Kelimeler arşivi içinde; başında "kenet" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. kenet ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kenet ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kenet olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KENETLENEBİLMEK
KENETLENEBİLME
KENETDEMİRİ, KENETLENMEK
KENETLEMEK, KENETLENİŞ, KENETLENME
KENETLEME
KENETLİ
KENET
KENET
İki sert cismi birbirine bağlamaya yarayan, iki ucu sivri ve kıvrık metal parça.
KENETLENEBİLMEK
Kenetlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
KENETLEME
Kenetlemek işi.
KENETLİ
Kenedi olan. Birbirinin içine geçerek sıkıca kapanmış. Kenetle birbirine bağlanmış bulunan, kenetlenmiş olan.
KENETDEMİRİ
Soba yapılırken iki saçı birleştirmekte kullanılan demir araç. (Haymana Ankara).
KENETLENMEK
Kenetleme işine konu olmak. Bir konuda aynı tutum ve davranışı göstermek. Birbiriyle dayanışma içine girmek. Sıkıca birbirinin üzerine kapanmak, birbirine geçerek bağlanmak. İki uzay aracı bir birine monte edilmek.
KENETLENME
Kenetlenmek işi. Köpekte çiftleşme sırasında glans penisin aşırı genişlemesi sonucu ayrılmanın olmaması, çatallaşma, çatışma. Çiftleşmenin döllenmeyle sonuçlanması bakımından önemlidir. Başka başka nitelikte kayaç birimleri yan yana bulundukları zaman, katmanların birbirlerinin arasına sokulması.
KENETLEMEK
Kenetle tutturmak veya kenetle birbirine bağlamak. Sıkıca birbirinin üzerine kapamak. Birbirine geçirerek bağlamak.
KENETLENİŞ
Kenetlenme işi.
KENETLENEBİLME
Kenetlenebilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KENET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ISBABA
İki taşı birbirine bağlayan kenet demiri.
RAMPA
Bir arazinin, bir kara yolunun, bir demir yolu hattının yatay doğrultuya göre yokuş olan bölümü. Bir geminin bir başka gemiye, dubaya, iskeleye veya sala değecek biçimde yanaşması. Özellikle istasyonlarda, vagonlara eşya yüklemek veya boşaltmak için yapılan, ambarın önünde bulunan set. İki ağacı veya takozları birbirine kenetlemek için kullanılan, uçları eğriltilmiş ve sivriltilmiş demir çubuk. Bir vagonu raya sokmak veya raydan çıkarmak için kullanılan araç. Füzelerin havaya fırlatılmak için üstüne yerleştirildikleri eğik destek.
ÇAKIŞMAK
Birbirine geçip kenetlenmek, takılmak. Doğru, açı, yüzey vb. geometrik biçimler üst üste konulduklarında birbirini bütünüyle örterek eşit olmak. Aynı zaman dilimine denk gelmek. Söz yarışı etmek.
DENİZKESTANELERİ
Sölomlu hayvanlardan, ikincil ağızlılar (Deuterostomia) filumunun, derisi dikenliler (Echinodermata) alt filumundan, küre, yürek ya da disk biçimindeki vücutları üzerlerinde bulunan kalker plâkların birbirine kenetlenmesiyle meydana gelen bir kabukla örtülü olan, kolları bulunmayan, ağızları karın bölgesinde olan ve anüsleri bulunan, Aristo feneri denen özel bir çene sistemleri görülen, bayağı denizkestanesi (Echinus esculentus) türü ve sidaris (Cidaris) cinsi iyi bilinen bir sınıf. Derisi dikenliler (Echinodermata) şubesinden, küre, yürek veya disk biçimindeki vücutları üzerlerinde bulunan kalker plakların birbirine kenetlenmesiyle meydana gelen bir kabukla örtülü olan, kolları bulunmayan, ağızları karın bölgesinde olan ve anüsleri bulunan, Aristo feneri denilen özel bir çene sistemleri görülen bir sınıf. (Echinoidea), iyi bilinirler.
