KUVVE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "kuvve" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. kuvve ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu kuvve ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kuvve olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

KUVVETLENEBİLMEK

15 harfli kelimeler

KUVVETLENDİRİCİ, KUVVETLENDİRMEK, KUVVETLENEBİLME

14 harfli kelimeler

KUVVETLENDİRİŞ, KUVVETLENDİRME

12 harfli kelimeler

KUVVETSİZLİK, KUVVETLENMEK

11 harfli kelimeler

KUVVETLENİŞ, KUVVETSİZCE, KUVVETÖLÇER, KUVVETLENME

10 harfli kelimeler

KUVVETLİCE

9 harfli kelimeler

KUVVETSİZ

8 harfli kelimeler

KUVVETLİ, KUVVETLE

6 harfli kelimeler

KUVVET

5 harfli kelimeler

KUVVE

Bazı kelimelerin anlamları

KUVVE

Düşünce, niyet. Bir devletin silahlı kuvvetlerinin durumu veya gücü. Yeti.

KUVVETLENEBİLME

Kuvvetlenebilmek işi.

KUVVETLİCE

Oldukça güçlü, kuvvetli. (kuvvetli'ce) Güçlü bir biçimde.

KUVVETLENDİRİŞ

Kuvvetlendirme işi.

KUVVETLENDİRME

Kuvvetlendirmek işi.

KUVVETÖLÇER

Kuvvetleri ölçmeye yarayan cihaz, dinamometre.

KUVVETLENDİRİCİ

Gücü artıran, güçlendirici şey. Fotoğrafçılıkta negatiflerin güçlendirilmesini sağlayan banyo.

KUVVETLENME

Kuvvetlenmek işi.

KUVVETSİZLİK

Kuvvetsiz olma durumu, güçsüzlük.

KUVVETLİ

Gücü çok olan, zorlu, şiddetli. Saygın, nüfuzlu. Etkili. Görevini iyi yapan, keskin. Sağlam, dayanıklı olan. Çok etkileyici. Üstün, donanımlı.

KUVVETLENİŞ

Kuvvetlenme işi.

KUVVETSİZ

Gücü, kuvveti olmayan, güçsüz. Etkisiz.

KUVVETLENMEK

Güç kazanmak, direnci veya gücü artmak.

KUVVETSİZCE

Kuvvetsiz bir biçimde.

KUVVETLENEBİLMEK

Kuvvetlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.

KUVVETLENDİRMEK

Güçlenmesini sağlamak, gücünü artırmak.

  -   -   -  

Anlamında KUVVE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KUVVE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BASAMAK

Bir yere çıkarken veya bir yerden inerken basılan ve art arda gelen, birbirine belirli aralıkları olan düz yüzeylerden her biri. Bir amaca ulaşmak için yararlanılan kişi, durum veya yer. Derece, aşama, kerte, evre. Ondalık sayı sisteminde bir sayının sağdan sola doğru rakamlarının derecelerine göre her birinin bulunduğu yer, hane. Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti.

CEBELİ

Osmanlı Devleti'nde, savaş sırasında tımar, zeamet sahiplerinin dirlikleri oranına göre yanlarında götürmekle yükümlü bulundukları atlı asker. Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti.

ÇENEBAZ

Çok konuşan, çenesi kuvvetli, çeneli.

BABAYİĞİT

Yürekli kimse. Güçlü kuvvetli (kimse). Bir girişimde kendine güvenebilecek durumda olan kimse.

ÇELİM

Güç, kuvvet.

ARMATÜR

Bir aletin ana bölümünü oluşturan kısım. Bir kondansatördeki iki iletken yüzeyden her biri. Bir mıknatısın iki kutbu arasında kuvvet akımını toplu bir duruma getirmek için bu kutuplar arasına yerleştirilen demir parçası.

ASTSUBAY

Silahlı Kuvvetler Yasası'na göre astsubay meslek yüksekokullarında yetişerek Silahlı Kuvvetlere katılan astsubay çavuştan astsubay kıdemli başçavuşa kadar rütbesi olan asker, gedikli.

BASMAK

Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.

AKSİYON

Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.

ALMAÇ

Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz, alıcı, reseptör.

AKI

Herhangi bir kuvvet alanında, belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiği varsayılan güç çizgileri, seyelan.

BAHRİYELİ

Deniz Kuvvetlerine bağlı asker. Deniz Harp Okulu öğrencisi.

AKTÜALİZM

Edimselcilik. Kuvveden fiile geçmiş olan hâl.

BİLEŞEN

Bir bileşke oluşturan kuvvetlerin her biri.

ALAN

Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.

BİLEK

Elle kolun, ayakla bacağın birleştiği bölüm. Güç, kuvvet.

BİLEŞKE

Bir araya gelme, toplaşma, birleşme. Bir cisme uygulanan birkaç kuvvetin toplam etkisine eşit olan tek kuvvet, muhassala.

ATEŞKES

Savaşan iki kuvvetin karşılıklı olarak savaşı durdurması, bırakışma, mütareke.

ÇITÇIT

Üzerinde dikili bulundukları şeyin iki kenarını üst üste getirerek birleştirmeye ve tutturmaya yarayan, iki parçadan yapılmış metal nesne, fermejüp, kopça. Mobilya kapaklarını, kapıları kilitleme ve sürgülemenin dışında kapalı tutmaya yarayan ve az bir kuvvetle açılıp kapanmasını sağlayan iki parçalı metal veya plastik araç. Kadınların saçlarını daha uzun göstermek için taktıkları ek şaç.

BAŞKOMUTAN

Savaşta bir devletin bütün kara, deniz ve hava kuvvetlerini yöneten büyük komutan, başkumandan, serdar.