Kelimeler arşivi içinde; başında "kişisel" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. kişisel ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kişisel ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kişisel olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KİŞİSELLEŞTİRMEK
KİŞİSELLEŞTİRME
KİŞİSELCİLİK
KİŞİSEL
KİŞİSEL
Kişi ile ilgili, kişiye ilişkin, kişinin kendi malı olan, şahsi, zatî.
KİŞİSELCİLİK
Kişiliğin bütün gerçeklik ve değerlerin temeli olduğu görüşünü savunan felsefe kuramı. Ruhbilimde "ben"in temel bir kavram olduğu ve ona en yüksek değerin verilmesi gerektiği savını ileri süren yöntemli tutum.
KİŞİSELLEŞTİRMEK
Kişiye özel duruma getirmek. Bilişim teknolojisinde kullanılan araçları kişiye özgü duruma getirmek. Bir kişiye mal etmek, bağlamak. Söz edilen konudan uzaklaşarak olumsuz yönleriyle kişiler üzerinde durmak.
KİŞİSELLEŞTİRME
Kişiselleştirmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KİŞİSEL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
İMTİYAZ
Başkalarına tanınmayan özel, kişisel hak veya şart, ayrıcalık. Gedik. Fabrika kurmak, maden işletmek vb. için bir kişi veya kuruluşa devlet tarafından verilen özel izin.
ŞEREF
Başkasının, birine gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer, onur. Toplumca benimsenmiş iyi şöhret.
DAVRANI
Bir oyuncunun sahnede yüz ya da gövde hareketleriyle bir anlatıma yönelmesi. Aristoteles'e göre, tragedyanın altı özelliğinden biri olan davranı'da yazarın tragedya kahramanında dört şey araması gerekir: a. Kahramanın davranışı iyi olmalı . b. Kahramanın davranışı doğru olmalı c. Kahramanın davranışı gerektiği gibi olmalı. d. Kahramanın davranışında bir bütünlük (birlik) olmalı. Sahnede bir oyuncunun yüz ya da gövde hareketleriyle bir anlatıma gitmesi. Bir görüşmede, görüşülenlerin araştırma konusundaki ilk yargılarında payı bulunan, görüşmecinin dış görünüşü ve yaklaşımından kaynaklanan kişisel durum.
HESAPLAYICI
Sık sık bir işletmen'in kişisel olarak işe karışmasını gerektirir nitelikte, özellikle aritmetiksel işlemleri yapmaya elverişli bir veri işleyici.
LİRİK
Coşkun, ilhamla dolu. Eski Yunan edebiyatında lir eşliğinde söylenen (şiir). Çok etkili, coşkun, genellikle kişisel duyguları dile getiren edebiyat.
ONUR
İnsanın kendine karşı duyduğu saygı, şeref, öz saygı, haysiyet, izzetinefis. Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer, şeref, itibar.
HIMHIMLAMA
Bütün sesleri genizden söyleme hali, ki kişisel olduğu gibi bir topluluk dilinin vasfı da olabilir. bk. Burunculluk.
DOĞALCILIK
Gerçeğin doğaya uygun biçimde yansıtılmasını amaçlayan sanat akımı, natüralizm. Gerçeğin yalnız doğa ile açıklanması, natüralizm. Doğa dışında hiç bir şeyin ve gücün var olmadığına inanan, her gerçeğin doğadan çıktığını ileri süren felsefe öğretisi. Rousseau'dan başlayarak John Dewey'e kadar birtakım filozof ve düşünürlerin geliştirdiği ve çocuğun doğal gelişmesi, kendi kendini yönetmesi, duyularına seslenilmesi, kişisel yaşantılar kazanması gibi ilkelere önem veren bir eğitim felsefesi. Ahlakı, içgüdülerin zorladığı kural ve yasalarla açıklayan öğreti ve çığır. İlkel adamın, kişileştirdiği ya da Tanrılaştırdığı kimi doğa öğeleriyle doğa olaylarının çevresinde yarattığı dinsel düzen. bk. din. karşılığı dirimsellik, yıldızcılık. Gerçekçiliğin içine bilime dayanan bazı felsefe ve ahlak öğretileri karıştıktan sonra onun aldığı ad (DOĞALCI, Naturaliste). Doğa: Tabiat. Toplumun gelişimini doğa etkenleri (iklim koşulları,coğrafya çevresi, halklar arasındaki dirimbilimsel ve ırksal ayrımlar) ile açıklamak isteyen öğreti. Fransa'da, XIX. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan, deneye önem vererek doğayı ve gerçeği olduğu gibi anlatmayı sanatın ana görevi sayan yazın çığırı.
EŞEVRECİLİK
Fransa'da XX. yüzyıl başlarında ortaya çıkan, yalnız kişisel duyarlığı değil, onunla birlikte kalabalığın ve evrenin de duyarlığını belirtmek isteyen, ama başarısızlıkla sonuçlanan bir koşuk çığırı.
ORTAKLAŞACILIK
Üretim araçlarından kişisel sahipliği kaldırıp ortak kullanmayı ve toplum içinde her türlü harekette ortak davranışı savunan öğreti, kolektivizm.
LİRİZM
Kişisel duyguların ilham yolu ile coşkulu ve etkili anlatımı.
ERGİN
Olmuş, yetişmiş, kemale ermiş. Kişisel haklarını kendi kullanabilmesi için yasanın gösterdiği on sekiz yaşına gelmiş olan (kimse), reşit.
DENEME
Denemek işi, sınama. Son biçimini bulmamış, taslak durumunda olan. Herhangi bir konuda yeni ve kişisel görüşlerle bezenmiş bir anlatım içinde sunulan düzyazı türü.
ŞAHSİ
Kişisel.
ÖZGECİ
Kişisel yarar gözetmeksizin başkasına yararlı olmaya çalışan (kimse), diğerkâm.
SPOR
Bedeni veya zihni geliştirmek amacıyla kişisel veya toplu olarak gerçekleştirilen, bazı kurallara göre uygulanan hareketlerin tümü. Çiçeksiz bitkilerde üreme organı. Kullanışı rahat, kolay olan. Bir hücreli hayvanların çok özelleşmiş olan üreme hücresi.
HASEP
Kişisel özellik, nitelik.
NESNEL
Nesne ile ilgili, nesneye ilişkin, öznel karşıtı. Gerçeğe varmak amacıyla, taraf tutmadan inceleme yapan, hüküm veren, objektif. Bireyin kişisel görüşünden bağımsız olan, objektif.
FERDİ
Bireysel, kişisel, fertle ilgili, şahsi. Tek olan şey. Fertle ilgili, bireysel.
ATASOY
İlkel toplumlarda, boyları oluşturan bireylerin kendisinden türediklerine inandıkları insan, hayvan, bitki, nesne ya da doğa olayı kimliğinde olan ortak ata. (Kimi ilkellerde, boylarda saptanan bu tür atanın dışında kişisel, ailesel, cinsel ya da yerel ata akrabalar da görülmüştür.) bk. atasoyculuk. karşılığı tapıncak, büyü, cancılık. Ataları gibi soylu olan kimse.