Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kuyu" olan, toplam 76 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kuyu ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında kuyu olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kuyu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
YUKARIKARAKUYU
YUKARIÇAYKUYU, YUKARIBOZKUYU, AŞAĞIKARAKUYU, KÜÇÜKKARAKUYU, BÜYÜKKARAKUYU
ZİNCİRLİKUYU, AŞAĞIBOZKUYU, YENİKARAKUYU, YAZIKARAKUYU, BURÇKARAKUYU
KIZILCAKUYU, KAPAKLIKUYU, KAMIŞLIKUYU, İNCİRLİKUYU, ÇINARLIKUYU
YAVŞANKUYU, KARACAKUYU, AHIRLIKUYU, ERİKLİKUYU
TAŞLIKUYU, TATLIKUYU, SOĞUKKUYU, SERİNKUYU, NARLIKUYU, KÜÇÜKKUYU, YALINKUYU, YERLİKUYU, YARIKKUYU, KIZILKUYU, DERİNKUYU, KIRIKKUYU, KASIMKUYU, ÇİFTEKUYU, BORUKKUYU, GÖKÇEKUYU, FATMAKUYU, YÜZÜNKUYU, GÖZLÜKUYU, DUMLUKUYU, YÜNLÜKUYU, DEMİRKUYU, YUZUNKUYU, İSKANKUYU, YUSUFKUYU
DEREKUYU, UZUNKUYU, YENİKUYU, KARAKUYU, EĞRİKUYU, YEDİKUYU, ÖRMEKUYU, ÖRENKUYU, YÜZÜKUYU, KUZUKUYU, İKİZKUYU, KOCAKUYU, KIRKKUYU
YERKUYU, BAŞKUYU, ACIKUYU, BEŞKUYU, BELKUYU, TEKKUYU, TAŞKUYU, KUMKUYU, KÖRKUYU, KİLKUYU, BOZKUYU, ÇATKUYU, İKİKUYU, GÜRKUYU, GÖKKUYU
ÜÇKUYU, AKKUYU
KUYU
KUYU
Su katmanına varıncaya kadar derinliğine kazılan, genel olarak silindir biçiminde, çevresine duvar örülen, suyundan yararlanılan çukur. İçinden çıkılamayan durum ya da yer. Toprağa kazılan derince çukur. Yer altındaki iş yerlerine ulaşmak için açılmış ve kesit boyutları derinliğine oranla sınırlı, düşey veya düşeye yakın bağlantı yolu.
YUKARIKARAKUYU
Adıyaman şehrinde, Gölbaşı belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
BURÇKARAKUYU
Gaziantep şehrinde, Burç bucağına bağlı bir yer.
ZİNCİRLİKUYU
Kastamonu ili, Tosya ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Konya şehri, Kulu belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
YUKARIÇAYKUYU
Şanlıurfa ilinde, Payamlı bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
AŞAĞIBOZKUYU
Osmaniye kenti, Kadirli ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
KAMIŞLIKUYU
Konya şehrinde, Ereğli ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
KIZILCAKUYU
Konya kenti, Aşağıpınarbaşı nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Muğla şehri, Milâs belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
AŞAĞIKARAKUYU
Adıyaman şehri, Belören bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
BÜYÜKKARAKUYU
Gaziantep şehrinde, Yavuzeli ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
KAPAKLIKUYU
Adana ili, Saimbeyli belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
YUKARIBOZKUYU
Osmaniye kenti, Kadirli ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
KÜÇÜKKARAKUYU
Gaziantep kenti, Yavuzeli ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
YENİKARAKUYU
Muğla ili, Yatağan ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
YAZIKARAKUYU
Adıyaman şehrinde, Kızılin nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
İNCİRLİKUYU
İçel ili, Tarsus ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KUYU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇIKMAK
İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.
ÇAKMA
Çakmak işi. Taklit olan, sahte. Vurulup çakılarak yapılmış kuyumcu işi. Deri hastalığı, yara, çıban. Bu işte kullanılan kuyumcu kalıbı.
ÇEKİRDEK
Etli meyvelerin içinde bir veya birden çok bulunan, çoğu sert bir kabukla kaplı tohum. Yenmek için satılan ayçiçeği tohumu. Ağaçlarda soyulmayan bölüm. Bir hücrenin merkezini oluşturan cisimcik. Atom çekirdeği. Kuyumculukta kullanılan ve 5 cgr'a eşit olan ağırlık ölçüsü. Bir şeyin temelini oluşturan.
BAŞYUKARI
Bir yer altı kuyusunun üst kısmına geçmeyi sağlayan geçit.
GAYYA
Cehennemde bulunduğu varsayılan bir kuyunun veya derenin adı. Gayya kuyusu.
DEVİRMEK
Ayakta veya dik duran bir şeyi düşürmek, yatay duruma getirmek. Bir kitabı başından sonuna kadar okuyup bitirmek. Hepsini kısa sürede içip bitirmek. Bir yönetim organının veya başkanının yönetim gücünü zorla elinden almak. Bir yana eğmek. Belli bir yaş dönemini geride bırakmak.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
KAMIŞÇIK
Kuyumcuların kullandığı üfleç.
AĞARTMAK
Ak duruma getirmek, beyazlatmak. Kuyumculukta gümüşü temizlemek.
BİJUTERİ
Kuyumcunun yaptığı değerli takıların tamamı. Değerli olmayan maden veya taşlardan yapılmış takı, süs eşyası.
ALIN
Yüzün, kaşlarla saçlar arasındaki bölümü. Bir ocakta her türlü ayak, galeri, baca, kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. Karşı. Bazı şeylerin önü, ön yüzü.
DÜDEN
Kireçli bölgelerde kirecin erimesi veya yer altındaki karstlı bir çukur tavanın çökmesiyle oluşan doğal kuyu.
DOKUMACILIK
Dokumacının yaptığı iş, dokuyuculuk, tekstil.
DOKUMACI
Kumaş dokuyan veya dokuma ticareti yapan kimse, dokuyucu.
DUAHAN
Dua okuyucu.
ÇARPMA
Çarpmak işi. Kuyu çengeli biçiminde beş kollu büyük olta iğnesi. Dört işlemden biri, çarpmak işlemi, darp. Alaturka müzikte temel notaların arasına sıkıştırılmış ve usulü bozmayan, tek perdelik küçük fazlalık.
ARTEZYEN
Burgu ile delinerek açılan ve suyu yükseğe fışkırtan kuyu.
ÇIKRIK
Kuyudan kovayı çekmeye yarayan ve el ile çevrilen araç. Ağır bir şeyi çekecek ipin sarılmasına yarayan ve bir eksen üzerinde uzunca bir kolla çevrilerek dönen silindir. İplik bükme, iplik sarma vb. işlerde kullanılan, el veya ayakla çevrilen dolap.
HELYODOR
Altın sarısı renginde, berilden oluşan, kuyumculukta kullanılan bir taş.
CEVAHİRCİ
Kuyumcu.