MİSKİNLİK
Miskin olma durumu, meskenet.
KİLİTLEMEK
Anahtarla kilidi kapamak. Bir nesne veya bir kimseyi kilitli bir yere kapamak. Karşılıklı çıkıntı ve girintileri olan şeyleri birbirine geçirmek, kenetlemek. Sıkıca tutmak. Kapatmak.
DEMÜRLENMEK
Perçinlenmek, kenetlenmek. Bukağılanmak.
GEÇME
Geçmek işi, mürur. Çakılmış, yapıştırılmış veya lehimlenmiş olmayıp gereğinde sökülebilecek biçimde parçaları birbirine takılıp kenetlenmiş olan. Birbirinin içine geçirilerek tutturulan iki şeyden birinde bulunan çıkıntılı parça.
BROMETALİN
Hayvanlarda oksidatif-fosforilasyon kenetini kırarak etkiyen, beyin ve omurilikte ödeme neden olan ve fare zehri olarak kullanılan dinitroanilin yapıda bir bileşik.
DEBRİYAJ
Otomobillerde kavrama yöntemi ile kenetlenmiş iki mili birbirinden ayıran ve çekici mili hareket düzeninde tutarak çekilen milin durmasını ve bu işlem sonunda aracın hareketini sağlayan düzenek. Bu düzeneği işletmeye yarayan ayaklık.
ÇATALLAŞMA
Çatallaşmak işi. Kenetlenme.
ISILMAK
Dişler birbirine kenetlenmek, açılamamak. Toprak su çekerek sertleşmek. Olgunlaşmamak.
KURBAĞALAMA
Kurbağanın yüzmesine benzer yatay hareketler yaparak yüzme. Birbirine paralel iki tırmanma sırığına baldırları ve ayak sırtlarını kenetleyerek veya dışarıdan diz altına sıkıştırarak tırmanma.
ŞERİT
Dar, uzun dokuma veya kumaş parçası. Bir kara yolunda trafik çizgileri ile ayrılmış bölümlerden her biri. Şeritgillerden, vücudu yassı, birbirine kenetlenmiş boğumları bulunan ve bazısı metrelerce boyda olan bir bağırsak asalağı, tenya, sığır tenyası, sığır şeridi, abdestbozan. Dar, uzun kıyı parçası. Herhangi bir maddenin dar, düz, ince ve uzun parçası.
KİNEL
Kenet.
FİLİ
Kapı, pencere ve dolabın sürgüsü ya da mandalı. Uyluk kemiği. Kol ya da bacak kemiklerinin çıkıntıları, kenetleri. İpten yapılmış özengi. Dilim: Kaymaklı kadayıf filiciklerini kes keste ye.
EKZOSTLAMA
Henüz kapatılmamış veya daha sonra tam olarak kenetlenmek üzere sadece gevşek biçimde kapatılmış bulunan konserve kaplarının tepe boşluğundaki ve kutu içerisindeki parçacıklar arasındaki havanın ve gazların bir ön ısıtmayla uzaklaştırılması işlemi.
DANTROLEN
Çizgili kasların kasılabilirliğini uyarı kasılma keneti üzerine olan doğrudan etkisiyle azaltan kas gevşetici, hidantoin türevi bir ilaç.
AYRIL
Karşılaşma sırasında, yumrukoyuncularının birbirlerine kenetlenmeleri ve kendilerinden ayrılmamaları halinde orta hakemin verdiği komut. Bu durumda yumrukoyuncuları bir adım geriye açılırlar ve ancak ondan sonra vurabilirler. İki yolun ayrıldığı yer, yol kavşağı.
ÇAKA
Gösteriş, caka. İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir oyun. Çakı, bıçak. Köşede yapılan bir kenet çeşidi, (bk. Şek. 5).