Kelimeler arşivi içinde; başında "koşul" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. koşul ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu koşul ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde koşul olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KOŞULLANDIRILMAK
KOŞULLANDIRILMA
KOŞULLANDIRMAK
KOŞULLANDIRMA
KOŞULLANMAK, KOŞULSUZLUK
KOŞULLAMAK, KOŞULLANIŞ, KOŞULLANMA, KOŞULLULUK
KOŞULLAMA
KOŞULLAR, KOŞULSUZ, KOŞULMAK, KOŞULLUK
KOŞULMA, KOŞULLU, KOŞULUK
KOŞULU
KOŞUL
KOŞUL
Şart. Bir antlaşmada belirlenen hükümlerden her biri.
KOŞULLAMA
Koşullamak işi.
KOŞULLANDIRILMAK
Şartlandırılmak.
KOŞULSUZ
Şartsız.
KOŞULLANDIRILMA
Şartlandırılma.
KOŞULLANDIRMA
Şartlandırma.
KOŞULLANMAK
Şartlanmak.
KOŞULLANDIRMAK
Şartlandırmak.
KOŞULLAMAK
Koşul öne sürmek.
KOŞULLANMA
Şartlanma.
KOŞULLULUK
Özellikle Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası tarafından verilen kredilerin veya uluslararası yardım kuruluşları tarafından yapılan yardım veya bağışların serbest bırakılması için alıcı ülkenin yerine getirmek zorunda olduğu yükümlülükler. Avrupa Birliği gibi iktisadi birlik veya kurumlara tam üye olmak üzere başvuran aday ülkelerin üyelik öncesinde yerine getirmek zorunda olduğu yükümlülüklere ilişkin ilke.
KOŞULLAR
şerâit.
KOŞULMAK
Koşmak (II) işi yapılmak. Herhangi biri koşmak. Sürülmek, gönderilmek.
KOŞULLUK
Yarışmaya çıkarılan bir yapı tasarısı ya da kent düzentasarını hazırlayacak olan kimselerin uyacakları kuralları gösteren ve yarışmayı açan ya da kamu işini, üsterme ya da sözleşmeyi yaptıran kurumca düzenlenen belge.
KOŞULLANIŞ
Şartlanış.
KOŞULSUZLUK
Şartsızlık.
Bu bölümde tanımı içerisinde KOŞUL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KOŞUMLU
Koşum geçirilmiş, koşulmuş (hayvan).
ARANMAK
Arama işine konu olmak. Kendi kendine bir şeyler aramak. İsteklisi bulunmak. Olumsuz, kötü davranışlarda bulunarak zor duruma düşmek. Eksikliği duyulmak. Şart koşulmak. Kendisine eş ya da sevgili aramak.
KIRMIZIÇİZGİ
Özellikle çam türü ağaçlarda görülen, uygunsuz koşullarda kurutulan ağacın çatlayan göze zarından giren mantarların yaptığı bir hastalık türü.
ÇİFT
Birbirini tamamlayan iki tekten oluşan (nesneler). Bir erkek ve bir dişiden oluşan iki eş. Toprağı sürmek için birlikte koşulan iki hayvan. Küçük maşa ya da cımbız.
EYYAMCI
Gününü dilediğince geçiren, gününü gün eden kimse. Günün koşullarına göre davranan kimse.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
HAYDAMAK
Çifte koşulan hayvanı sürmek, dehlemek. Kovmak, defetmek.
GÖRMECE
Görmek koşuluyla.
BOYUNDURUK
Çift süren veya arabaya koşulan hayvanların birlikte yürümelerini sağlamak için boyunlarına geçirilen bir tür ağaç çember. Zulüm ve zorbalık baskısı, esaret. Güreşte hasmın başını koltuk altına alıp boynuna kol dolama oyunu. Kapı veya pencere vb. açıklıkların üzerine konulan ağaç, taş veya beton kiriş, lento. Mengenenin üst yanındaki kemer biçimli bölüm.
KODEKS
Tedavi edici etkisi kesin olarak kabul edilen ilaçların formüllerini, fiziksel ve kimyasal özelliklerini, tanınma reaksiyonlarını, saflık kontrollerini, miktar tayinlerini ve saklama koşullarını içeren resmî kuruluş tarafından onaylı başvuru kaynağı.
ÇIVGAR
Çift sürmekte veya araba çekmekte olan hayvanlara yardımcı olarak koşulan hayvan.
KOŞUM
Araba hayvanının kayış takımı, koşum takımı. Hayvanın arabaya koşulması.
KOŞULMA
Koşulmak işi.
DEKATLON
Uzun atlama, gülle atma, cirit atma, yüksek atlama, disk atma, sırıkla yüksek atlama, 100, 400 ve 1500 metre koşuları ile 110 metre engelli koşusundan oluşan atletizm yarışması.
ENGEL
Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer. Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer. Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer.
DURUM
Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
DÜVEN
Harmanda ekinlerin sapı ve tanelerini ayırmak için kullanılan, önüne koşulan hayvanlarla çekilen, alt yüzünde keskin çakmak taşları dikine çakılı bulunan, kızak biçiminde araç.
ALTLIK
Tabak, bardak vb. nesnelerin altına konulan şey. Hayvanların altına yayılan ot veya saman. Arabaya koşulan atların yolları kirletmemesi için kuyruğunun altına yerleştirilen torba.
KAMULAŞTIRMAK
Devlet veya kamu tüzel kişilerce, kamu yararı gerektiğinde kişinin hukukunu da koruyarak karşılığını peşin ödemek koşuluyla taşınmazların sahiplerinden izin alınmaksızın yasal yollarla tamamını veya bir kısmını almak, devletleştirmek, istimlak etmek, özelleştirmek karşıtı.