Sonu KİLA ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kila" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kila ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında kila olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kila olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

KİLA

Etlerin üzerine sineklerin bıraktığı beyaz yumurta : Bu et kilalanmış, artık yenmez. Kilo.

TEKİLA

Sert bir Meksika içkisi.

  -   -   -  

Anlamında KİLA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KİLA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÖRGÜTLENDİRİLME

Örgütlendirilmek işi, teşkilatlandırılma.

OCAK

Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer. Bahçelerde veya bostanlarda her tür meyve ve sebze tohumu veya fidesinin dikimi için ayrılmış toprak çukuru. Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer. Şömine. Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet. Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer. Ev, aile, soy. Yeniçeri teşkilatını oluşturan odalardan her biri. Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer. Halk hekimliğinde bir önceki kuşaktan el verme suretiyle aktarılan bilgileri kullanarak belirli bir şikâyeti veya hastalığı iyileştirdiğine inanılan aile. Yılın birinci ayı, kânunusani.

HİZİP

Bölük, kısım. Bir siyasi partinin içinde, partinin izlemekte olduğu ana siyasi çizgiye karşı olan, ayrı bir teşkilat merkezi bulunan ve partinin çoğunlukla aldığı kararlara karşı savaşan parti içi grup, fraksiyon, klik. Kur'an-ı Kerim'in her cüzünün beş sayfalık bölümü.

FÜTÜVVET

Dinî ve mesleki birlik, esnaf teşkilatı.

KOMİSER

Güvenlik teşkilatının meslek aşamaları içinde yer alan, il, ilçe veya bucaklarda bulundukları yerin emniyet ve asayişine ait işleri yöneten, üniformalı veya sivil memur. Hükûmet komiseri. Saha komiseri.

ÖRGÜTÇÜLÜK

Örgüt kurma işi, teşkilatçılık.

ÖRGÜTLEME

Örgütlemek işi, teşkil, teşkilatlandırma.

ÖRGÜTLENDİRME

Örgütlendirmek işi, teşkilatlandırma.

ÖRGÜTLENDİRİLMEK

Örgütlendirme işi yapılmak, teşkilatlandırılmak.

AKILLICA

Akla yakın, doğru, makul. (akıllı'ca) Akla yakın, doğru bir biçimde, akıllıcasına, akilane.

ÖRGÜTLENİŞ

Örgütlenme işi, teşkilatlanış.

ÖRGÜT

Ortak bir amacı veya işi gerçekleştirmek için bir araya gelmiş kurumların veya kişilerin oluşturduğu birlik, teşekkül, teşkilat. Bir kuruluşa bağlı alt bölümlerin bütünü.

ÇAVUŞ

Bir işin veya işçilerin başında bulunan ve onları yöneten sorumlu kimse. Osmanlı ordusunda üst komutanların buyruklarını ast komutanlara ulaştıran görevli. Askerî okullarda sınıf başkanı. Osmanlı Devleti teşkilatında çeşitli hizmetler yapan görevli. Onbaşıdan sonra gelen ve görevi manga komutanlığı olan erbaş.

ÖRGÜTLENDİRMEK

Bir örgüt etrafında toplamak, teşkilatlandırmak.

KAPICI

Otel, apartman vb. büyük yapılarda bekçilik, temizlik, alışveriş gibi işlerle görevli kimse. Osmanlı devlet teşkilatında saray kapılarını bekleyen görevli sınıfı.

HAHAMBAŞILIK

Hahambaşının görevi. Hahambaşına yardımcı olan teşkilat.

ORGANİZASYON

Düzenleme. Düzenli bir grubun üyelerinin tamamı. Kuruluş, kurum, teşkilat. Devlet, idare, toplum vb.nin düzenleniş biçimi.

ÖRGÜTLEMEK

İnsanları veya işleri örgütlü duruma getirmek, teşkilatlandırmak. Herhangi bir amacı gerçekleştirmek için insanları bir araya getirmek, organize etmek.

FRAKSİYON

Bir siyasi partinin politikasını parlamentoda, yerel yönetimlerde, çeşitli kuruluşlarda yürütmek için teşkilatlanmış grup, bölüntü, bölüngü. Hizip.

ÖRGÜTÇÜ

Örgütleme işleriyle uğraşan kimse, teşkilatçı. Örgütleme işlerinde yetenekli kimse, teşkilatçı.