Kelimeler arşivi içinde; sonunda "last" olan, toplam 72 adet kelime bulunmaktadır. Sonu last ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında last olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde last olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
MİKROGAMETOBLAST
HEMATOSİTOBLAST
MEGAKARYOBLAST, HEMANJİYOBLAST, MİYOFİBROBLAST, SİTOTROFOBLAST, PROERİTROBLAST, KOLLAJENOBLAST
HEMOSİTOBLAST, PANSPOROBLAST, FEOKROMOBLAST, SPONGİYOBLAST, SPONJİYOBLAST
EMBRİYOBLAST, BLEFAROPLAST, BLEFAROBLAST
KONDROPLAST, KONDROBLAST, KİNETOPLAST, ODONTOBLAST, PLAZMOBLAST, MELANOBLAST, MİYELOBLAST, POLAROPLAST, ERİTROBLAST, FRAGMOPLAST, EOZİNOBLAST, RETİNOBLAST, SKLEROBLAST
TROFOBLAST, TRİKOBLAST, TERMOPLAST, SPOROBLAST, NEFROBLAST, NORMOBLAST, SFEROPLAST, OSTEOBLAST, OSTEOKLAST, PROTOPLAST, OSTEOPLAST, KLOROPLAST, FİBROBLAST, ASTROBLAST, KNİDOBLAST, KOLLOBLAST, KROMOBLAST, APİKOPLAST, AMİLOPLAST, ADENOBLAST, LENFOBLAST, KROMOPLAST
AKSOPLAST, ŞEROPLAST, TONOPLAST, EKTOBLAST, LÖKOPLAST, FİKOPLAST, HİPOBLAST, PERİPLAST, PERİBLAST, İDİOBLAST, OLEOPLAST, NÖROBLAST, LÖKOBLAST, MONOBLAST, MİYOBLAST
EPİBLAST, NEOBLAST
OOBLAST
BALAST
BLAST
LAST
LAST
Biçilmiş otlardan yapılmış ot dizisi.
SİTOTROFOBLAST
Yavru zarlarından dölüte en yakın tabakayı oluşturan, villusların iç kısmında yer alan, hücre sınırları çok belirginlik gösteren, trofoblastların oluşturduğu koryon kesesinin esas hücreleri.
HEMATOSİTOBLAST
Retiküler bağ dokudaki ilkel retikulum hücrelerinden oluşan ve kan hücrelerinin asıl kökenleri olan oldukça büyük ilkel kan hücreleri, hemositoblast.
KOLLAJENOBLAST
Fibroblastların farklılaşmasıyla oluşan, kollajen üreten hücre.
MİYOFİBROBLAST
Hem fibroblast hem de düz kas hücresinin sitolojik karakteristiklerini taşıyan, çekirdek uzamış olup dalgalı profil gösterebilen, sitoplazmada aktin filamentleri bulunan, bazal lamina olmayan, yaraların büzüşmesinde ana rol oynayan hücre. Bağ doku hücresi ve düz kas hücresinin kimi ortak yapısal özelliklerine sahip, yaraların büzüşmesinde ana rol oynayan iğsi hücre. Kasılma yeteneğinde olduğundan, geniş yüzeyli yaralarda yara yüzeyinin daralmasını önemli görev üstlenir.
PANSPOROBLAST
Kendisini çevreleyen bir zarı bulunan veya bulunmayan, gelişimi sonucunda iki veya daha fazla sayıda spor meydana getiren Apansporoblastina ve Pansporoblastina alt takımındaki protozoonlarda görülen disporoblastik sporont ve sporoblast ana hücresi.
SPONJİYOBLAST
Keratinli süngerlerde spongin meydana getiren hücre, spongiyoblast.
MEGAKARYOBLAST
Memelilerde kemik iliğinde trombosit olma yönünde uyarılan progenitör hücrelerin bölünüp çoğalması sonucu oluşan hücre.
MİKROGAMETOBLAST
Bazı sporozoonlarda, mikrogametosit ile mikrogamet arasında bir ara safha. Kimi sporozoanlarda mikrogametositle mikrogamet arasında bir ara evre.
SPONGİYOBLAST
Keratinli süngerlerde spongin meydana getiren hücre. Nörogliya hücrelerinin ve omuriliğin çevresine ışınsal uzanan telleri veren embriyonik epitel hücreleri. Sponjiyoblast. Embriyoda nöral tüpün gelişiminde ependim ve astrositler olarak bilinen nörogliya hücrelerinin öncü hücresi. Süngerlerde spongin meydana getiren göze.
