Sonu KIYAFET ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kıyafet" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kıyafet ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında kıyafet olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kıyafet olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

KIYAFET

Giysi. Resmî giysi.

  -   -   -  

Anlamında KIYAFET bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KIYAFET geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KILIKLI

Herhangi bir kılıkta olan, kıyafetli. Birinin huyunda olan, davranışlarını taklit eden. Güzel, temiz.

BÜSTİYER

Bayanların ceket vb. kıyafetlerinin içinde kullanılan çarpıcı, göz alıcı, işlemeli kumaştan yapılmış askılı veya askısız üstlük.

KİSVE

Kılık kıyafet. Hacıların Kâbe'de giydikleri beyaz üstlük.

KILIKSIZLIK

Kılıksız olma durumu, kıyafetsizlik.

ABİYE

Gece kıyafeti.

KOSTÜM

Ceket, pantolon ve bazen de yelekten oluşan erkek takım giysisi. Sinema ve tiyatroda rol gereği giyilen kıyafetlerin genel adı. Çoğunlukla sokakta giyilmek için dikilmiş kadın giysisi.

ABUR

Obur, çok yiyen. Kaba, anlayışsız, vurdumduymaz. Küçük çocukların kasık ve koltuk altlarına pudra yerine sürülmek üzere nane, mersin, kekik, gül ve cennet süpürgesi yapraklarının döğülmesinden elde edilen toz. Namus, şeref, haysiyet. Kılık, kıyafet, biçim. Öğme, medih. Karalâhana, fasulye ve mısır unu ile yapılan bir çeşit yemek. Kekliklerin gelme zamanında ilk gelen keklikler.

TUVALET

İnsanın dışkısıyla idrarını boşalttığı yer, abdesthane, aralık, ayakyolu, yüznumara, hacet yeri, hela, kenef, memişhane, kademhane. Sidik ya da dışkı. Vücut temizliği ve bakımı için gereken nesne. Gece kıyafeti. Yıkanma, tıraş olma, giyinme, süslenme, taranma işi.

GİYSİ

Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, esvap, libas, urba.

TESETTÜRLÜ

Kapalı kıyafetler giyinen (kadın).

SAFARİ

Afrika'nın doğusunda toplu olarak yapılmış olan vahşi hayvan avı. Genellikle ketenden yapılmış olan kısa pantolon, büyük cepli uzun ceket ve geniş kenarlı mantar şapkadan oluşan av kıyafeti. Katılımcıların vahşi hayatı yerinde görmelerini sağlayan turistik gezi. Toplu olarak ava çıkma.

ÇAPAÇULCULUK

Çapaçulcu olma durumu. Kılık kıyafete özen göstermeyişi âdet edinme.

VAMP

Erkekleri peşinde koşturan, aşırı tavır, kıyafet veya makyajıyla bakışları üzerinde toplayan, baştan çıkarıcı kadın.

ÇAPAÇULLUK

Çapaçul olma durumu, kılık kıyafete özen göstermeyiş.

ETEKSERPEN

Kıyafeti toplu olmayan, pasaklı.

DIŞARLIK

Taşra. Yaşadığı yerden başka bir yere giderken giyilen kıyafet.

KADINSI

Kadına benzer, kadın gibi, kadınımsı. Davranış ve kılık kıyafet bakımından kadına özenen (erkek), kadınımsı, efemine. Kadınsı özelliklere fazlasıyla sahip olan (kadın), feminen.

ABIR

Obur, çok yiyen. Küçük çocukların kasık ve koltuk altlarına pudra yerine sürülmek üzere nane, mersin, kekik, gül ve cennet süpürgesi yapraklarının döğülmesinden elde edilen toz. Namus, şeref, haysiyet. Utanma, hicap, haya. Kılık, kıyafet, biçim. Utanma, hicap, hayâ.

ROPDÖŞAMBIR

Erkeklerin evin içinde kıyafetlerinin üzerine giydikleri üstlük.

KILIKSIZ

Giyimi düzgün olmayan, sünepe, kıyafetsiz, süfli. Giyimi düzgün olmayan, sünepe, süfli bir biçimde.