Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kısaltmak" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kısaltmak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında kısaltmak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kısaltmak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KISALTMAK
KISALTMAK
Kısa duruma getirmek. Kısa gibi göstermek.
Bu bölümde tanımı içerisinde KISALTMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GERDELİÇ
Çift sürerken saban okunu duruma göre uzatmak ya da kısaltmak için ok deliklerine takılan ağaç çomak.
KISALTMA
Kısaltmak işi, taksir. Kısaltılmış ad ya da söz.
BUDAMAK
Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacıyla ağaç, asma vb.nin dallarını kesmek, kısaltmak. Bir şeyi eksiltmek, azaltmak. Güreşte rakibinin ayaklarını bir ayak oyunu veya vuruşu ile yerden kesmek. Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dallarını kesmek.
KEPİTMEK
Bir şeyi zor kullanarak yıkmak. Bir şeyin ya da insanın ömrünü kısaltmak.
GÖDEKLEMEK
Birşeyi keserek boyunu kısaltmak. Karıştırmak.
MAKASLAMAK
Makasla kesmek. Makas almak. Yazı, film vb.ni sansür amaçlı kısaltmak, kesmek.
KASMAK
Kasları gergin duruma getirmek. Baskısı altında tutmak. Kısaltmak. Bölmek, ayırmak. Daraltmak.
ÖZETLEMEK
Bir yazı, konu, söz veya filmin içeriğini daha az sözle anlatmak, özünü vermek, kısaltmak, hülasa etmek.
GASMAK
Bir yeri ikiye ayırmak: Evi gastıracağım. Daraltmak. Kısaltmak: Benim ceketin kolunu biraz gas. Aldatmak.
KADAMAH
Teyellemek, iri iri dikmek. Hayvanı bir yere kısa ve sıkı bağlamak. Boyunu kesmeden kısaltmak için ucunu katlayıp dikmek (giysi, çarşaf, örtü ve benzerleri nesneler için).
KASINTI
Giyeceği daraltmak veya kısaltmak için yapılmış olan eğreti dikiş. Büyüklenme, kurum, gurur. Büyüklenen, gururlanan ve bunu davranışlarıyla belli eden (kimse).
GEREME
Arabanın ipini kısaltmak, sıkılaştırmak için bükülen odun.
BEDEL
Değer, fiyat, kıymet. Askerlik yapmamak veya yapılacak süreyi kısaltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para. Bir ücret karşılığında çalışan kimse. Eşit, denk. Bir şeyin yerini tutabilen karşılık. Başkasının adına ve onun parası ile hacca giden kimse.
KÖSELTMEK
Ağacın tepesini ya da ucunu kesip kısaltmak. Sindirmek, pusturmak.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
GADAMAK
Bir şeyi bir yere sıkıca bağlamak, tutturmak, dikmek. Kısaltmak: Bizim çocuğun elbisesi çok uzun olmuş etekleri yerde sürünüyor, kesmiye kıyamadım içine büküp gadadım. Dayamak, yanaştırmak: Gapıyı geriye açtı duvara gadadı. Dikmek. Tamir etmek gayesiyle iki parçayı birbiri üzerine getirip dikmek; çivi ile tutturmak; perçinlemek; yamamak.
KESMEK
Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak. Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak. Belirtmek, kararlaştırmak. Yazıyı, filmi kısaltmak. Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak. Birini yermek, kötülemek. Oyuncuyu takım kadrosuna almamak. Akımı durdurmak. Hasta organı ameliyatla almak. Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek. Vahşice öldürmek. Kesici bir araçla yaralamak. Azaltmak, güçleştirmek. Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak. Ara vermek. Son vermek, gidermek. Geçişi önlemek. Para basmak. İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak. Susmak. Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek. Ucunu almak. Dibinden ayırmak. Bölmek, ayırmak. Düzgün parçalara ayırmak. Uydurmak, yalan söylemek.