KOLTUK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "koltuk" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. koltuk ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu koltuk ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde koltuk olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

KOLTUKLANMAK

11 harfli kelimeler

KOLTUKÇULUK, KOLTUKLAMAK, KOLTUKLANMA

10 harfli kelimeler

KOLTUKBAŞI, KOLTUKLAMA

9 harfli kelimeler

KOLTUKLUK

8 harfli kelimeler

KOLTUKÇU, KOLTUKLU

6 harfli kelimeler

KOLTUK

Bazı kelimelerin anlamları

KOLTUK

Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer. Yapıcılıkta yan destek. Koltuklama ya da koltuklanma. Mısır ve buğday fidesinin yanlarından çıkan filizler. Yüksek mevki, makam. Kenar, tenha yer. Demirledikten sonra gemiyi iskeleye, rıhtıma veya başka bir gemiye bağlayan ip. Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye. Kayırma, destek. Genelev. Eski düğünlerde damatla gelinin eve girerken konuklar arasından kol kola geçmeleri töreni.

KOLTUKBAŞI

Otomobillerde koltuğun sırt bölümünün üstüne takılan ve ani darbelerde boynun veya başın zarar görmesini önleyen başlık.

KOLTUKLAMA

Koltuklamak işi. Yaranmak için birine söylenen övücü söz, kompliman.

KOLTUKLU

Kol dayayacak yeri olan.

KOLTUKLUK

Koltuk yapmaya ve kaplamaya elverişli olan (kumaş). Giysinin terden lekelenmemesi için koltuk altına içten dikilen parça, subra.

KOLTUKLANMAK

Övücü sözlerle koltukları kabartılmak, pohpohlanmak.

KOLTUKLAMAK

Koltuğu altına almak. Kıvanç verecek biçimde övmek, koltuklarını kabartacak sözler söylemek, pohpohlamak. Koltuğa girmek.

KOLTUKLANMA

Koltuklanmak işi.

KOLTUKÇU

Koltuk yapan ya da satan kimse. Düğünlerde ev düzenlenmesine yardım edip gelinle damada destek olan kimse. Eski ev eşyası alıp satan kimse. Yüze karşı övmeyi huy edinmiş kimse. Koltuğunun altına elbise ve halı atıp sokak sokak dolaştırarak satan kimse. Koltuk meyhanesi işleten kimse.

KOLTUKÇULUK

Koltukçunun yaptığı iş. Yüze karşı övmeyi huy edinme.

  -   -   -  

Anlamında KOLTUK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KOLTUK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

MARKİZ

Markinin karısı. Bir kapı veya pencere önünde yağmurdan korunmak için yapılmış olan saçak. İki kişilik, alçak, oldukça geniş koltuk.

AKAR

Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.

HOPLATMAK

Hoplamasını sağlamak. Çocuğu koltuklarından tutup hafifçe havaya fırlatarak eğlendirmek.

GENELEV

Genel kadınların erkek kabul ettikleri yer, aşağı mahalle, kırmızıfener, koltuk, kerhane, umumhane.

DİRSEKLİK

Koltuk, kanepe vb.nde dirsekleri dayamaya elverişli bölüm. Ceket kolunun dirsek bölümünü korumak veya yamamak için kullanılan (kumaş vb.). Dirsek olarak kullanılmaya uygun olan (ağaç, boru vb.).

KAZKANADI

Güreşte hasmı arkadan ve yandan sarıp başını koltuk altına alarak elleri koltukları altından geçirdikten sonra sırtında veya ensesinde birleştirme biçimindeki oyun. Meydanın ortasından çekilerek düşmanın orta bölüme girmesi sağlandıktan sonra sağ ve sol kanatların düşmanı çember içine almasıyla yapılmış olan bir savaş taktiği.

OKKALAMAK

Bir şeyin ağırlığını yaklaşık olarak anlayabilmek için elle yoklamak. Gereğinden çok övmek veya ilgi göstermek, koltuklamak, pohpohlamak.

BERJER

Arkası kabarık ve yüksek, oturacak yeri geniş koltuk.

