Kelimeler arşivi içinde; başında "karla" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. karla ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu karla ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde karla olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KARLAMBAÇ, KARLANGAÇ, KARLANGIÇ, KARLANGUÇ, KARLANĞIÇ, KARLANKUŞ, KARLANMAK, KARLANMAZ
KARLAĞUÇ, KARLAMAÇ, KARLAMAK, KARLANMA
KARLAMA, KARLAVA
KARLA
KARLA
Kanlar.
KARLANGAÇ
Kırlangıç.
KARLAVA
Kendirden örülen, saçörgüsü biçiminde başlayıp sona doğru iplikler sıkıca bükülerek yapımış püskülü olan, uzunca bir çeşit kamçı.
KARLANGUÇ
Karda gezmek için kullanılan bir araç. Hayvanların ağzında çıkan bir kabarcık.
KARLANGIÇ
Karda yürümek için kullanılan ayak raketi. (Divriği Sivas).
KARLANMAZ
Dondurucu bölümünde karlanma ve buzlanma olmayan buzdolabı.
KARLANĞIÇ
Kırlangıç.
KARLAMA
Karlamak işi.
KARLANMAK
Kar ile örtülmek, kar ile kaplanmak. Ekranda görüntü siyah beyaz noktalarla kaplanmak.
KARLANMA
Karlanmak işi.
KARLAMAÇ
Kar ile pekmez ya da şeker karıştırılarak yapılan tatlı. (Üreyil Kütahya).
KARLAMAK
Kar yağmak.
KARLAMBAÇ
Kar, pekmez ya da şeker karışımı.
KARLANKUŞ
Kırlangıç.
KARLAĞUÇ
Kırlangıç.
Bu bölümde tanımı içerisinde KARLA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÖZVERİ
Bir amaç uğruna veya gerçekleştirilmesi istenen herhangi bir şey için kendi çıkarlarından vazgeçme, fedakârlık.
ALACALANMAK
Alaca bir duruma gelmek. Herhangi bir heyecan dolayısıyla benzi kızarıp bozarmak, renkten renge girmek. Eriyen karlar arasından yer yer toprak görünmek.
BLOK
Kocaman ve ağır kitle. İçine resim veya yazı kâğıtları konulan karton kap. Politik çıkarları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğu. Voleybolda, file üstünde karşı oyuncunun topu sert vururken önünde iki veya üç kişinin elleri ile oluşturdukları perde. Yapı adası. Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan, bir bütün oluşturan.
LOBİ
Bir yapının kapısından içeri girildiğinde görülen ilk boşluk, dalan. Bazı ortak çıkarları olan grupların temsilcilerinden oluşan topluluk. Otel, tiyatro vb. yerlerde girişe yakın geniş yer.
SÖMÜRGE
Bir devletin kendi ülkesinin sınırları dışında egemenlik kurarak yönettiği ekonomik veya siyasal çıkarlar sağladığı ülke, sömürülen ülke, müstemleke, koloni.
KARGIN
Eriyen karların oluşturduğu akarsu. Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri. Marangozlukta kullanılan bir tür büyük rende. Karla karışık yağan yağmur.
MAFYA
Yasa dışı işlerle uğraşan, zor kullanarak birtakım gizli çıkarlar sağlayan örgüt. Bu örgüte mensup olan kimse.
BÖLGECİ
Belli bir bölgenin çıkarları için çalışan kimse.
BENCİL
Yalnız kendini düşünen, kendi çıkarlarını herkesinkinden üstün tutan, hodbin, hodkâm, egoist. Bencilik öğretisine inanan.
PARTİCİ
Parti üyesi. Siyasi gücünü yalnız kendi yandaşlarına çıkar sağlamak için kullanan kimse, partici. Bir partiye çok bağlı olan, o partinin öğretisini savunmayı, onun çıkarlarını korumayı amaç edinen kimse, fırkacı.
FIRSATÇILIK
Fırsatçı olma durumu. Güç durumlarda, davranışlarını ahlak kuralları veya düzenli bir düşünceden çok, çıkarlarına uyacak biçimde ayarlamayı amaçlayan tutum, oportünizm.
GRUP
Küme. Çeşitli sınıf veya birliklere bağlı elemanların, belirli bir taktik görevi gerçekleştirmek üzere, tek komutanın emri altında birleştirilmesinden oluşan kıta topluluğu. Görüşleri, çıkarları bir olan kimseler bütünü, ekip. Ortak özellikleri olan varlıklar, nesneler bütünü.
SAKARLAŞMA
Sakarlaşma işi.
SENDİKACILIK
Aynı meslekte çalışan kimselerin iş, kazanç, toplumsal ve kültürel konular bakımından çıkarlarını korumak için birlik olmalarını amaçlayan akım, sendikalizm. Sendikaların etkinliği, sendikalizm. Toplum yaşamında sendikalara önemli bir görev yüklemek amacını güden öğreti, sendikalizm.
SENDİKA
İşçilerin veya işverenlerin iş, kazanç, toplumsal ve kültürel konular bakımından çıkarlarını korumak ve daha da geliştirmek için aralarında kurdukları birlik.
LOBİCİ
Çıkarları ortak olan grupların temsilcisi, dalancı.
DAYANIŞMA
Dayanışmak işi, tesanüt. Bir topluluğu oluşturanların duygu, düşünce ve ortak çıkarlarda birbirlerine karşılıklı bağlanması, tesanüt.
ÇÖPLENMEK
Çeşitli yiyeceklerden azar azar yemek. Kendine açıktan ufak tefek çıkarlar sağlamak.
MİDECİ
Kendi çıkarlarından başka bir şey düşünmeyen (kimse).
MİLLİYETÇİLİK
Maddi ve manevi açılardan millet ve ülkesinin çıkarlarını her şeyin üstünde tutma anlayışı, ulusçuluk, ulusalcılık, nasyonalizm.