Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kıyafet" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kıyafet ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında kıyafet olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kıyafet olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KIYAFET
KIYAFET
Giysi. Resmî giysi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KIYAFET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SAFARİ
Afrika'nın doğusunda toplu olarak yapılmış olan vahşi hayvan avı. Genellikle ketenden yapılmış olan kısa pantolon, büyük cepli uzun ceket ve geniş kenarlı mantar şapkadan oluşan av kıyafeti. Katılımcıların vahşi hayatı yerinde görmelerini sağlayan turistik gezi. Toplu olarak ava çıkma.
KİSVE
Kılık kıyafet. Hacıların Kâbe'de giydikleri beyaz üstlük.
ETEKSERPEN
Kıyafeti toplu olmayan, pasaklı.
KADINSI
Kadına benzer, kadın gibi, kadınımsı. Davranış ve kılık kıyafet bakımından kadına özenen (erkek), kadınımsı, efemine. Kadınsı özelliklere fazlasıyla sahip olan (kadın), feminen.
ÇAPAÇULCULUK
Çapaçulcu olma durumu. Kılık kıyafete özen göstermeyişi âdet edinme.
KILIKSIZ
Giyimi düzgün olmayan, sünepe, kıyafetsiz, süfli. Giyimi düzgün olmayan, sünepe, süfli bir biçimde.
ABİYE
Gece kıyafeti.
KOSTÜM
Ceket, pantolon ve bazen de yelekten oluşan erkek takım giysisi. Sinema ve tiyatroda rol gereği giyilen kıyafetlerin genel adı. Çoğunlukla sokakta giyilmek için dikilmiş kadın giysisi.
KILIKSIZLIK
Kılıksız olma durumu, kıyafetsizlik.
VAMP
Erkekleri peşinde koşturan, aşırı tavır, kıyafet veya makyajıyla bakışları üzerinde toplayan, baştan çıkarıcı kadın.
ÇAPAÇULLUK
Çapaçul olma durumu, kılık kıyafete özen göstermeyiş.
TESETTÜRLÜ
Kapalı kıyafetler giyinen (kadın).
BÜSTİYER
Bayanların ceket vb. kıyafetlerinin içinde kullanılan çarpıcı, göz alıcı, işlemeli kumaştan yapılmış askılı veya askısız üstlük.
ABIR
Obur, çok yiyen. Küçük çocukların kasık ve koltuk altlarına pudra yerine sürülmek üzere nane, mersin, kekik, gül ve cennet süpürgesi yapraklarının döğülmesinden elde edilen toz. Namus, şeref, haysiyet. Utanma, hicap, haya. Kılık, kıyafet, biçim. Utanma, hicap, hayâ.
TUVALET
İnsanın dışkısıyla idrarını boşalttığı yer, abdesthane, aralık, ayakyolu, yüznumara, hacet yeri, hela, kenef, memişhane, kademhane. Sidik ya da dışkı. Vücut temizliği ve bakımı için gereken nesne. Gece kıyafeti. Yıkanma, tıraş olma, giyinme, süslenme, taranma işi.
ROPDÖŞAMBIR
Erkeklerin evin içinde kıyafetlerinin üzerine giydikleri üstlük.
DIŞARLIK
Taşra. Yaşadığı yerden başka bir yere giderken giyilen kıyafet.
GİYSİ
Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, esvap, libas, urba.
KILIKLI
Herhangi bir kılıkta olan, kıyafetli. Birinin huyunda olan, davranışlarını taklit eden. Güzel, temiz.
ABUR
Obur, çok yiyen. Kaba, anlayışsız, vurdumduymaz. Küçük çocukların kasık ve koltuk altlarına pudra yerine sürülmek üzere nane, mersin, kekik, gül ve cennet süpürgesi yapraklarının döğülmesinden elde edilen toz. Namus, şeref, haysiyet. Kılık, kıyafet, biçim. Öğme, medih. Karalâhana, fasulye ve mısır unu ile yapılan bir çeşit yemek. Kekliklerin gelme zamanında ilk gelen keklikler.