Kelimeler arşivi içinde; sonunda "keni" olan, toplam 14 adet kelime bulunmaktadır. Sonu keni ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında keni olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde keni olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ÇUVALDIZDİKENİ, KABALDIZDİKENİ
SIYIRMADİKENİ, ZERDALİDİKENİ
CİMCİKDİKENİ, KANGALDİKENİ
DEMİRDİKENİ, DOMUZDİKENİ, MAYISDİKENİ, SIĞIRTİKENİ, TARAKDİKENİ
ÇILIDİKENİ
OCAKKENİ
KENİ
KENİ
Büyük, iri fare. Kendisini, kendini : Ben keni ne kadar severim. İsim yerine kullanılır : Kele Keni burda mı?. Birisine seslenme ünlemi: Bire keni. Arpa ile buğday karışımı.
ZERDALİDİKENİ
Centaurea sostitialın Compositae.
TARAKDİKENİ
Ağrı ve sızıları gidermeye yarayan bir çeşit dikenli bitki. Saç taramaya yarayan bir çeşit diken.
SIYIRMADİKENİ
Devedikeni.
ÇUVALDIZDİKENİ
Harman zamanı görülen, esen yelle yuvarlanarak giden bir çeşit diken.
KABALDIZDİKENİ
Ekinler kaldırılırken dikenleri yuvarlanarak uçan bir çeşit bitki.
DOMUZDİKENİ
Kirpi gibi her yanı dikenli bir ot.
KANGALDİKENİ
Devedikeni.
CİMCİKDİKENİ
Böğürtlen: Cimcik dikeni gibi arsız olma.
MAYISDİKENİ
Kırlarda kendiliğinden biten, gülgillerden, çiçeğinin tomurcukları tespih tanesine benzeyen, gövdesinin içi yumuşak öz ile dolu bir bitki.
ÇILIDİKENİ
Paliurus aculeatus (Rhamnaceae).
SIĞIRTİKENİ
Sığırlarda yağ yapan bir çeşit bitki.
OCAKKENİ
Yangına karşı ocağın önüne yerleştirilen dikdörtgen biçimindeki taş.
DEMİRDİKENİ
Çobankalgıdan da denilen, dikenli, battığı zaman dikeni çok acıtan bir ot.
Bu bölümde tanımı içerisinde KENİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALIÇ
Hünnapgillerden, kırlarda kendiliğinden yetişen, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, sert odunlu bir ağaç, gövem eriği, geyik dikeni, akdiken (Crataegus monogyna). Bu ağacın mayhoş yemişi.
DİKENSİZ
Dikeni olmayan. Sıkıntısız, üzüntüsüz bir biçimde.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
ÇOKÇULUK
Gerçekçiliğin açıklanmasında birden çok ilkenin temelde bulunduğunu kabul eden öğreti, tekçilik karşıtı, plüralizm.
ANTROPOLOJİ
İnsanın kökenini, biyolojik özelliklerini, toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim, insan bilimi.
AMBARGO
Bir malın serbest sürümünü engellemek için konulan yasak, engelleyim. Bir ülkenin dış dünyayla ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir kişinin başka kişilerle ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir devletin, gemilerin kendi limanlarından ayrılmasını yasaklama buyruğu, engelleyim.
DİKENLİ
Dikenli olan. Dikeni olan bitkilerin bulunduğu (yer). Zor, çetin, sıkıntı veya üzüntü veren.
EKONOMETRİ
Ekonomik olayların açıklanmasında çok sayıda değişkeni göz önüne alarak ve karşılıklı bağıntılar kurarak teorik çalışmaların deneylerle doğrulanmasını sağlayan matematiksel yöntem.
ARİYA
Sancağı, yelkeni veya sereni direkten aşağı alma.
AKSİYON
Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.
DOLMAK
Dolu duruma gelmek. Bitkiler olgunlaşmak, erginleşmek. Sabrı tükenip öfkesi taşacak duruma gelmek. Bir yerde pek çok eşya veya kimse toplanmak, kalabalık duruma gelmek. Bir yere iyice yayılmak, kaplamak. Süre, hesap tamamlanmak.
AKSAN
Bir ülkenin insanlarına veya bir çevreye özgü söyleyiş özelliği. Vurgu.
ESASEN
Başından, temelinden, kökeninden. Aslında. Nasıl olsa, gene. Zaten.
FRİŞKA
Yelkeni dolduramayacak kadar hafif rüzgâr.
ARGÜMAN
Kanıt. Tez, iddia, sav. Bir çıkış kümesinin değişkeni. Bir denklem, bir eşitsizlik veya bir gök cisminin hareketine ait herhangi bir elemanın bağlı bulunduğu belli bir değer. Bir cetvelde diğer bir sayıyı bulmak için yararlanılan sayı.
DİKENSİ
Dikene benzer, dikeni andıran, diken gibi, dikenimsi.
ATLAS
Yüzü parlak, sık dokunmuş bir ipekli kumaş türü, saten. Bir konuyu açıklamak için hazırlanmış resim veya levhalardan oluşmuş kitap. Dünyanın, bir ülkenin, bir bölgenin fiziksel ve siyasal coğrafyası ile ekonomi, tarih vb. konularda toplu bilgi vermek için bir araya getirilmiş coğrafya haritaları derlemesi.
DEĞER
Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.
ELEKTRİKLEMEK
Üzerinde elektrik gücü bulunmayan bir iletkene, elektrikli başka bir iletkeni yaklaştırmak veya değdirmek yoluyla elektrik gücü vermek. Etkilemek.
AMPUL
İçinde, elektrik akımı ile akkor durumuna gelerek ışık verebilen bir iletkeni bulunan, havası boşaltılmış cam şişe. İçinde sıvı durumda ilaç bulunan, kapalı cam tüp.