Sonu LÖK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "lök" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. Sonu lök ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında lök olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde lök olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

LÖK

Yedi yaşından büyük erkek boz deve. Kireç, zeytinyağı, pamuk ve yumurta akının karıştırılması yoluyla, kırık çanak çömlekleri, künkleri birleştirmekte kullanılan macun, lökün. Erkek deve. İğdiş edilmiş deve. Kızgın, azgın deve. Tek hörgüçlü damızlık, tüysüz erkek deve. Çökmüş, oturmuş deve. Dişi deve. Doğurması yakın keçi. Gebe hayvan. Çaylak büyüklüğünde bir çeşit kuş. Hindi. Topaç. Çevresi toprakla yükseltilmiş tarla parçası, evlek. Kurşun lehimlemekte kullanılan pamuklu bez. Kireç, zeytinyağı, pamuk, yumurta akının karıştırılmasından elde edilen, kırık, çatlak çanak, çömlekleri, künkleri birleştirmekte kullanılan macun. Yumurta akı, sabun, zeytinyağı ile yapılan ve kırık çıkıkların iyileştirilmesinde kullanılan bir çeşit ilâç. Buğday unu ile yumurtadan yapılıp çocukların karnına konulan yakı. Sabun ve yumurta ile yapılıp ağrıyan yere yapıştırılan yakı. Karasakız. Gaz lambalarının makine kısmını cam kısmına tutturmaya yarayan şap. Büyük çamur parçası. Ekmeğin iyi pişmemiş durumu. Yalan. Boz devenin erkeği. Tek hörgüçlü deve.

HASANLÖK

Gaziantep kenti, İslâhiye ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

YELÖK

Harman savrulurken, biriken cılız tahıl taneleri.

  -   -   -  

Anlamında LÖK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde LÖK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKROMOTRİHİ

Lökokromotrihi.

ERLİŞİYOZİS

Ehrlichia cinsi bakterilerin neden olduğu insan, köpek, sığır, koyun, keçi ve atlarda kenelerle bulaşan ateşli bir hastalık. Enfekte bireylerde ateş, baş ağrısı, anoreksi, kırgınlık, lökopeni, trombositopeni, miyozitis ve ara sıra ölüm görülebilmektedir. İnsan enfeksiyonlarına neden olan önemli türler Ehrlichia chaffeensis, Anaplasma phagocytophilum ve Ehrlichia ewingii'dir. Koyun, sığır, kedi ve köpeklerde ise Ehrlichia canis, Haemobartonella felis ve Anaplasma türleri enfeksiyona neden olmaktadır.

DEGRANÜLASYON

Yerel iltihaplanmalarda ya da bazı alerjik durumlarda mast hücreleri, bazofil lökositler vb.nin sitoplâzmasında bulunan granüllerin hücre dışına bırakılması. Yerel iltihaplanmalarda veya bazı alerjik durumlarda mast hücreleri, bazofil lökositler gibi hücrelerin sitoplazmasında bulunan granüllerin hücre dışına bırakılması. Yerel yangılarda veya kimi alerjik durumlarda mast hücreleri, bazofil lökositler ve benzerleri hücrelerin sitoplazmasında bulunan granüllerin hücre dışına bırakılarak kaybedilmesi.

DİYAPEDEZ

Akyuvarların (lökositler) kılcal damar duvarını geçerek etrafındaki dokuya ya da iltihaplı bölgeye göç etmeleri. Eritrositlerin kılcal damar duvarından dışarı sızarak etraftaki dokuya veya iltihaplı bölgeye göç etmesi. Yangı olayları sırasında alyuvarların nötrofil lökositlerin geçtiği yoldan, hidrostatik basınç etkisiyle hareketsiz olarak damar dışına çıkmaları. Kan hücrelerinin damar çeperlerinden dokulara sızması.

