Kelimeler arşivi içinde; sonunda "karışık" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu karışık ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında karışık olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde karışık olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KARIŞIK
Ayrı nitelikteki şeylerden oluşmuş. Düzensiz, dağınık, intizamsız. Dolu. Karışmış. Saf olmayan. Halk inancına göre cin ve perilerle ilişkisi olan. Çalkantı, kargaşa, gerginlik içinde olan. Anlaşılması güç olan, açık seçik olmayan, çapraşık.
KARMAKARIŞIK
Dağınık, düzensiz, çok karışık. Huzursuz, kararsız, karmaşık.
Bu bölümde tanımı içerisinde KARIŞIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARAPSAÇI
Küçük, yuvarlak ve çok sık yeşil yaprakları olan, uzadıkça aşağı doğru sarkan bir tür süs bitkisi. Çözümlenemeyecek kadar karışık durum. Bir yerleşim planında genel olarak yeşil alanları belirtmek üzere girişik, eğri çizgilerle yapılmış olan bir tür tarama biçimi.
BAŞIBOZUK
Düzensiz topluluk. Karışık, içinden çıkılamayan. Askerlerin arasına katılmış sivil savaşçı.
ÇAPANOĞLU
Bir işte gizli kalmış kötü ve aksak yan, kuşkulu durum. Hileli, kuşkulu, karışık durum.
ÇAPARIZ
İçinden çıkılamayacak kadar güç olan, karışık iş. Demir zincirlerinin birbirine dolaşıp karışması.
ÇANDIR
Karışık, melez. Aşılanmamış, yaban. Yozgat iline bağlı ilçelerden biri.
BADAS
Harman kaldırıldıktan sonra yerde kalan toprak, çöp ve samanla karışık tahıl taneleri, harman döküntüsü.
CURCUNA
Gürültülü, karışık durum. Alaturka müzikte hızlı bir usul.
BULAŞIK
Yiyecek veya içecekle kirletilmiş mutfak eşyası veya kap kacak. Kirli. İz, etki, kalıntı. Yapışkan, sulu. Düzensiz, karışık.
ALA
Karışık renkli, çok renkli, alaca. Alabalık. Kekliğin boynundaki siyah halka. Açık kestane renginde olan, ela (göz).
AKKARAMAN
Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.
BASİT
Yapılması veya anlaşılması kolay olan, karışık olmayan, bayağı. Bilgi ve görgüsü sınırlı olan, bayağı, görgüsüz. Süssüz, gösterişsiz. Kolay. Her zaman rastlanan, özelliği olmayan, olağan.
BOZGUN
Bir toplulukta karşılıklı güvenin bozulması ile beliren karışıklık. Yenilgi. Morali bozulmuş, çökmüş, yılgın. Bozulmuş, dağılmış.
CAFCAFLI
Gösterişli, fazla şık, şatafatlı. Karışık, gürültülü patırtılı, tehlikeli.
ÇALKANTI
Deniz ve gölde dalgalanma. Coşku. Kalbur yardımıyla ayrılan çer çöp. Çalkanmış şey. Kargaşa ve bunalımın yol açtığı düzensiz, karışık, sıkıntılı durum.
BULUTLU
Bulutlarla kaplanmış, bulutlanmış. Bulanık. Karışık, net olmayan (bellek).
BULAMAÇ
Sulu, cıvık hamur. Karışık, oradan buradan toplanmış. Bu koyulukta yapılmış olan çeşitli hamur yemekleri.
CANGIL
Cengel. Karışıklık, kargaşa.
ANAFOR
Girdap. Yolsuzluk yapılarak elde edilen şey. Karmakarışık bir durum.
ANLAŞILMAZ
Anlaşılması güç olan, bir anlam verilemeyen, karışık, muğlak, tuhaf.
BOZUK
Bozulmuş olan. Kızgın, sıkıntılı. Madenî para, bozuk para. Görevini yapamaz duruma gelmiş (organ). Türk halk müziğinde, bağlamadan biraz büyük ve meydan sazından küçük dokuz telli bir saz. Kötümser, gergin, huzursuz, karışık.