Kelimeler arşivi içinde; sonunda "katma" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. Sonu katma ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında katma olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde katma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KATMA
Katmak işi, ilhak. Kıldan ya da yünden yapılmış ip. Katılmış, eklenmiş, ulanmış, munzam.
ÇALKATMA
Çalkatmak işi.
YIKATMA
Yıkatmak işi.
TIKATMA
Tıkatmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KATMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇORAK
Verimli olmayan (toprak). Verimsiz, kısır. Toprak damlara çekilen, su geçirmeyen killi toprak. Bazı toprakların yüzünde beyaz bir katman durumunda toplanan ve eskiden barut yapmakta kullanılan potaslı, sutlu tuz. Acı (su).
DİRENÇ
Dayanma, karşı koyma gücü, mukavemet. Bir nesnenin elektrik akımına karşı dayanma özelliği, mukavemet, rezistans. Bir çevrime istenilen değerde ek direnç katmak için kullanılan düzen, mukavemet, rezistans.
DOYURMAK
Açlığını gidermek. Doyma durumuna getirmek. Bir maddenin içine alabileceği kadar başka bir madde katmak. Para yedirmek. Geçindirmek, yaşamasını sağlamak. Kandırıcı, inandırıcı olmak, tatmin etmek.
BİBERLEMEK
Biber serpmek, biber katmak.
ÇALKALATMAK
Çalkatmak.
AŞILAMA
Aşılamak işi, telkih. Yeni aşılanmış ağaç. Aşılanmış (ağaç). Bu yolla elde edilmiş. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katma. Bitkilerin aşı yoluyla üretilmesi, ilkah.
HİLE
Birini aldatmak, yanıltmak için yapılmış olan düzen, dolap, oyun, ayak oyunu, alavere dalavere, desise, entrika. Çıkar sağlamak için bir şeye değersiz bir şey katma.
BESLEMEK
Yiyecek ve içeceğini sağlamak. Eklemek, katmak, çoğaltmak. Bir duyguyu gönülde yaşatmak. Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek. Maddi yardım yapmak, desteklemek. Yetiştirmek. Yedirmek. Semirtmek.
ALAŞIMLAMAK
Metale, alaşım elementlerini eriterek katmak.
DİYATOME
Silisli sert kabukları olan ve fosilleri, kalın yer katmanları oluşturan bir algler familyası.
ANTROK
Triyas devri katmanlarında bulunan, derisi dikenlilerden, deniz lalelerinin saplarını oluşturan kalsiyum karbonat birleşimli fosil.
İLHAK
Katma, bağlama, ekleme. Egemenliği altına alma.
AĞILAMAK
Zehirlemek. Bir şeye zehir katmak.
BURGU
Delik açmaya yarayan delgiye takılı sarma, yivli, keskin, çelik alet. Telli sazlarda, telleri germeye yarayan mandal. Yerin orta ve derin katmanlarına inebilmeyi sağlayan delici alet. Tıpa çekmeye yarayan, ucu sivri ve helis biçiminde demir alet, tirbuşon.
AŞILAMAK
Vücutta bağışıklık yaratmak veya yerleşmiş bir hastalığa karşı koyabilmek için hazırlanmış bir aşıyı vücuda vermek, aşı yapmak. Birtakım düşünce veya duyguları başkasına benimsetmek, telkin etmek, etkilemek. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katmak. Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağacın bir parçasını anaç üzerine kaynaştırarak üretmek. Başkasına hastalık geçirmek.
DAMAR
Canlı varlıklarda kanın veya besleyici sıvıların dolaştığı kanal. Mermerde, bazı taşlarda ve tahta kesitlerinde renk ayrılığı gösteren dalgalı çizgi. İçinde ongun besi suyunun dolaştığı odunsu dokudan boru. Başka türden katmanların arasında bulunan sıvı, maden veya mineral katmanı. Böceklerde kanat zarını dik tutmaya yarayan organ. Huy. Soy, yaradılış.
BİNDİRMEK
Bir kimseyi bir şeyin üzerine çıkartmak, oturtmak veya içine yerleştirmek, binmesini sağlamak. Eklemek, katmak. Taşıt, ön tarafından başka bir taşıta çarpmak veya bir yere vurmak.
DONATMAK
Birinin giyimini sağlamak. Süslemek. Sövmek. Azarlamak. Bir şeyin iş görebilmesi için gereken nesneleri, gereçleri katmak, teçhiz etmek.
GASTRULA
Yumurta hücresi oğulcuk durumuna gelirken blastulanın bir noktasından çukurlaşarak iç içe geçmiş iki hücre katmanı biçimine girme evresi.
DEPREM
Yer kabuğunun derin katmanlarının kırılıp yer değiştirmesi veya yanardağların püskürme durumuna geçmesi yüzünden oluşan sarsıntı, yer sarsıntısı, hareket, zelzele.