Sonu KORU ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "koru" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. Sonu koru ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında koru olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde koru olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

BALABANKORU, KIZILCAKORU

9 harfli kelimeler

BOĞAZKORU, ÇALTIKORU, GÖKÇEKORU, İDRİSKORU, MURATKORU

8 harfli kelimeler

AVCIKORU, KOCAKORU, ODUNKORU, UZUNKORU

7 harfli kelimeler

ÇAMKORU, GÜLKORU, GÜNKORU, YOLKORU

4 harfli kelimeler

KORU

Bazı kelimelerin anlamları

KORU

Bakımlı küçük orman.

MURATKORU

Afyon şehrinde, Bayat ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

ODUNKORU

Büyük odunluk. Dizilmiş odun yığını. Ormanlık.

GÜNKORU

Samsun ili, Lâdik belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

YOLKORU

Malatya şehri, Doğanşehir ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

İDRİSKORU

Çanakkale ilinde, Biga belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

BOĞAZKORU

Samsun şehrinde, Vezirköprü belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

KOCAKORU

Bursa şehri, Söğütalan bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Manisa kenti, Üçpınar nahiyesine bağlı bir yer.

ÇAMKORU

Bilecik ilinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

BALABANKORU

Edirne ilinde, Hamidiye bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

UZUNKORU

Malatya ilinde, Pütürge ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

AVCIKORU

İstanbul kenti, Yeşilvadi bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

GÖKÇEKORU

Siirt ilinde, Pervari ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

KIZILCAKORU

Samsun kenti, Vezirköprü ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

ÇALTIKORU

Hakkâri şehri, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. İzmir ili, Bergama ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

GÜLKORU

Muş ili, Malazgirt ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

  -   -   -  

Anlamında KORU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KORU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BARET

Küçük takke, papaz takkesi. İşçilerin başlarına giydikleri, metal veya plastikten yapılmış koruyucu başlık. Bir süs iğnesi türü.

AVUKAT

Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse. Gerekmediği hâlde başkasını savunan, onun adına konuşan kimse.

BALTALIK

Sık sık kesimi yapılmış olan orman. Bir köyün odun gereksinimini sağlamasına izin verilen koruluk veya orman bölgesi.

ARKALI

Arkası olan. Koruyanı, dayanağı olan, pistonlu, iltimaslı.

BABA

Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.

ASKER

Orduda görev yapan erden generale kadar herkes. Askerlik görevi ya da ödevi. Er. Topluluk düzenine saygısı olan, disiplinli. Yurdunu iyi koruyan, kahraman özelliği taşıyan.

BARINMAK

Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak. Bir yerde yatarak geceyi geçirmek. Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak. Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak. Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak.

BALTACI

Balta yapan ya da satan kimse. Yangın söndürme kuruluşlarında balta kullanan er, baltalı. Önceleri sefer sırasında çalılık ve ormanlık yerleri temizlemek, yol açmak, çadırları kurup kaldırmak, yükleri bindirip indirmekle, sonraları kızlar ağasına bağlı olarak sarayı korumak ve sarayın dış hizmetlerini yapmakla görevli kimse, baltalı. Odun kırıcı.

AÇACAK

Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.

BEKÇİ

Bir şeyi veya bir yeri bekleyip korumakla görevli kimse.

ABLALIK

Abla olma durumu. Yakın ve koruyucu davranışta bulunma.

BACAKLIK

Özellikle hokey oyuncularının dizlerine taktıkları deriden yapılmış koruyucu.

BAŞLIK

Genellikle başı korumak için giyilen şapka, serpuş. Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım. Bir sütunun, bir direğin tepeliği. Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres, antet. Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça. Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare, serlevha. Başlık parası. Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık, kapüşon. Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü.

ARKALAMAK

Arkasına almak, yüklenmek. Bir kimseye güven vererek yardım etmek, destek olmak, korumak, müzaheret etmek.

APOTR

Yardımcı, koruyucu, havari.

ANTREPO

Gümrüklere gelen ticari eşyanın konulduğu, korunduğu yer.

BAKIMEVİ

Bakıma gereksinimi olan kimselerin bakıldıkları, barındıkları kuruluş. Belirli noktalarda özellikle kar mücadelesinde kullanılan araç ve gereçlerin barındırıldığı bina. Kurum ve kuruluşlarda motorlu araçların onarıldığı ve korunduğu yer veya birim. Kademe.

AÇMAZ

Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.

ASESBAŞI

Yeniçeri Ocağındaki askerî görevinin yanı sıra, başkentin düzenini korumakla da yükümlü olan yirmi sekizinci ortanın çorbacıbaşısı.

BAKMAK

Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.