KARMA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "karma" olan, toplam 30 adet kelime bulunmaktadır. karma ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu karma ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde karma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

KARMAŞIKLAŞTIRMAK

16 harfli kelimeler

KARMAŞIKLAŞTIRMA

15 harfli kelimeler

KARMANYOLACILIK

14 harfli kelimeler

KARMAŞIKLAŞMAK

13 harfli kelimeler

KARMAŞIKLAŞMA

12 harfli kelimeler

KARMANÇORMAN, KARMAŞTIRMAK, KARMANYOLACI, KARMAKARIŞIK, KARMAKARIŞUĞ

11 harfli kelimeler

KARMAŞIKLIK, KARMALANMAK, KARMAŞTIRMA

10 harfli kelimeler

KARMANYOLA, KARMAGÜDEL, KARMAKARIŞ, KARMALAMAK, KARMAKUDAL

9 harfli kelimeler

KARMAŞMAK

8 harfli kelimeler

KARMAMAK, KARMALIK, KARMAŞIK, KARMAŞMA, KARMAHOR

7 harfli kelimeler

KARMACA, KARMAŞA

6 harfli kelimeler

KARMAÇ, KARMAK, KARMAN

Bazı kelimelerin anlamları

KARMA

Karmak işi. Ayrı türden olan ögelerin karıştırılmasıyla oluşmuş, muhtelit.

KARMANÇORMAN

Karmakarışık.

KARMAŞIKLIK

Karmaşık olma durumu. İlaçların doğurabileceği yan etki, ihtilat, komplikasyon. Hastalık sırasında ortaya çıkan ve hastalığın temel özellikleriyle ilişkili olmayan her türlü olumsuz sağlık olayı veya süreci, ihtilat, komplikasyon.

KARMAŞTIRMA

Karmaştırmak işi.

KARMANYOLA

Şehir içindeki ıssız yollarda ölümle korkutarak yapılmış olan soygunculuk.

KARMAŞTIRMAK

Karmaşık duruma getirmek.

KARMANYOLACILIK

Karmanyolacı olma durumu.

KARMAGÜDEL

Karmakarışık.

KARMAŞIKLAŞMAK

Karmaşık duruma gelmek.

KARMAŞIKLAŞTIRMA

Karmaşıklaştırmak işi.

KARMAŞIKLAŞTIRMAK

Karmaşıklaşma işini yaptırmak.

KARMALANMAK

Yitirilen şeyi büyük çaba ile aramak.

KARMAKARIŞIK

Dağınık, düzensiz, çok karışık. Huzursuz, kararsız, karmaşık.

KARMANYOLACI

Karmanyola yoluyla adam soyan kimse.

KARMAŞIKLAŞMA

Karmaşıklaşma işi.

KARMAKARIŞUĞ

Karmakarışık.

  -   -   -  

Anlamında KARMA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KARMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALDATMAK

Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

AKLAMAK

Suçsuz veya borçsuz olduğu yargısına vararak birini temize çıkarmak, tebriye etmek, ibra etmek.

AYIKLAMAK

Bir şeyin içinden, işe yaramayan, gereksiz veya istenmeyen taneleri ayırıp çıkarmak, temizlemek. Bir görevde gereksiz görülenleri işinden ayırmak.

AÇMALIK

Kiri çıkarmak veya eşyayı iyice temizlemek için kullanılan her türlü madde.

AYARTI

Baştan çıkarma.

ANTRASİT

Güçlükle tutuşan, koku, duman çıkarmadan büyük bir ısı vererek yanan bir taş kömürü türü.

ALENGİRLİ

Acayip, tuhaf. Hoş. Karmaşık.

AGULAMAK

Bebek "agu" diye ses çıkarmak.

ANAFOR

Girdap. Yolsuzluk yapılarak elde edilen şey. Karmakarışık bir durum.

AKILCILIK

Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.

ARAŞTIRMAK

Birini veya bir şeyi bulmak için bir yeri gözden geçirmek. Bilimde ve sanatta yöntemli çalışmalar yapmak. Bir gerçeği ortaya çıkarmak için aramalarda bulunmak, sormak, soruşturmak.

AZDIRMAK

Azmasına sebep olmak. Şımartmak. Azgın duruma getirmek. Kötü davranış veya alışkanlıklara sürüklemek, yoldan çıkarmak.

ALGARİNA

Ağır bir şeyi denizden çıkarma veya denize indirme işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi. Bazı gemilerin baş veya kıç tarafından eğik olarak uzatılmış bulunan makaralı, kısa ve kalın dikme.

AHLAMAK

İç çekmek, ah etmek, ah çeker gibi ses çıkarmak.

AYARTMAK

Baştan çıkarmak, doğru yoldan saptırmak. Kandırmak. Birini, çalıştığı yerden ayırıp başkasının yanında çalışmaya kandırmak.

ATMAK

Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.

AÇINSAMAK

Bir yerin özelliklerini ortaya çıkarmak için araştırma ve inceleme yapmak, istikşaf etmek.

AĞDALI

Ağdalanmış. Karmaşık. Bilinmeyen kelimelerden, anlaşılması güç sözlerden oluşan (deyiş).