Kelimeler arşivi içinde; başında "kıtmak" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. kıtmak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kıtmak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kıtmak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KITMAK
KITMAK
Azaltmak, çok az vermek.
Bu bölümde tanımı içerisinde KITMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DAMLAMAK
Damla durumunda tane tane düşmek. İçindekini damla damla akıtmak. Bir yere çağrılmadan, çekinmeden gitmek, çıkagelmek.
AKAÇLAMAK
Bir yerde birikmiş suları akıtmak. Bataklıkları akaç yoluyla kurutmak.
AKITMA
Akıtmak işi, isale. Enli bilezik. Un, süt, yağ, yumurta, şeker veya pekmezle yoğrularak cıvık bir duruma getirilen hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılmış olan bir tatlı türü. Hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.
DAMLALIK
Bir sıvıyı damla damla akıtmak için bir ucuna kauçuktan yapılmış başlık geçirilmiş, öbür ucu sivri, cam veya plastikten araç. Bir yapıda çörtenleri ve dam oluklarını taşıyan yan duvar. Bulaşık teknesinin yanına konulan ve yıkanmış kap kacağın sularını tekneye akıtan oluklu bölüm.
ASMAK
Bir şeyi aşağıya sarkacak bir biçimde bir yere iliştirip sarkıtmak. Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek. Görevi olan bir işi özürsüz yapmamak. Bir kimseyi boğazından ip vb. geçirip sallandırarak öldürmek, idam etmek. Üzerine takınmak, kuşanmak.
DREN
Ark. Ameliyat sonrası vücut içinde kalan doku artıklarını ve sıvıları dışarı atmak veya yara üzerindeki iltihabı akıtmakta kullanılan bükülgen tüp, akıtaç.
DÖKMEK
Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Bir şeyi yok etmek için atmak. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Saçmak, serpmek. Çok söylemek. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Belli bir yere boşaltmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Yakmak, tutuşturmak. Salmak, bırakmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Akıtmak, düşürmek.
AKAÇ
Bir yerde birikip kalan sıvıları, bir işlem sonunda geriye kalan artıkları, gereksiz nesneleri dışarıya akıtmak için kullanılan boru vb. araç. Yer altı su oluğu. Kanal, ark, su yolu.
AHITMAK
Küçük çocuk çiş etmek. Akıtmak.
SAVAK
Suyu başka yöne akıtmak için yapılmış olan düzenek. Bir barajın fazla suyunu akıtmak için yapılmış olan düzen. Aptal, salak. Değirmen arkındaki fazla suyun akması için açılan ikinci su yolu.
SAĞMAK
Memeyi parmaklar arasında sıkarak sütünü akıtmak. Yumak durumundaki bir şeyi çözüp açmak. Kovandaki balı peteklerden almak. Aldatarak parasını çekmek.
SARKITMA
Sarkıtmak işi. Sarkıt biçiminde süs.
DAMLATMAK
Damla damla akıtmak. Damıtmak.
BIRAKMAK
Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.
PONKSİYON
Vücudun herhangi bir boşluğunda bulunan bir sıvıyı akıtmak veya çekmek için içi boydan boya açık bir iğneyi batırma işi.
AHİTMAK
Akıtmak.
ARK
İçinden su akıtmak için toprak kazılarak yapılmış olan açık oluk, arık, dren, karık.
SIKMAK
Çevresine sarılarak veya bir şey sararak çepeçevre basınç altına almak. Yalan söylemek. Basınçlı bir araçla fışkırtmak, püskürtmek. Sıkıntı vermek. Baskı altına almak, üzmek, bunaltmak, zorlamak. Dar gelmek. Silahla ateş etmek. Bir şeyin suyunu, yağını, sıvı kısmını basınçla çıkarıp akıtmak.
SALMAK
Bağımlılığına, tutukluluğuna veya baskı altındaki durumuna son vererek serbest kılmak, bırakmak, koyuvermek. Saldırmak. Bakmamak, ilgilenmemek, özen göstermemek. Sürmek. Uğratmak. Gemi demir üzerinde dört yana dönmek. Üzerine yürütmek. Koymak, katmak. Sarkıtmak. Yollamak, göndermek. Vergi yüklemek.
AGIZMAK
Taneli şeyleri -fasulye, nohut, buğday gibi -akıtmak.