DÖŞEME

Döşemek işi. Bir yapının döşenmesine yarayan her türlü eşya, mefruşat. Halk edebiyatında ve türkülerden önce söylenen, bazen tekerleme biçiminde olan uyaklı giriş bölümü. Taşıtların koltuk, taban, tavan vb. yerleri. Yapılarda taban üzerine döşenen tahta vb. kaplama. Koltuk, kanepe, divan vb.nin kumaş, yay, pamuk vb. bölümleri.

BOYUNDURUK

Çift süren veya arabaya koşulan hayvanların birlikte yürümelerini sağlamak için boyunlarına geçirilen bir tür ağaç çember. Zulüm ve zorbalık baskısı, esaret. Güreşte hasmın başını koltuk altına alıp boynuna kol dolama oyunu. Kapı veya pencere vb. açıklıkların üzerine konulan ağaç, taş veya beton kiriş, lento. Mengenenin üst yanındaki kemer biçimli bölüm.

DÖŞEMELİK

Yapılarda tabana döşemek için kullanılan (gereç). Kanepe, koltuk vb.nin kaplanmasına elverişli (kumaş).

KOLÇAK

Yalnız başparmağı ayrı, diğer dört parmağı bir örülmüş yün eldiven. Kola geçirilen işaretli bağ, pazubent. Kadınların dirseklerine kadar taktıkları basmadan yapılmış olan süs eşyası. Koltuk veya iskemlenin kol konacak parçası. Ceket veya gömlek kollarının kirlenmesine engel olmak için bilekten dirseğe kadar geçirilen eğreti kolluk. Zırhın kola geçirilen parçası.

KOL

İnsan vücudunda omuz başından parmak uçlarına kadar uzanan bölüm. İş takımı, ekip, grup. Bir halat oluşturan bükülmüş lif demetlerinden her biri. Bazı çalgıların elle tutulan sap bölümü. Bir şeyin ayrıldığı bölümlerden her biri, dal, kısım, şube, branş. Giyside vücudun bu bölümünü saran parça. Koyun, dana, kuzu vb.nde ön ayağın üst bölümü. Ağaçlarda gövdeden ayrılan kalın dal. Makinelerde tutup çevirmeye, çekmeye yarayan ağaç veya metal parça. Koltuk, divan vb.nin yan tarafında bulunan dayanmaya yarayan parça. Dizi, düzen. Kanat. Karakol.

ÇEKYAT

Gerektiğinde açılıp yatak durumuna getirilebilen koltuk, kanepe.

FİTİL

Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılmış olan genellikle yağ çekici madde. 0,0125 gram olan ağırlık ölçü birimi. Yollu bir biçimde dokunmuş kumaş. Derin yaraların tedavisinde, yara içine salınan steril gazlı bez şeridi. Elli kâğıtla oynanan ve en az sayısı olanın kazanması kuralına dayanan bir iskambil oyunu. Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde. Kumaşın altına kaytan biçiminde bükülmüş bir şey koyup üstten dikerek yapılmış olan kabartma yol. Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç. Koltuk, sandalye vb. oturulan eşyanın yapımında dikiş veya çivileri gizlemekte kullanılan şerit.

ÇAPRAZ

Eğik olarak birbiriyle kesişen. Eğik bir biçimde. Karşı tarafın yanı. İki taraflı, karşılıklı. Güreşte rakibin koltuk altından kol geçirip sarma oyunu. Kopça, düğme. Bir tür olta iğnesi.

KÖPEKMEMESİ

Koltuk altında çıkan iltihaplı çıban.

DÖŞEMECİ

Döşeme yapan kimse. Perde, koltuk, kanepe vb. satan veya onaran kimse.

KOMPLİMAN

Gönül okşayıcı, hoşa giden söz. Koltuklama.

KANEPE

Birkaç kişinin oturabileceği genişlikte koltuk, çekyat. Genellikle çay ve kokteyller için hazırlanan, peynir, sucuk, salam vb. şeylerle süslenen çok küçük ekmek.