Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kemiksi" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kemiksi ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında kemiksi olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kemiksi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KEMİKSİ
KEMİKSİ
Kemiği andıran, kemiğe benzeyen, kemik gibi, kemiğimsi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KEMİKSİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
LÖP
İri ve yumuşak. Kaynatılmış ve iyice pişmiş yumurta. Kemiksiz et. Karşılıksız ve parasız elde edilen, beleş. İri lokma.
BIRAKMALIK
Etin kemiksiz, kaba kısmı, külbastılık. Kemiksiz, külbastılık et.
HİYALODENTİN
Keski solungaçlıların (Elasmobranchii) pullarında, kalsiyum tuzlarından oluşmuş kemiksi, ince, üst tabaka. Kemikli balıklarda pulların fibrilar tabakasında biriken kalsiyum tuzlarının oluşturduğu kemiksi bir madde.
OSTEOMALASİ
Ergin hayvanlarda, gelişmiş hâldeki kemiklerin kireç tuzlarından fakirleşmesi, buna karşılık fazla miktarda kemiksi doku oluşumuyla belirgin, fosfor, kalsiyum veya D vitamini eksikliğine veya flor zehirlenmesine bağlı olarak biçimlenen ve birçok yönüyle raşitizme benzeyen, özellikle yüksek verimli sütçü sığırlarda daha çok rastlanan bir metabolik iskelet hastalığı, bataklık topallığı, kemik yumuşaması, süt-bacağı hastalığı, süt topallığı, tahta bacak, hipovitaminozis D, D vitamini eksikliği, risket.
DİKİ
Biraz, bir parça, azıcık. Çalımlı(kimse). Tane: Üç diki şeker ver. Et parçası. Kemikli ya da kemiksiz pişmiş et, kavurma. Etli ufak kemik parçası. Pamuk ipliği. İplik.
ANTREKOT
Büyükbaş hayvanlarda göğüs omurları üzerinden boyuna doğru uzanan, 3-4 kg ağırlığındaki kemiksiz et.
KAPLUMBAĞA
Kaplumbağalardan, çok sert ve kemiksi bir kabuk içinde yaşayan, ağır ağır yürüyen, dört ayaklı, sürüngen hayvan (Testudo).
KALSİFİKASYON
Kireç taşı durumuna dönüşme. Kemiksi yapılar ve dişler dışındaki dokuda kalsiyum veya kalsiyum tuzlarının toplanması, kireçlenme, kireçlendirme. Kireçlenme.
KITIRMAK
Yumuşak kemiksi madde, kıkırdak. İyice kızarmış ekmeklerin üzerinden kopan sert ve ince kabuklar. Aşık oyununda aşığı sıkarak, döndürerek atmak : Kıtırma şak vur, şak al.
ABUL
Aptal. Kemiksiz et.
NUAR
Dana budundaki kemiksiz ve sinirsiz olan en büyük kaba et.
KÜLBASTI
Közde veya ızgarada pişirilen kemiksiz et.
ÇİVİ
İki şeyi birbirine tutturmak, bir nesneyi bir yere sabitlemek için çakılan, ucu sivri, başlı, metal veya ağaçtan yapılmış ufak çubuk, mıh. Kalkan balığının üzerindeki düğmeye benzer kemiksi oluşum.
KARAPAKS
Bazı hayvanlarda sırtı tamamen ya da kısmen örten kitinsi ya da kemiksi kalkan. Kaplumbağalarda kabuğun tümsek olan dorsal kısmına verilen ad. Bağa. Bazı hayvanlarda sırtı tamamen veya kısmen örten kitin veya kemikten oluşan kalkan.
KABUK
Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm, kışır. Deri üzerinde bir yaranın veya sivilcenin kurumasıyla oluşan sertçe bölüm. Bir sıvı veya gazı dıştan saran, sert katman. Ekmeğin pişme sırasında içinden daha çok sertleşen dış bölümü. Bir hayvanı dıştan örten kitinli, kalkerli, silisli, kemiksi veya boynuzsu örtü, kavkı.
ŞNİTZEL
Dana veya tavuk etinin galeta ununa bulanıp kızartılması ile yapılmış olan bir yemek türü. Bu yemek için hazırlanmış, kemiksiz dana veya tavuk eti.
MÜŞEFFE
Kemiksiz et.
KEMİKSİZLİK
Kemiksiz olma durumu.
DİŞ
Çene kemiklerinin üstüne dizili, ısırıp koparmaya ve çiğnemeye yarayan sert, beyaz organlardan her biri. Çark, testere, tarak ve benzerleri çentikli şeylerdeki çıkıntıların her biri. Sarımsak dilimi, karanfil vb.nde dişe benzetilen tane. Bazı dantel ve işlemelerin kenarlarındaki yuvarlak sivri bölüm. Omurgalı hayvanların çenelerinde veya ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağızlarında bulunan kemiksi sert parçalar. Rüya, düş. Tahıl yıkanırken su üstünde kalan içi boş taneler. Dantel, yün işi örmeye yarayan şiş. Dağlardaki girintili çıkıntılı, sivri yerler. Kaya, kayalık. Duvardaki sivri ve çıkıntılı yer. Kağnının okuna takılan ve mazının dönmesini sağlayan kazıklardan herbiri. Eski türkçe taş: dış. Dış, hariç. Testerelerde kesmeyi sağlayan çıkıntı. Dişli birleştirmelerin temel elemanı. Omurgalı hayvanların çenelerinde ya da ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ya da ağız duvarında taşıdıkları sert yapılar. Kar aşındırması altındaki genç dağlarda, yandan bakıldığında testere dişi gibi görünen tepe uçlarından her biri. Dişli makaralardaki çıkıntılardan her biri. Çene kemiklerinde yerleşmiş, alınan gıdaların parçalanmasını ve öğütülmesini sağlayan sert yapılar, dens. Düven'in altındaki taş çıkıntılar. (Yurtbeyi Çankaya Ankara). Kağnılarda, mazının yastıktan çıkmamasını sağlayan ağaç parçası. (Amasya; İspir Erzurum.). Tırmıkta kuru otları toplayan bölüm. (Dardere, Kandilli Bozüyük Bilecik). Vida ve somunların üzerindeki set. (Senirkent Isparta). Omurgalı hayvanların çenelerinde ya da ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağız duvarlarında taşıdıkları kemiksi sert parçalar.
KITIRDAK
Yumuşak kemiksi madde, kıkırdak. İyice patlamamış mısır. Gevrek, çabuk kınlan, az sert.