KEMEN ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "kemen" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. kemen ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu kemen ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kemen olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

KEMENÇECİLİK

11 harfli kelimeler

KEMENTLEMEK

10 harfli kelimeler

KEMENTLEME

9 harfli kelimeler

KEMENÇECİ

8 harfli kelimeler

KEMENDER, KEMENLER

7 harfli kelimeler

KEMENÇE, KEMENLİ

6 harfli kelimeler

KEMENK, KEMENT

5 harfli kelimeler

KEMEN

Bazı kelimelerin anlamları

KEMEN

Ocağın üstüne konan eğri ağaç.

KEMENLİ

İçel kenti, Mut ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

KEMENDER

Akıllı, iş bilen.

KEMENK

Zıpkın, zıpkının sivri ucu.

KEMENT

Hayvanları yakalamak için kullanılan, ucu ilmikli, kaygan uzun ip. İdam için kullanılan yağlı kayış.

KEMENLER

İzmir kenti, Bademli nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

KEMENTLEME

Kementlemek işi.

KEMENÇECİLİK

Kemençecinin yaptığı iş.

KEMENÇE

Yayla diz üzerinde çalınan, kemana benzer, üç teli olan küçük bir çalgı, kemançe.

KEMENÇECİ

Kemençe çalan veya yapan kimse.

KEMENTLEMEK

Kement geçirmek.

  -   -   -  

Anlamında KEMEN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KEMEN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

OKRUK

Kement.

KEMANE

Keman ve kemençe yayı. Bir tür halk çalgısı. Ağaç gemilerde talimarın üst ucundaki kıvrım. Delgi veya küçük torna çevirmek için kullanılan ok yayı biçimindeki araç.

KEMANÇE

Kemençe.

SEYTA

Kemençe yayı.

KEMET

Dağların eteğinden başlayan basamak basamak yükselen yol, doğal merdiven. Patika, keçi yolu. Hayvan yakalamaya yarayan uzun ip, kement.

DESKEMETOSEL

Gözde, deskement zarının fıtıklaşması. Kornea zedelenmesi veya derin kornea ülserini takiben biçimlenir.

HORON

Karadeniz bölgesinde kemençe ile oynanan halk oyunu.

VERİ

Bir araştırmanın, bir tartışmanın, bir muhakemenin temeli olan ana öge, muta, done. Bilgi, data. Olgu, kavram veya komutların, iletişim, yorum ve işlem için elverişli biçimli gösterimi. Bir problemde bilinen, belirtilmiş anlatımlardan bilinmeyeni bulmaya yarayan şey. Gözlem ve deneye dayalı araştırmanın sonuçları. Bir sanat eserine veya bir edebî esere temel olan ana ilkeler.

İSTİNAF

Mahkemenin verdiği kararı kabul etmeyerek bir üst mahkemeye götürme.

SEYİRTMEÇ

Ucu ilmekli kement.

LASO

Kement.

ÖRKEN

Hayvanları bağlamaya yarayan kalın ip ya da zincir. Kavun, karpuz, kabak ve benzerleri sebzelerin toprağın üstüne yayılan kol gibi dalları. Semeri bağlamaya yarayan enli kuşak, kolan. Kement. Verem hastalığı. Öksürük. Kıldan ya da yünden örülmüş uzun ip. Urgan, kalın ip. Kıldan yapılan kalın ip, urgan: Kendir, örme örken yapıydıh. Urgan, ip, yular.

CEZALET

(Divan edebiyatı terimi) Bazı kelimelerin kulağa kuvvetli gelmesi hali. Sözcüklerin, savaş ve benzeri konulardaki sertliğe -sesleriyle- uygun düşerek kulağı okşamaları: / Kemend-i can-gündazı ejder-i kahrolsa cellâdın / Müreccahtır yine bin kerre zencir-i esaretten (Namık Kemal).

HEĞİT

Yayla çalınan üç telli kemençe.

KILKOBUZ

Keman. Kemençe.

KAŞ

Gözlerin üzerinde kemerli birer çizgi oluşturan kısa kıllar. Kemerli ve çıkıntılı şey veya yer. Sarp kayalık, uçurum. Eyerin ön ve arkasındaki çıkıntılı bölüm. Duvar, bağ ve bahçelerde toprak yığarak yapılan sınır, set. Antalya iline bağlı ilçelerden biri. Sarp kayalıklar, uçurum. Tepe, dağ. Bağ ve bahçelerde toprak yığarak yapılan sınır, set. Yokuşun düzlüğe çıkılacak yeri, yokuşun başı. Patika, ince yol. Suyun, toprağın bir yanını oyup diğer yanını yükselttiği kısmı. Duvar, duvarın üstü. Çatı saçağı. Dam. Balkon. Semerin iki yanındaki ağaçlar. Ufuk. Mısır kırması. Mısır kırması ile yapılan çorba. Ocağın kemeri : Ocağa kaş çevirmek her ustanın işi değildir. Köprünün kemeri. Kemençede telleri yüksekçe tutmaya yarayan, eşiğin yanında bulunan, kaş biçimindeki delikler. Su kaynağı. Ev, oda, ahır ve benzerleri yapılarda dama uzunlamasına atılan atmaların altına, iki yana, yapı uzunsa ortaya gelecek biçimde enlemesine yerleştirilen ağaçlar. Dağlık, kayalık yolun dönemeci. Sergen, raf. Semerin üst, ön tarafında binenlerin tutunması veya yüke ait ipin bağlanmasına yarayan iki, ağaç çıkıntı. Yokuş, uçurum. Boylu boyunca uzanmış büyük kısmı toprağa gömülü kaya. Taraf, geçe. Uçurum, set, duvar. Kaç?. Kaş// kaş goz: kaş ve göz gibi çehreye ait uzuvlar// kaş kiprik: bk. kaş kirpik// kaş kirpik: kaş ve kirpik, bk. kaş kiprik// kaş yihmak: melul olmak, mahzun olmak Artvin Yusufeli Uşhum köyü. Gözün üzerinde bulunan çıkıntı ve bu çıkıntı üzerinde büyüyen kısa yumuşak tüyler. Toprak damlarda duvarı taşan kısım. (Senirköyü Sincanlı Afyonkarahisar; Alçılı Delice Ankara). Alçak duvar. (Senirköyü Sincanlı Afyonkarahisar). Semerin ön ve arkasında ip geçirmeye yarayan çatal ağaçlar. Eğer ve semerin önündeki sivri kısım. Tepelerde su ayırımı çizgisi. (Kadıköy Buldan Denizli). Gözün üzerinde bulunan çıkıntı ve bu çıkıntı üzerinde büyüyen kısa, yumuşak tüyler. Eyerin ve semerin önünde ve ardında olan yükseklikler. Kavun ve karpuz dilimi. Damın saçağı. 4.Ufuk. Gümüşhane kenti, Kelkit ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

BAĞDA

Ayağa vurulan, ipten, ağaçtan veya demirden yapılan köstek. Çelme, güreşte bacak atma: Hasan pehlivan yaman bağdacıdır. Engel, güçlük: Oğlanın düğün işi bağda oldu harmanları gecirgettik. Kement, bağ, düğüm. Yürüme çağına gelen çocukların yürüyememe durumu. Buğday. Çelme: Ne bağda atıyon?. Güreşçi çelmesi, sarma.

NAKZETMEK

Bozmak. Yargıtay, bir mahkemenin yargısını yerinde veya yolunda bulmayarak geri çevirmek.

EĞİT

Kemençe. Kabadayı, yiğit.