KINCAL ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "kıncal" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. kıncal ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu kıncal ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kıncal olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

KINCAL

Zayıf, iyi gelişmemiş.

KINCALAMAK

Bilip bilmeden fikir yürütmek.

KINCALMAK

Olduğundan başka görünmek, yapmacık davranışlarda bulunmak, gösteriş yapmak.

KINCALI

Çok renkli.

  -   -   -  

Anlamında KINCAL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KINCAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

TEMİZLEMEK

Arıtmak. Öldürmek, yok etmek. Bitirmek, tüketmek. Sakıncalı, pürüzlü bir işi olumlu sonuçlandırmak. Kumar oyunlarında öbür oyuncuların bütün paralarını almak. Bir yaranın, bir dokunun sağlam olmayan bölümlerini neşter veya bıçakla kesmek.

ÇÜRÜKLÜK

Çürük olma durumu. Sakıncalı, şüpheli, belirsiz durum. İşe yaramayan maddelerin bırakıldığı yer.

DUR

Yarışma sırasında dürtüş ya da bir vuruşu görmek, karşılaşmanın sakıncalı duruma girmesini önlemek için, baş yargıcının verdiği durdurma komutu. Yumrukoyununu durdurmak için verilen komut.

PARTALLAMAK

Söylenmesi sakıncalı bir sözü söyleyerek birini güç durumda bırakmak.

TUŞAKLAMAK

Hayvanın sakıncalı yerlere gitmemesi için ön ayaklarını bağlamak. Hayvanın ön ayaklarını bağlamak.

SETRİAVRET

İslam dinine göre görünmesi sakıncalı olan yerleri örtme.

PARTALAMAK

Söylenmesi sakıncalı bir sözü söyleyerek birini güç durumda bırakmak.

İTİRAF

Başkaları tarafından bilinmesi sakıncalı görülen bir gerçeği saklamaktan vazgeçip açıklama, söyleme, bildirme.

ÖK

Anne. Anne ve baba. Deve çağırma ünlemi. Ek. Göğüs. Çayırda otlayan hayvanı ayaklarından bağlamaya yarayan ip. Acı ünlemi, of. Yeni yürümeye başlayan çocukları sakıncalı, korkulu şeylerden uzaklaştırmak için "cız" anlamında kullanılır. Akıl. Akciğer. İp, urgan. Anasız çocuk, öksüz. Akıl, hatır, zekâ, zihin.

TEMİZLENMEK

Temiz duruma gelmek, arınmak, paklanmak. Kumarda öbür oyuncu veya oyuncularca bütün parası alınmak. Ortadan kaldırılmak, öldürülmek. Sakıncalı bir durum, iş düzelmek, bitmek. Kadınlarda aybaşı durumu sona ermek.

TEHLİKE

Büyük zarar veya yok olmaya yol açabilecek durum, muhatara. Gerçekleşme ihtimali bulunan fakat istenmeyen sakıncalı durum.

BELA

İçinden çıkılması güç, sakıncalı durum. Hak edilen ceza. Büyük zarar ve sıkıntıya yol açan olay veya kimse.

ÖRTMECE

Söylenmesi kaba, çirkin veya sakıncalı görülen nesnelerin, kavramların, başka kelimelerle daha uygun ve edepli bir biçimde anlatılması, edebikelam. Kandırma, gizleme.

ÖRTÜNMEK

Kendi üzerine bir şey örtmek. Kadın, dinî açıdan görünmesi sakıncalı olan yerlerini örtmek.

KAZALI

Kazaya yol açan, sakıncalı, tehlikeli. İlçesi olan. Kaza geçirmiş olan.

TUŞŞAK

Hayvanın sakıncalı yerlere gitmemesi için ön ayaklarına bağlanan ip.

MAŞALIK

Başkasının pek de hoş olmayan, sakıncalı isteklerine, amaçlarına alet olma durumu. Aşırı hırçınlık, yaramazlık yüzünden dayak yemeye aday (çocuk).

ÖZDENETLEME

Denetlemenin bulunmadığı bazı ülkelerde, sinema işleyiminin kendiliğinden oluşturduğu denetleme kuralları, denetleme kurulu ve denetlemenin uygulanması işi. Filminin ileride denetleme kurulunca herhangi bir yönden sakıncalı görülebileceğini düşünen sinemacının kendi filmine kendisinin uyguladığı denetleme.

TUŞAK

Hayvanın sakıncalı yerlere gitmemesi için ön ayaklarına bağlanan ip. At, eşek ve benzerleri hayvanların ön ayaklarına bağlanan ip.

MAHZURLU

Sakıncalı.