KÜLFET ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "külfet" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. külfet ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu külfet ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde külfet olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

KÜLFET

Sıkıntı, zorluk. Büyük masraf.

KÜLFETSİZCE

Külfet altına girmeden, külfete katlanmadan.

KÜLFETSİZLİK

Külfetsiz olma durumu.

KÜLFETLİ

Sıkıcı, zor, yorucu, özen isteyen. Büyük masraf gerektiren.

KÜLFETSİZ

Sıkıntısız, kolay, özen istemeyen. Az masraf yaparak.

  -   -   -  

Anlamında KÜLFET bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KÜLFET geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KÜFLET

Arapça kökenli kulfet. Evdeki kişiler. Çokluk, kalabalık. Külfet.

HAZIRLOP

Başkası tarafından hazırlanmış, sağlanmış, emeksiz, külfetsiz. Sarısı katılaşacak derecede kaynatılmış (yumurta).

ZOBU

İriyarı, kalın, kaba. Delikanlı. Kadının uğrun uğrun eve aldığı erkek, hovarda. Külfetli, zor, sıkıntılı. Büyük çekiç, külünk. İriyarı, kaba ve kırıcı kimse. Onurlu, kendini beğenmiş. Avcıların av hayvanlarını taşıyan, yardımcı. Vezir konaklarında içağaların özel hizmetlerini gören kimseler. İri yarı, kalın, kaba. Zor, sıkıntılı. Eski vezir konaklarındaki hizmetli. Kütahya ilinde, Çavdarhisar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

İSBAT

tanıt. -etmek: tanıtlamak. -külfeti: tanıt yükü.

MASRAFSIZ

Masraf gerektirmeyen veya az masrafı olan, ucuza mal olan. Külfeti az bir biçimde.

KİFLET

Aile fertleri, bk. külfet.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.