Kelimeler arşivi içinde; başında "kit" olan, toplam 71 adet kelime bulunmaktadır. kit ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kit ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kit olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KİTAPLIKBİLİMCİ
KİTAPLAŞTIRMAK, KİTAPSEVMEZLİK
KİTAPLAŞTIRMA, KİTAPSEVERLİK, KİTAPLİKBİLİM, KİTAPDELİLİĞİ
KİTLATTURMAK, KİTAPDÜŞMANI
KİTAPSIZLIK, KİTAPLAŞMAK, KİTAPGİZLER
KİTAPLILIK, KİTAPLAŞMA, KİTAPÇILIK, KİTAPÇEKER, KİTAPBİLİR, KİTAPSEVER, KİTAPSIZCA, KİTAPTANIR
KİTLEŞMEK, KİTAPLICA
KİTLEMEK, KİTLEYİK, KİTLAMAK, KİTİRELİ, KİTİRDEK, KİTİKMEK, KİTELMEK, KİTABEVİ, KİTAPSIZ, KİTAPLIK, KİTAPÇIK
KİTABET, KİTRELİ, KİTEKİT, KİTAPLI, KİTLEME, KİTAPSI, KİTİRET, KİTAPÇI, KİTAPÇA
KİTİLİ, KİTTİK, KİTLEH, KİTLİK, KİTİRE, KİTMEK, KİTMİR, KİTRET, KİTLEK, KİTABE, KİTABİ
KİTÇE, KİTLİ, KİTON, KİTOP, KİTRE, KİTTİ, KİTLE, KİTİZ, KİTİŞ, KİTİR, KİTİN, KİTİK, KİTİH, KİTAP, KİTAL, KİTAB
KİTİ
KİT
KİT
Macun. Parasız denecek kadar ucuz. Kilit. Anahtar. Kıt. Met değnek (çelik-çomak) oyununda çeliğin çomaya isabet etmemesi.
KİTAPSEVERLİK
Kitapsever olma durumu.
KİTAPLAŞMA
Kitaplaşmak işi.
KİTAPLAŞTIRMA
Kitaplaştırmak işi.
KİTAPLAŞTIRMAK
Kitap durumuna getirmek, kitap olarak yayımlamak.
KİTAPSIZLIK
Kitapsız olma durumu.
KİTAPLİKBİLİM
Kitap sayısını çoğaltmanın, kataloglayıp sınıflandırmanın ve okuyucuları kitaptan yararlandırmanın kurallarını saptamak, her türlü kitaplık sorununa çözüm yolları bulmak ve kitaplıkla ilgili uygulamaların kuramını yapmakla uğraşan bilgi dalı.
KİTAPÇILIK
Kitapçının yaptığı iş.
KİTAPDÜŞMANI
Kitapları yok eden kişi.
KİTAPLAŞMAK
Kitap durumuna gelmek, yayımlanmak.
KİTAPLILIK
Kitaplı olma durumu.
KİTAPSEVMEZLİK
Kitaplardan hoşlanmama, kitap sevmeme durumu.
KİTAPLIKBİLİMCİ
Kitaplıklarda her türlü işin yürütülmesini sağlayan, kitaplıkbilim öğrenimi görmüş kişi.
KİTAPDELİLİĞİ
Kitap toplama, kitap edinme konusunda duyulan aşırı tutku.
KİTLATTURMAK
Kilit vurdurmak.
KİTAPGİZLER
Kitaplarını kilit altında saklayan kişi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KİT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
ALBÜM
Fotoğraf, pul vb.ni dizip saklamaya yarayan bir defter türü. Herhangi bir konu ile ilgili kısa açıklamalar verilerek resimler basılmış olan kitap. Uzunçalar.
BASILI
Basılarak yerleştirilmiş. Basımevinde basılmış (kâğıt, kitap vb.), matbu.
BASMA
Basmak işi. Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua. İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun. Gübre, tezek. Basılmış, matbu. Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş. Yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz sularının yükselmesi, çekilme karşıtı. Bu kumaştan yapılan.
BAP
Kapı. Kitaplarda bölüm, başlık. Arap dil bilgisinde mastar çeşitlerinden her biri. Konu, husus.
ANSİKLOPEDİ
Belli bir yönteme göre düzenlenen, bilim, sanat ve uğraş dallarının tüm bilgilerini ayrıntılı olarak bir arada bulunduran, genellikle birkaç ciltten oluşan kitap, bilgilik.
ACELE
Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi. Tez davranma gerekliliği. Vakit geçirmeden, tez olarak.
ALFABE
Bir dilin seslerini gösteren, belirli bir sıraya göre dizilmiş belli sayıda harfin bütünü, abece, yazı. Bir işin başlangıcı. Bir dilin harflerini tanıtarak okuma öğrenmeyi sağlayan kitap.
BAĞITÇI
Bir işi karşılıklı olarak kararlaştırıp üstlerine alan taraflardan her biri, sözleşme yapan, âkit.
ATLAS
Yüzü parlak, sık dokunmuş bir ipekli kumaş türü, saten. Bir konuyu açıklamak için hazırlanmış resim veya levhalardan oluşmuş kitap. Dünyanın, bir ülkenin, bir bölgenin fiziksel ve siyasal coğrafyası ile ekonomi, tarih vb. konularda toplu bilgi vermek için bir araya getirilmiş coğrafya haritaları derlemesi.
BENT
Bağ, rabıt. Gazete yazısı. Bir şiirdeki dörtlüklerin her biri, bağlam. Kanun maddesi. Su biriktirmek için akan suyun önüne yapılmış olan set, büğet. Kitaplarda kendi içinde bütünlük oluşturan bölüm.
AYRAÇ
Cümle içinde geçen bir sözü, metin dışı tutmak için o sözün başına ve sonuna getirilen yay veya köşeli biçimde işaret, parantez. Kalınan sayfayı belirlemek amacıyla kitapların arasına konulan ince, uzun karton parçası, bellik.
BAŞLIK
Genellikle başı korumak için giyilen şapka, serpuş. Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım. Bir sütunun, bir direğin tepeliği. Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres, antet. Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça. Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare, serlevha. Başlık parası. Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık, kapüşon. Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü.
BEKİTME
Bekitmek işi.
AKAİT
Bir dinin öğrenilmesi gereken inançlarının ve tapınma kurallarının tümü. Bu kuralları toplayan kitap.
AMENTÜ
Bir oluş, düşünce veya ideolojinin temelini oluşturan değer yargıları. Arapça "inandım" anlamına gelen ve İslamiyetin temel inançları olan "Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inanma"yı dile getiren söz.
BAHİS
Üzerinde konuşulan şey, konu. Bir kitabın bölümlerinden her biri. Görüşünde veya iddiasında haklı çıkacak tarafa bir şey verilmesini kabul eden sözlü anlaşma.
AKAR
Kiraya verilerek gelir getiren ev, dükkân, tarla, bağ vb. mülk, akaret. Halı, koltuk, yatak vb. yerlerde ve nemli ortamlarda yaşayan, astıma yol açabilen, insan vücudundan dökülen deri tozlarıyla ve parçacıklarıyla beslenen bir tür canlı. Sıvı, mai, likit.
AKTARICI
Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.