Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kuruş" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kuruş ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında kuruş olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kuruş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KURUŞ
Liranın yüzde biri değerinde Türk parası. Kurma işi.
KARAKURUŞ
Osmanlı ülkelerinde kullanılan yabancı paralardan Alman talar'ı ile İspanyol riyan ve ekü'lerine verilen ad.
Bu bölümde tanımı içerisinde KURUŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KESE
Cepte taşınan, içine para, tütün vb. konulan, kumaştan veya örgüden küçük torba. Kısa, kestirme (yol). Beş yüz kuruşluk para birimi. Bazı şeylerin üzerine geçirilen, kumaştan çanta biçiminde kap. Bir kimsenin mal varlığı. Su bitkilerinde içi hava ile dolu olan ve bitkinin suda yüzer durumda kalmasını sağlayan şişkinlik. Organizmanın bazı boşlukları. Bu küçük torba miktarında olan. Yıkanırken kir çıkartmak için ele geçirilen, vücudu ovmaya yarayan, bürümcükten, cep biçiminde bez.
YİRMİLİK
İçinde yirmi tane bulunan. Yarım kuruş değerinde para, yirmi para. Yirmi yaş ile ilgili, yirminci yaşa özgü. Yirmi lira değerinde kâğıt para.
KURUŞLUK
Herhangi bir kuruşa karşılık olan.
ÇEYREK
Dörtte bir. On beş dakikalık zaman. Gümüş mecidiyenin dörtte biri değerinde olan beş kuruş. Çeyrek altın. Alman markı.
MANDAGÖZÜ
Nikel yirmi kuruş.
PARA
Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit. Kuruşun kırkta biri. Kazanç.
İKİLİK
İki değişik kullanımı veya uygulaması olma durumu. Birbirine kötülük etmeye kadar varan sürekli anlaşmazlık, tefrika. Görüş veya düşüncede ikiye bölünmüş olma durumu, anlaşmazlık. Birlik notanın yarı süre değerindeki nota. İki kuruşluk gümüş akçe. İkisi bir arada, iki taneden oluşmuş, iki tane alabilen.
ABASİ
Dört kuruş: Bu tavuğu sekiz abasiye aldım.
DAHSİYE
Fiyat: Arpanın dahsiyesi bu yıl yirmi altı kuruştur.
YÜK
Araba, hayvan vb.nin taşıdığı şeylerin hepsi. Birinin üzerine almak zorunda kaldığı ağır görev. Bir cismin yüzeyinde biriken elektrik miktarı. Yüklük. Yüz bin kuruşluk mal veya tutar. Araba, hayvan vb.nin taşıyabildiği miktar. Eşya. Bir şeyin ağırlığı. Doğacak bebek. Tedirginlik veren şey, engel.
LİRA
Yüz kuruş değerinde Türk para birimi, teklik. Yedi gram ağırlığında altın sikke, sarı lira. Bazı ülkelerin para birimi.
ELLİLİK
İçinde elli tane bulunan. Elli kuruş veya elli lira değerinde para. Elli yaşında olan.
BEŞLİK
Beşi bir arada olan. Beş birimden oluşan para. Beş para, beş kuruş veya beş lira değerinde olan akçe. Beş tane alabilen.
ÇEREK
Çatılarda kullanılan ağaç. Yarım taşlık buğday ölçeği. Beş kuruş. Çeyrek. Dibi dar, ağzı geniş, içi sırlı topraktan yapılmış kap. Sırıkla veya kaburga tahta ile yapılan döşeme ya da duvar.
ECENEZ
Huysuz. Verilen sözü bozmak için uydurulan özür. Üvendirenin ucundaki demir. Zayıf, cılız, gelişmemiş: Bu buğday çok ecenez, 25 kuruştan fazla etmez.
ONLUK
On birimden, on parçadan oluşan. On para, on kuruş, on lira veya on bin lira değerinde olan para. On üzerinden tam not alan.
DOĞACILIK
Toplumsal kuruşların ve yaşayış biçiminin doğaya dönük olmasını amaç edinen öğreti, natürizm.
ÇEĞİLLİK
Çakıl taşlı yer: Çeğillikte yitirdiğim on kuruşu bulamadım.
METELİK
Çeyrek kuruş, on para değerinde demir para. Çok az para.
MECİDİYE
Osmanlı Devleti'nde 1840 yılında basılmış, 20 kuruş değerinde olan gümüş sikke.