Sonu KAŞIK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kaşık" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kaşık ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında kaşık olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kaşık olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

GÜMÜŞKAŞIK

9 harfli kelimeler

ÇALAKAŞIK, KIRKKAŞIK, SARIKAŞIK, SOLAKAŞIK, YABAKAŞIK

8 harfli kelimeler

KIYKAŞIK

5 harfli kelimeler

KAŞIK

Bazı kelimelerin anlamları

KAŞIK

Sulu veya bazı ufak taneli yiyecekleri ağza götürmeye yarayan saplı sofra aracı. Ucu iğneli kaşık biçimindeki olta. Değirmencinin öğütme payı olarak aldığı tahıl ölçüsü. Değirmen sepetinin boğazına takılan ve tahılın dökülmeden değirmen taşlarının arasına gitmesini sağlayan tahta oluk. Yapıda kullanılan çamuru taşın yanına bırakmaya yarayan bir araç, mala. Dinamit yerleştirmek amacıyla kaya kovuklarındaki ufak taşları dışarı çıkarmakta kullanılan demir araç. (Kemalpaşa İzmir).

ÇALAKAŞIK

Soluk almadan yiyerek.

YABAKAŞIK

Tahta kaşık.

KIYKAŞIK

Az açık, aralık.

KIRKKAŞIK

Diyarbakır ili, Hazro belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

SOLAKAŞIK

Hayvanın sol bacağından çıkan aşık.

SARIKAŞIK

Erzurum şehrinde, Çat ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

GÜMÜŞKAŞIK

Adıyaman kenti, Gerger ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

  -   -   -  

Anlamında KAŞIK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KAŞIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇIRPMAK

Halı, kilim vb. şeyleri hızla ve kesik kesik silkelemek. Bir şeyin ucundan bir parça kesmek. Sulu yiyecekleri hızla ve sürekli olarak çatal, kaşık vb. ile karıştırmak. Güreşte rakibinin kollarını beli hizasında sımsıkı kavrayarak minderde kendi üzerinden sağa ve sola sırtüstü savurmak. İki şeyi birbirine çarpmak. Çalmak, hırsızlık etmek.

KAŞIKLANMAK

Kaşıkla yenmek.

ADU

Mısır, darı. Tahta kaşık yapımında kullanılan ucu eğri demirden, sapı ağaçtan oyma aygıtı. (Güllüce Gümüşhacıköy Amasya).

KAŞIKLIK

İçine kaşık, çatal, bıçak vb. konulan kap. Kaşığın alabileceği ölçüde. Kaşık yapmaya elverişli.

KAŞAĞI

Hayvanları tımar etmek için kullanılan, sacdan, dişli araç. Sırtı kaşımak için kullanılan uzun saplı, ucu kaşık veya el biçiminde, tırnaklı araç.

KEPÇE

Sulu yiyecekleri karıştırmaya ve dağıtmaya yarayan, uzun saplı, yuvarlak ve derince kaşık. Bu kaşığın alabildiği miktarda olan. Bu aracın alabildiği miktarda olan. Saplı bir çembere geçirilmiş olan, balık veya kelebek tutmada kullanılan ağ. Gemilerde, ortasında dümenevi bulunan yuvarlak kıç çıkıntısı. Güreşte hasmın arkasından bacakları arasına el sokma oyunu. Tahıl, kömür, kum vb.nin yüklenip boşaltılmasında kullanılan, tek veya iki çeneden oluşmuş motorlu araç. Erimiş madeni kalıba dökmek için kullanılan büyük kaşık.

KARIŞTIRMAK

Karışma işini yaptırmak. İçinde ne olduğunu anlamak veya aradığını bulmak amacıyla elle yoklamak. Ayırt edememek, tam olarak seçememek. Üstünkörü okumak. Göz atmak, araştırmak, incelemek. Kurcalamak, oynamak. Yemeği dibinin tutmaması için kaşıkla altüst etmek.

CAKVA

Kaşık yapmakta kullanılan bıçak.

KAŞIKLAMA

Kaşıklamak işi.

KAŞIKLAMAK

Kaşıkla yemek.

BUBİLİK

Yağmur yağması dileğiyle sokak sokak gezdirilen süslenmiş, giysi sarılmış değnek: Bubiliğim ne ister, Allahtan yağmur ister, kaşık kaşık bal ister.

TURPGİLLER

İki çeneklilerden, turp, hardal, lahana, karnabahar, kaşık otu vb. bitkileri içine alan geniş bir familya.

ANDAL

Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Evlek sınırı. Bahçe ve bostanlarda evlekler arasındaki su yolu, ark. Sulanan tarla veya bostanda evleklerin suyla dolması, göllenmesi hali: Bahçe andallanıncaya kadar suyu kesme. Pirinç ekmeye elverişli akıntısız, sulak yer, bataklık. Fındığın dövülme zamanı yapılan 40-50 cm. yüksekliğinde ve 80-100 cm. enindeki kabuklu fındık yığını. Tırpan veya makine ile biçilen ekin sapı yığını: Tarlada üç andal ziyan olmuş. Orman içindeki ince uzun mera. Sersem, budala: Ahmet bu sıralarda andallaştı. Filan, falan: Sofraya ekmek, kaşık, andal geldi mi?. Seyrek, aralıklı yapılan iş veya dikiş: Ahmet tarlasını andal sürmüş. Bağ, bahçe sulamak için yapılan hendek, ark. Üzüm bağlarında evlek sırası. Derin su kanalı (Çayağzı). Tütün fidelerinin yetiştirildiği evlek. (Çakallı, Konak, Samsun).

PELİKAN

Pelikangillerden, pembeye çalan beyaz tüylü, kanatları gri renkli, alt gagasında deriden bir kesesi olan iri kuş, kaşıkçı kuşu (Pelecanus onocrotalus).

BELDENAT

Arabaya buğday v.s. yüklemek ve harman savurmak için kullanılan üç, dört veya beş parmaklı, uzun saplı aygıt, yaba. Arabaya ekin yüklemek için kullanılan, üç ila yedi kadar çatalı olabilen ağaç çatal. (Akçaşar Yalvaç, Beyköy Şarkikaraağaç Isparta) (bendanat) : (Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta). Tınaz savurmakta kullanılan araç.

SERVİS

Sofrada hizmet etmekle görevli kimsenin yaptığı iş ve bu işin yapılma biçimi, sofra hizmeti. Herhangi bir kuruluşun ulaşım işlerinde kullanılan taşıma aracı. Burada görevli kimselerin tümü. Yemekte gerekli olan tabak, çatal, bıçak, kaşık, peçete vb. şeylerin tümü. Otomobil, beyaz eşya vb. ürünlerin bakım ve onarımlarının yapıldığı yer. Voleybol, masa tenisi, tenis vb. oyunlarda oyuna başlama vuruşu. Bir yönetimde, bir kurum veya kuruluşta, bütünün bir parçasını oluşturan iş, hizmet; bu işin yapıldığı yer.

KAŞIKÇIN

Ördekgillerden, gagası kaşık biçiminde, tüyleri ak, kara, kahverengi, ayakları kırmızı bir kuş (Spatula clypeata).

ALGI

Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Kazanç, alacak. Rüşvet. Vergi. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.

ALİSMA

Kaşık otları.

KAŞIKÇI

Kaşık yapan ya da satan kimse. Şimşir, kemik, bağa vb.nden kaşık oyan, süsleyen zanaatçı.