Kelimeler arşivi içinde; sonunda "külah" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. Sonu külah ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında külah olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde külah olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KÜLAH
İçine bazı şeyler koymak için huni biçiminde bükülmüş kâğıt kap. Erkeklerin giydiği genel olarak keçeden, ucu sivri veya yüksek başlık. Bu kabın alabileceği miktarda olan. Oyun, hile.
KEÇEKÜLAH
Yeniçeri başlığı.
KESTENKÜLAH
Kertenkele.
Bu bölümde tanımı içerisinde KÜLAH geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GÜGİL
Külah: Mevlütte üç gügil şeker aldı.
ALİ
Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.
BARZON
Süt, ayran, peynir süzmek için ince bezden yapılan kâğıt külah şeklindeki süzgeç.
BÖRKENEK
Geviş getiren hayvanların midelerinin ikinci bölümü. Yağmurdan veya soğuktan korunmak için giyilen ucu sivri boşluk, külah.
SİKKE
Madenî para. Mevlevi dervişlerinin giydikleri yüksek ve tepesi düz keçe külah. Madenî paralara vurulan damga. Hayvanları bağlamak için yere çakılan demir veya ağaç kazık.
PERİBACASI
Kolayca aşınabilen taş ve kayalardan oluşmuş, sivri kule veya piramit görünüşlü, kiminin tepesinde külah veya tepsiyi andıran bir kaya parçası bulunan yeryüzü biçimi.
BÖRÜK
Saç örgüsü. Baca. Çarşaf, çar. Takke, külah.
BARATA
Bilim doktorları ile kardinallerin giydikleri dört köşe külah veya başlık. Osmanlı sarayında genellikle bostancıların, baltacı ve kapıcıların giydikleri, kırmızı çuhadan yapılmış, ucu kıvrık, uzunca başlık.
KIŞKIRLAK
Bir çeşit külah.
KIM
Koyun, keçi gübresi. Külah. Sus, sakın ha anlamında ünlem. Bağlanmış at.
BÜRK
Baş örtüsü. Külah.
PETEK
Arıların yumurtalarını bırakmak ve bal depo etmek için yaptığı, düzgün altıgen ağızlı bal mumu yuvacıklar topluluğu. Isıtma tesisatında ısı dağıtımını, içinden sıcak su geçerek sağlayan dilim, radyatör. Balçıktan yapılmış olan ve dikine duran sandık biçimindeki tahıl ambarı. Arı kovanı. Bu yuvacıklar topluluğunun bal olmayanı. Minarelerde külah ile şerefe arasındaki bölüm.
DİNGE
Fidan. Kalın dikme. Başörtüsü kalıbı. Gelinlerin taktığı ipekli örtü üzerine gümüş, altın dizili başlık. Kadınların başlarına giydikleri hasırdan örülmüş külah. Tahtadan bir kasnak üzerine bez sarılarak başa oturtulan ve üzerine fes konulduktan sonra tülbentle bağlanan, bazen üzerine süs eşyası da takılan, yalnız kadınların kullandığı bir çeşit başlık. Tepe, uç, doruk. Tavana dayanan direk, sütun. Eski türkçe ten: başlık; keçe külah veya kasnak üzerine 'vala' sarıp üzerini kulplatılmış paralarla süsleyerek meydana getirilen başlık; türkmen kadınları arasında yaygındır; bk. ayrıca kofi / Kofiyh.
HERKENEK
Külah, kalpak, başlık.
BÖRKÜ
Yağmurdan, soğuktan korunmak için başa alınan, başlık, örtü, külah.
BURUM
Eğirilmek üzere bükülmüş yün. Kâğıt huni, külah (şeker, leblebi ve benzerleri koymak için). Bir metal parçayı, uzun ekseni çevresinde burma.
KÜLAHIMSI
Külahsı.
ARAKİYE
Dervişlerin giydikleri, tiftikten yapılmış ince külah. Bir tür küçük zurna.
KALENSÖVE
Sivri tepeli külah. Yüksük.
CURCUNABAZ
(Ortaoyunu) Curcuna içinde dans edip soytarılıklar yapan sivri külahlı, bazen yüzleri maskeli oyunculara verilen ad. Orta Oyunu terimi.Curcuna içinde dans eden ve gösteriler yapan sivri külâhlı, bazen yüzleri maskeli oyuncular.