Kelimeler arşivi içinde; sonunda "karakol" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu karakol ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında karakol olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde karakol olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KARAKOL
KARAKOL
Güvenliği sağlamakla görevli kimselerin bulunduğu yapı. Güvenliği sağlamak amacıyla dolaşan polis, jandarma veya asker topluluğu, kol, kulluk, devriye.
Bu bölümde tanımı içerisinde KARAKOL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GOLLUK
Yüznumara, hela. Ceket ya da gömlek kollarının kirlenmesine engel olmak için bilekten dirseğe kadar geçirilen eğreti kolluk. Büyüyemeyen, kısa ve bodur kalan insan ya da hayvan. Polis karakolu. Dört köşe uzun tahta. Salak (adam).
KAPALTI
Polis ve jandarma karakolu. Polis, jandarma karakolu.
DERBENTÇİ
Geçit yerlerini korumakla görevli kimse. Derbenti koruyan gözetçi, karakol askeri. Tokat ilinde, Turhal ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
KEPERTMEK
Dibekte tahıl dövmek. Dövmek : Karakolda kepertmişler. Birinin üstüne abanmak, çökertmek. İyice doyurmak. Dövmek. Öldürmek, gebertmek. Yormak, güçten düşürmek. Meyveleri saklayıp bekleterek yumuşamasına neden olmak. Döverek tahılın kepeğini çıkarmak.
KARAVUL
Görüntü, hayalet. Gölge. Gölgeli, kapalı : Orası çok karavul bir yer. Gece bekçisi. Gözcü, nöbetçi, öncü. Gözcü, nöbetçi, karakol.
KULLIĞ
Karakol.
GAROOL
Karakol.
GARAGOL
Karakol. Bir veya iki senelik bağ çubuğu.
GULLUK
Bodrum. Sokak kapısının önündeki taşlık yer. Kulluk, hizmet, ikram. Ardiye. Karakol. Kumaş üzerine basılmış düğün davetiyesi. (Başkışla Karaman Konya).
YASAKALTI
Polis gözetim yeri, karakol.
HÜCUMBOT
Görevi saldırmak olan, torpidolarla donatılmış, keşif ve karakol görevlerini de yapan, çok hızlı, küçük savaş gemisi.
KIRLANGIÇ
Kırlangıçgillerden, geniş gagalı, çatal kuyruklu, ince uzun kanatlı, küçük göçebe kuş (Hirundo). Köyleri dolaşarak göz hastalıklarını ve özellikle akbasmayı iyi ettiğini öne süren sahte hekim. Öküz arabasında arka dingil ve tekerlekleri özeğe bağlayan çatal ağaç. Osmanlı donanmasında yer alan, karakol ve keşif işlerinde kullanılan, yelkenli ve kürekli küçük bir tür savaş gemisi.
NEZARETHANE
Gözaltına alınan kimselerin karakolda konulduğu yer, nezaret.
DEVRİYE
Karakol. Osmanlılarda ilmiye sınıfından olan kimselere verilen derece.
KAPIALTA
Polis ve jandarma karakolu.
KOL
İnsan vücudunda omuz başından parmak uçlarına kadar uzanan bölüm. İş takımı, ekip, grup. Bir halat oluşturan bükülmüş lif demetlerinden her biri. Bazı çalgıların elle tutulan sap bölümü. Bir şeyin ayrıldığı bölümlerden her biri, dal, kısım, şube, branş. Giyside vücudun bu bölümünü saran parça. Koyun, dana, kuzu vb.nde ön ayağın üst bölümü. Ağaçlarda gövdeden ayrılan kalın dal. Makinelerde tutup çevirmeye, çekmeye yarayan ağaç veya metal parça. Koltuk, divan vb.nin yan tarafında bulunan dayanmaya yarayan parça. Dizi, düzen. Kanat. Karakol.
MERKEZ
Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Biçim, tarz. Bir işin öğretildiği yer. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Belirli bir yerin ortası. Polis karakolu. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer.
KULLUK
Kul olma durumu, kölelik, ubudiyet. Karakol. Kulun yaptığı iş.
MANTIKA
İri dikiş, teyel. Davarların kulağını keserek yapılan nişan. Minarelerin tepesindek kurşunları birbirine bağlamak için kullanılan bir araç. Jandarma karakolu.
KARAKOLLUK
Karakolla ilgili.