Kelimeler arşivi içinde; sonunda "külüp" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu külüp ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında külüp olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde külüp olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KÜLÜP
KÜLÜP
Damlara konulan kol kalınlığında ağaçlar.
Bu bölümde tanımı içerisinde KÜLÜP geçen kelimeler listesi verilmiştir.
YIRTMAK
Kâğıt, kumaş gibi bükülüp katlanan şeyleri parçalamak. Sağrısını mahmuzla yaralayarak binek hayvanını alıştırmak. Zorlamak. Bir işi yapmaktan kurtulmak. Vücudu kanatacak kadar derin çizmek. Yok etmek, bastırmak. Köşeyi dönmek.
PORTATİF
Kolay taşınabilen, katlanarak taşınabilir duruma getirilebilen, seyyar. Sökülüp başka yerde kurulma imkânı bulunan.
FIRKIMAK
Herhangi bir yiyecek maddesi ekşimek. Kol, bacak ya da bir eklem bükülüp incinmek, burkulmak, çıkmak.
TUĞLA
Balçığın kalıplara dökülüp güneşte kurutulduktan sonra özel ocaklarda pişirilmesiyle yapılmış olan ve duvar örmekte kullanılan yapı malzemesi.
ÇOBANBÖRE
Üzerine kırmızı biber ile tuz dökülüp ıslatılmış ekmek, (inönü Eskişehir).
OYNAK
Kımıldayan, yerinde sağlam durmayan, hareketli. Değişken, kararsız. Bükülüp doğrulmaya elverişli olan (eklem). Hareket, canlılık veren. Davranışları ağırbaşlı olmayan (kadın veya kız).
ÇATLAMA
Çatlamak işi. Uygun olmayan kuruma sonucu ağacın boyu yönündeki lif ayrılması. Tohumların dağılması için meyve kabuğunun yarılması, açılma. Dalgaların sığ kıyıya geldikleri zaman dökülüp köpürmesi, çatlak.
ZEBİL
Bakımsız, perişan. Yok yere harcanmış, dökülüp saçılmış. Çok, fazla. Bolluk. Yoksul. Zayıf. Islak, çamurlu. Çöp, süprüntü, pislik, gübre. Dağınık, bakımsız. Belaya uğramış, zarar görmüş. Çok, bol. Sulu çamur, çerçöp. Çok fazla.
FIRTMAK
Kol, bacak ya da bir eklem bükülüp incinmek, burkulmak, çıkmak. Herhangi bir şey yerinden oynamak, çıkmak. Kaçmak, kaçıp gitmek. Sözünden dönmek. Darılmak.
MUŞTA
Karşısındakine vurmak için özel olarak açılmış deliklerine parmakların geçirilmesi ile kullanılan demir parçası. Parmağın biri bükülüp sivriltilerek vurulan yumruk. Kunduracıların, derileri vurarak inceltmek için kullandıkları metalden tokmak.
FIRTIKMAK
Kol, bacak ya da bir eklem bükülüp incinmek, burkulmak, çıkmak.
ÇAĞLAYAN
Küçük bir akarsuyun, çok yüksek olmayan bir yerden dökülüp aktığı yer, küçük şelale, çağlar.
DEKOKSİYON
Bitki kısımları üzerine soğuk su dökülüp kaynar su banyosunda sık sık karıştırılarak 30 dakika tutulduktan sonra ve sıcakken sıkılıp süzülerek hazırlanan çözelti.
KÜKÜM
Elden ayaktan düşmüş, çok ihtiyar. Yere dökülüp sararmış olan çam ve ardıç yaprakları. Tahta kırıntısı, talaş: İğnem küküme düştü. Davar kılının dip tarafında olan pamuk birikintisi. Kötürüm, sakat. Çok yaşlı, düşkün.
ÇİÇĞAL
Hayvanları ahırda bağlamak için kullanılan bükülüp halka haline getirilmiş ağaçlar.
İNFÜZYON
Bitkilerin suyun kaynama noktası altında demlenmesi ile bitkisel ilaçların suya geçirilmesi ile oluşan çözelti. Bitki parçaları üzerine kaynar su dökülüp kapalı bir kapta ve su banyosunda sık sık karıştırarak 5dakika tutulması ve ağzı kapalı durumda soğutulması sonucunda tülbent veya süzgeç yardımıyla süzülmesi işlemi. Serum fizyolojik gibi fazla miktarda olan sıvıları basınç altında olmaksızın, yalnız hava basıncıyla beden boşluğu içine, deri altına, dokular arasına, damar içine akıtma işlemi.
KERPİÇ
Duvar örmekte kullanılmak için kalıplara dökülüp güneşte kurutulmuş saman ve balçık karışımı ilkel tuğla. Bu tuğladan yapılmış.