Sonu KAL ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kal" olan, toplam 155 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kal ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında kal olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kal olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

ESKİKABASAKAL, JİNEKOLOJİKAL, POSTKABASAKAL, PROTEROSERKAL, TERMOMETRİKAL, TRANSSERVİKAL, UTEROSERVİKAL

12 harfli kelimeler

STREPTOKOKAL

11 harfli kelimeler

BİYOMEDİKAL, LEPTOSERKAL, NEOTROPİKAL, PREKLİNİKAL, SEMİYOTİKAL, ŞAPRAKSAKAL

10 harfli kelimeler

ASTROPİKAL, GRAMATİKAL, MATRİARKAL, PATRİARKAL, CURUKBAKAL, HİPOSERKAL, KARABAKKAL, ŞİRURJİKAL, TAHTASAKAL

9 harfli kelimeler

BOZBAKKAL, KARABAKAL, İDENTİKAL, KABASAKAL, KARABUKAL, KARAÇAKAL, KARASAKAL, UMBİLİKAL

8 harfli kelimeler

İSTİSKAL, PORTAKAL, SENDİKAL, TROPİKAL, BURNAKAL, CARASKAL, COZBAKAL, GARSAKAL, KALMAKAL, KIRIŞKAL, KIRSAKAL, KLİNİKAL, PIRNAKAL, PORTUKAL, ŞAVAKKAL, TEKSAKAL, TEMİZKAL, TOPÇUKAL, TOPSAKAL, VERTİKAL

7 harfli kelimeler

AKSAKAL, İNTİKAL, KILÜKAL, MÜZİKAL, RADİKAL, ABASKAL, ABUSKAL, AKBAKAL, APOSKAL, APUSKAL, DİNÇKAL, DURUKAL, ESENKAL, GENÇKAL, MEDİKAL, MERTKAL, POTUKAL, SAPAKAL, YANIKAL

6 harfli kelimeler

BAKKAL, FİSKAL, LAAKAL, MISKAL, PASKAL, POTKAL, SAYKAL, TUTKAL, APİKAL, ARIKAL, BAĞKAL, BALKAL, BAYKAL, BERKAL, BOKKAL, CAKKAL, CİSKAL, ÇAKKAL, ÇANKAL, ÇİKKAL, DUTKAL, GANKAL, HENKAL, HIZKAL, HÜRKAL, IŞIKAL, İTİKAL, KAFKAL, KANKAL, KARKAL, Devamını Oku »»

5 harfli kelimeler

ÇAKAL, ÇOKAL, LOKAL, SAKAL, VOKAL, BAKAL, BOKAL, ÇIKAL, ÇUKAL, ERKAL, EŞKAL, FEKAL, FOKAL, GÖKAL, HOKAL, IBKAL, İŞKAL, KOKAL, MAKAL, ÖNKAL, ÖZKAL, SIKAL, SOKAL, ŞEKAL, TEKAL, TOKAL, YUKAL

4 harfli kelimeler

AKAL, OKAL

3 harfli kelimeler

KAL

Bazı kelimelerin anlamları

KAL

Bir alaşımdaki madenlerin erime derecesi farkından yararlanarak bunları birbirinden ayırma işlemi. Söz, lakırtı, laf.

ASTROPİKAL

Tropikal bölgelere yakın fakat daha yüksek bir enlemde olan.

LEPTOSERKAL

Macrouridae ailesi bireylerinde görülen kamçı veya yaprak benzeri kuyruk biçimi.

BİYOMEDİKAL

Tıpta tanı ve tedavi amacıyla araç ve gereçlerin üretimi, tasarımı ve iletişimi ile ilgilenen mühendislik dalı. Biyoloji ve tıpla ilgili olan.

STREPTOKOKAL

Streptokok veya sterptokoklarla ilgili olan. Sterptokokların neden olduğu, streptokoklara bağlı olan. Streptokok'a benzeyen.

NEOTROPİKAL

Güney Meksika, Orta ve Güney Amerika ve Batı Hint adalarını içine alan zoocoğrafik bölge.

PREKLİNİKAL

Veteriner hekimlik eğitiminde klinik öncesi, hastalık görünüş ve gelişiminden önce.

SEMİYOTİKAL

Belirtiye ait, hastalık arazına ait olan.

POSTKABASAKAL

Adana kenti, Kozan ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

ŞAPRAKSAKAL

Akıtmalı (at için).

JİNEKOLOJİKAL

Jinekolojiyle ilgili olan.

ESKİKABASAKAL

Adana ilinde, Kozan ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

PROTEROSERKAL

Proteroserk.

TRANSSERVİKAL

Serviks yoluyla.

TERMOMETRİKAL

Termometrik.

UTEROSERVİKAL

Döl yatağı ve boynuyla birlikte ilgili olan.

  -   -   -  

Anlamında KAL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ACEMLEŞMEK

Kültür ve medeniyet bakımından İran halkını örnek almak veya etkisi altında kalmak.

ACAYİPLEŞMEK

Başkalaşmak, yadırganacak bir duruma gelmek.

ABANOZLAŞMAK

Ağaç gibi maddeler suda uzun süre kalarak kararmak. Güneşte uzun süre kalarak kararmak, matlaşmak, sertleşmek.

ADAY

Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.

ABADİ

Açık saman renginde, ipekten yapılan, yarı mat, kalınca bir yazı kâğıdı türü.

AÇMA

Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

AĞYAR

Başkaları, yabancılar, eller.

AGEL

Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağladıkları, yünden örülmüş kalın çember bağ.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AFALLAŞMAK

Şaşkınlık içinde kalmak, şaşırıp bir şey yapamaz olmak.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

AÇIKÇA

Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.

AHALİ

Aralarında aynı yerde bulunmaktan başka hiçbir ortak özellik bulunmayan kişilerden oluşan topluluk, halk. Bir yerde toplanan kalabalık.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

ABA

Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.

AFRİKALILIK

Afrikalı olma durumu.

AÇIKTAN

Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.

İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.