ATAKSİ

Vücut faaliyetlerinde düzensizlik veya hareketlerde karışıklık. Hareketlerde eş güdümün bozulması, sendeleme, sarsılma. Kuzularda bakır eksikliği, genç sığırlarda A vitamini eksikliği, koyunlarda louping-ill, koyun ve keçilerde skrapi ve lökozis sonucu ortaya çıkan motorik sinir merkezleri arasındaki eş güdümün bozulması durumu. Vücut kaslarını uyaran sinirler arasındaki uyumlu çalışmanın bozulmasına bağlı olarak hayvanın düzensiz hareketler yapması. Statik ataksi ve lokomotorik ataksi olarak ikiye ayrılır. Yerleşmesine göre; spinal, serebellar ve serebral ataksi çeşitleri vardır.

ADEZYON

Farklı molekülleri birarada tutan çekim veya kuvvet. Normalde birbirinden ayrı iki organ veya zarın iltihap gibi nedenlerle birbirine yapışması. Moleküller arasında birbirilerine tutunmalarını sağlayan çekim kuvveti. Birbirinden ayrı iki organ veya zarın yangı ve benzeri nedenlerle yapışması. Yangı sürecinde nötrofil lökositlerin, venül ve kılcal damar endoteline yapışması. Birleşme, yapışma, tutunma.

EOZİNOFİLİK

Mikroskopta eozinle kolayca boyanan, eozini kolayca alan hücre veya dokuları ifade eder. Eozinofil lökositlere ait veya eozinofiliyle ilgili olan.

AGRANÜLOSİTOZİS

Kandaki granülosit sayısının aşırı derecede azalması veya kaybolması. Kemik iliğinde granülosit akyuvar üretiminin ve kandaki granülositlerin özellikle nötrofil lökositlerin azalması sonucu, vücudun ikincil bakteriyel enfeksiyonlara duyarlı hâle gelmesiyle birlikte müköz zarlarda, deride, sindirim ve solunum kanalında erozyon ve ülserlerle belirgin, ateşli hastalık tablosu, granülositopeni.

FAGOSİTİN

Lökositlerde fagositoz sırasında meydana gelen sıcağa dayanıklı protein yapısında bir bakterisidal. Nötrofil granüllerinden salınan bakteri öldürücü bir protein.

EİKOZANOİTLER

Araşidonik asitten türeyen prostoglandin, prostasiklin, tromboksan, lökotrien gibi yerel düzenleyici moleküller.

AGRANÜLOSİT

Sitoplâzmasında granülleri olmayan lökosit. Örnek: Lenfosit, monosit. Taneciksiz akyuvarlar.

EOZİNOFİLİ

Kanda eozinofil lökosit sayısının ileri derecede artması. Aşırı derecede eozinofil lökositlerin üretilmesi ve bunların kanda anormal derecede artması, eozinofilik lökositozis. Genellikle kronik paraziter enfeksiyonlarla ilişkilidir. Belirli organlardaki kimi parazitlerin etkisiyle genel eozinofil sayısı artabilir. Bu artış sıklıkla tanıda kullanılabilir. Doku kesitlerinin eozinle kolayca boyanması.

AKYUVAR

Kan, lenf vb. vücut sıvılarında bulunan çekirdekli, yuvarlak hücre, lökosit.

CORUK

Manda yavrusu. Kuluçkaya gelmiş tavuk. Gelişmemiş, büyümemiş. Fidan. İnatçı. Oburluğu ile tanınan bir çeşit kuş: Coruk kuşu gibi lâk deyince et, lök deyince su istiyorsun. Bahane, özür. Fıtıklı kişi. Züğürt, para tutmayan. Cahil ve görgüsüz. Yıkılmış, yıkılmaya yüz tutmuş yapı. Hindi. Zayıf, hastalıklı.

EKSÜDASYON

Damar duvarlarından veya doku yüzeyinden dışarıya, proteinden zengin, lökosit içeren sıvı sızması.

EOZİNOFİL

Asidofil. Eozinofil lökosit. Eozin seven; eozin denen asit bir boya ile kolayca boyanabilen.

AGRONÜLOSİT

Stoplazmasında granülleri bulunmayan lökosit.

EYKOSANOİTLER

Arakidonik asit ve bundan türeyen prostaglandin, tromboksan, lökotrienler gibi maddelere verilen genel ad.

LÖKLEME

Löklemek işi.

LÖKLEMEK

Lökle yapıştırmak.