vücutta bağışıklık yaratmak veya yerleşmiş bir hastalığa karşı koyabilmek için hazırlanmış bir aşıyı vücuda vermek, aşı yapmak. Birtakım düşünce veya duyguları başkasına benimsetmek, telkin etmek, etkilemek. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katmak. Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağacın bir parçasını anaç üzerine kaynaştırarak üretmek. Başkasına hastalık geçirmek.
BAŞKALAŞMAK
Başka bir varlığa, niteliğe dönüşmek, değişmek, farklılık kazanmak. Biçim değiştirmek, istihale etmek. Kötüleşmek, bozulmak.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
ÇENTİK
Bir şeyin kenarından kesilerek veya kırılarak açılan küçük kertik, tırtık. Kertikli. Basım sırasında basım aletinin diyaframını belirli bir açıklığa getirecek düzeni işletmek için filmin kenarına yapılmış olan çukurluk. Küçük oyuk.