Kelimeler arşivi içinde; sonunda "lamlı" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. Sonu lamlı ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında lamlı olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde lamlı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
EŞANLAMLI
KAPLAMLI, ÇITLAMLI
ANLAMLI, İSLAMLI, SELAMLI
LAMLI
LAMLI
Ufak çakı. Tüfeğin namlusu. Harmanda savrularak buğdaydan ayrılmış saman yığını. Samandan ayrılmış tahıl.
SELAMLI
İçel kenti, Mut belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Kırıkkale şehri, Balışeyh ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Malatya şehrinde, Arapgir ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KAPLAMLI
Birçok şeyi kaplamı içine alan.
İSLAMLI
Tokat kenti, Reşadiye ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
ÇITLAMLI
Dokundurucu, imalı.
EŞANLAMLI
Bilgi erişimde, özdeş kavramları gösteren anahtar-sözcük ya da deyimler.
ANLAMLI
Anlamı olan, manalı. İçeriği olan. Gizli bir anlamı olan, düşündürücü, manidar.
Bu bölümde tanımı içerisinde LAMLI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
İKİZLİ
İkizleri olan (ana). Kendisinden iki anlam çıkarılabilen, ikiz anlamlı. İki kollu (araç).
ANLAMLILIK
Anlamlı olma durumu, manidarlık.
CİNAS
Çok anlamlı bir kelimeye, her defasında başka bir anlam yükleyerek birbirine yakın birkaç yerde kullanma. Çok anlamı olan bir kelimenin iyi anlamını kullanır görünerek kötüsünü öne çıkarma.
ÇATAL
İki veya daha çok kola ayrılan değnek. Dirgen. Bir tür olta iğnesi. Ucu kollara ayrılmış. İki anlamlı, iki türlü anlaşılabilir. Dallı olan şeylerin her kolu. Yemek yerken kullanılan iki, üç veya dört uzun dişli çoğunlukla metal araç. İki taraflı. Yol, ağaç gibi kollara ayrılan şeylerin ayrılma yeri.
HURRA
Genellikle Batılı uluslarda hep bir ağızdan "yaşa" anlamlı destek vermek amacıyla kullanılan bir söz.
ANLAMDAŞLIK
Eş anlamlılık.
ESPRİTÜEL
Yerinde ve zamanında, güzel ve hoş karşılanan, ince anlamlı, düşündürücü söz söyleyen, nükte yapan (kimse).
ÇÜRÜMEK
Genellikle mikroorganizmaların etkisiyle, kimyasal değişikliğe uğrayarak bozulup dağılmak. Vurulma veya sıkışma yüzünden vücutta lekeler oluşmak. Sağlamlığını, dayanıklılığını yitirmek. Yıpranmak, çökmek. Bir düşünce temelsiz ve kanıtsız kalmak.
ANLAMDAŞ
Eş anlamlı.
KAVRAMA
Kavramak işi, anlama, anlamaklık, algılama. Küçük orak. İki dikme arasındaki sağlamlığı ve dayanıklılığı artırmak için kullanılan yatay ahşap parça. Otomobilde motor ile vites kutusunu birbirine bağlayıp ayırma, motordan gelen hareketi sarsıntısız olarak öteki aktarma ögelerine iletme.
GİRMEK
Dışarıdan içeriye geçmek. İncelemek, ayrıntılara inmek. İyice anlamak, iyice bilmek. Erişmek, ulaşmak. Yemek yemek. Sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak. Sığmak. Tecavüz etmek, geçmek. Ağrı, sancı başlamak, saplanmak. Zaman anlamlı kavramlar için gelmek. Girişmek, başlamak. Kavgaya tutuşmak. Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek. Yüklenmek. Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak. Bulaşmak. Almak, fethetmek. Yazılmak, başlamak. Katılmak.
İŞARET
Anlam yükletilen şey, anlamlı iz, im. El, yüz hareketleriyle gösterme. Belirti, gösterge, alamet.
BERKLİK
Sağlamlık. Sertlik, katılık.
İKİRCİL
İki anlama da gelen ve iki türlü yorumlanabilecek nitelikte olan, iki anlamlı.
HAREM
Saray ve konaklarda kadınlara ayrılan bölüm, selamlık karşıtı. Karı, eş. Bu bölümde oturan kadınların hepsi.
CEMİYET
Dernek. Yüksek sosyete. Toplum. Birbirine uygun veya zıt anlamlı kelimeleri tenasüp, tezat sanatları yoluyla bir araya getirme. Düğün. Bir olayı veya kişiyi kutlamak amacıyla bir araya gelen topluluk.
KELİME
Anlamlı ses veya ses birliği, söz, sözcük.
MABEYİN
Ara. Padişah sarayı. Eski konaklarda harem ile selamlık arasındaki daire.
MANALI
Anlamlı. Anlamlı bir biçimde.
KUŞAK
Bele sarılan uzun ve enli kumaş. Yeryüzünde veya herhangi bir gök cisminde belli şartları sağlayan bölge. Henüz birleştirilmemiş ses ve görüntü taşıyan filmler. Bir küre yüzeyi, paralel iki düzlemle kesildiğinde iki kesitin arasında kalan bölüm. Yaklaşık yirmi beş, otuz yıllık yaş kümelerini oluşturan bireyler öbeği, göbek, nesil, batın, jenerasyon. Bir ürünün, bir aygıtın teknolojideki ve bilimdeki gelişmeye göre üretilen yeni biçimleri. Sağlamlığını artırmak için bir şeyin çevresine geçirilen ağaçtan veya metalden bağ. Televizyonda programlar için ayrılmış özel zaman dilimi. Yeryüzünün kutuplar, kutup daireleri ve dönencelerle belirlenen beş bölümünden her biri, küre kuşağı. Yaklaşık olarak aynı yıllarda doğmuş, aynı çağın şartlarını, dolayısıyla birbirine benzer sıkıntıları, kaderleri paylaşmış, benzer ödevlerle yükümlü olmuş kişilerin topluluğu.