BLEFAROPLAST
Dip taneciği. Bazı birgözeli, kamçılı hayvanlarda kamçının dibindeki dip taneciğinin yanında bulunan küçük bir yapı.
HEMANJİYOBLAST
Mezodermden kaynaklanan, damarların oluşumunu sağlayan embriyonik hücre.
EMBRİYOBLAST
Ektoderm hücrelerinin oluşturduğu iç hücre kitlesi.
PROERİTROBLAST
Alyuvar gelişiminde köken hücreden farklılaşan, sitoplazma mavi ve çekirdek ise mor renkte boyanan ilk hücre.
HEMOSİTOBLAST
Miyeloyit ana hücresi. Kemik iliğinde bulunan ve her tip beyaz kan hücresi (monosit, granülosit, lenfosit) ile megakaryosit ve eritrositleri veren çok yönlü hücre. Hematositoblast. , : Kan yapan dokularda bulunan ve kan gözelerini verecek olan ilkel bir göze tipi.
FEOKROMOBLAST
Kromafin hücrelerine dönüşen embriyololojik yapı.
Bu bölümde tanımı içerisinde LAST geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BADANALAMAK
Duvarları boyamak için sulandırılmış kireç veya plastik boya sürmek.
BANT
Yapılış özelliğine göre sarma, yapıştırma vb. işlerde kullanılan düz, ensiz, yassı bağ, şerit, izole bant. Ses alma aygıtlarında seslerin kaydı için kullanılan manyetik oksitli plastik veya selüloz şerit. Yara üzerine yapıştırılan özel olarak hazırlanmış ilaçlı küçük şerit.
BÖLÜTLENME
Döllenmiş yumurtanın blastulayı oluşturuncaya dek art arda bölünmesi.
CETVEL
Doğru çizgileri çizmeye yarayan, dereceli veya derecesiz, tahtadan, plastikten, madenden yapılmış araç, çizgilik. Liste, çizelge.
BİGUDİ
Kadınların saçlarını kıvırmak için kullandıkları, metal, sünger veya plastikten, boru biçiminde küçük araç, sarmaç.
AYAKKABI
Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılmış olan giyecek, başmak, pabuç.
ÇADIR
Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak, çerge, oba, otağ. Gölgelik olarak kullanılan tente veya şemsiye.
AMBALAJ
Eşyayı sarmaya yarayan mukavva, kâğıt, tahta, plastik vb. malzeme.
BAGET
Bateri çalmaya yarayan ince, kısa çubuk. Tavuk, piliç vb. kanatlılarda but ile paça arasında kalan etli bölüm. Çorabı gergin tutmak ve düşmesini engellemek için kullanılan sert lastik. Tıraşlanmış, dikdörtgen biçiminde değerli taş. Düşük gramajlı ince, uzun ekmek.
BEBEK
Meme ya da kucak çocuğu. Sevgi bildiren bir seslenme sözü. Göz bebeği. Plastik, tahta, bez vb.nden yapılmış olan insan biçiminde oyuncak.
BONCUK
Cam, taş, sedef, tahta, plastik vb. maddelerden yapılan, ortası delik, çoğu yuvarlak ve renkli süs tanesi.
BARET
Küçük takke, papaz takkesi. İşçilerin başlarına giydikleri, metal veya plastikten yapılmış koruyucu başlık. Bir süs iğnesi türü.
BİDON
İçine çeşitli maddeler konulan, sac, plastik veya çinkodan yapılmış kap.
BUMLAMAK
Taşıt lastiği patlamak.
BOT
Küçük gemi. Ağaç, plastik veya kauçuktan yapılmış küçük sandal. Uzun konçlu, kapalı ayakkabı.
ÇAKMAK
Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.
CIRT
Kâğıt, kumaş vb. yırtılırken çıkan ses. Nesneleri birbirine bağlamakta kullanılan, çentikli, plastik kelepçe.
BURÇ
Kale duvarlarından daha yüksek, yuvarlak, dört köşe veya çok köşeli kale çıkıntısı. Zodyak üzerinde yer alan on iki takımyıldıza verilen ortak ad. Demir aksamın birbirine değmesini engellemek, boşlukları doldurmak amacıyla sarı, karbon, plastik vb.nden yapılmış olan bir motor parçası. Ökse otu.
BARDAKALTI
Bardağın konulduğu yeri kirletmemesi için kullanılan, genellikle örgü, kâğıt veya plastik örtü. Yemek öncesi yenilen küçük bir lahmacun türü.
COP
Kalın, kısa değnek. Polislerin kullandığı genellikle lastikten yapılmış olan sopa.