Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kal" olan, toplam 155 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kal ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında kal olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kal olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ESKİKABASAKAL, JİNEKOLOJİKAL, POSTKABASAKAL, PROTEROSERKAL, TERMOMETRİKAL, TRANSSERVİKAL, UTEROSERVİKAL
STREPTOKOKAL
BİYOMEDİKAL, LEPTOSERKAL, NEOTROPİKAL, PREKLİNİKAL, SEMİYOTİKAL, ŞAPRAKSAKAL
ASTROPİKAL, GRAMATİKAL, MATRİARKAL, PATRİARKAL, CURUKBAKAL, HİPOSERKAL, KARABAKKAL, ŞİRURJİKAL, TAHTASAKAL
BOZBAKKAL, KARABAKAL, İDENTİKAL, KABASAKAL, KARABUKAL, KARAÇAKAL, KARASAKAL, UMBİLİKAL
İSTİSKAL, PORTAKAL, SENDİKAL, TROPİKAL, BURNAKAL, CARASKAL, COZBAKAL, GARSAKAL, KALMAKAL, KIRIŞKAL, KIRSAKAL, KLİNİKAL, PIRNAKAL, PORTUKAL, ŞAVAKKAL, TEKSAKAL, TEMİZKAL, TOPÇUKAL, TOPSAKAL, VERTİKAL
AKSAKAL, İNTİKAL, KILÜKAL, MÜZİKAL, RADİKAL, ABASKAL, ABUSKAL, AKBAKAL, APOSKAL, APUSKAL, DİNÇKAL, DURUKAL, ESENKAL, GENÇKAL, MEDİKAL, MERTKAL, POTUKAL, SAPAKAL, YANIKAL
BAKKAL, FİSKAL, LAAKAL, MISKAL, PASKAL, POTKAL, SAYKAL, TUTKAL, APİKAL, ARIKAL, BAĞKAL, BALKAL, BAYKAL, BERKAL, BOKKAL, CAKKAL, CİSKAL, ÇAKKAL, ÇANKAL, ÇİKKAL, DUTKAL, GANKAL, HENKAL, HIZKAL, HÜRKAL, IŞIKAL, İTİKAL, KAFKAL, KANKAL, KARKAL, Devamını Oku »»
ÇAKAL, ÇOKAL, LOKAL, SAKAL, VOKAL, BAKAL, BOKAL, ÇIKAL, ÇUKAL, ERKAL, EŞKAL, FEKAL, FOKAL, GÖKAL, HOKAL, IBKAL, İŞKAL, KOKAL, MAKAL, ÖNKAL, ÖZKAL, SIKAL, SOKAL, ŞEKAL, TEKAL, TOKAL, YUKAL
AKAL, OKAL
KAL
KAL
Bir alaşımdaki madenlerin erime derecesi farkından yararlanarak bunları birbirinden ayırma işlemi. Söz, lakırtı, laf.
ASTROPİKAL
Tropikal bölgelere yakın fakat daha yüksek bir enlemde olan.
LEPTOSERKAL
Macrouridae ailesi bireylerinde görülen kamçı veya yaprak benzeri kuyruk biçimi.
BİYOMEDİKAL
Tıpta tanı ve tedavi amacıyla araç ve gereçlerin üretimi, tasarımı ve iletişimi ile ilgilenen mühendislik dalı. Biyoloji ve tıpla ilgili olan.
STREPTOKOKAL
Streptokok veya sterptokoklarla ilgili olan. Sterptokokların neden olduğu, streptokoklara bağlı olan. Streptokok'a benzeyen.
NEOTROPİKAL
Güney Meksika, Orta ve Güney Amerika ve Batı Hint adalarını içine alan zoocoğrafik bölge.
PREKLİNİKAL
Veteriner hekimlik eğitiminde klinik öncesi, hastalık görünüş ve gelişiminden önce.
SEMİYOTİKAL
Belirtiye ait, hastalık arazına ait olan.
POSTKABASAKAL
Adana kenti, Kozan ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
ŞAPRAKSAKAL
Akıtmalı (at için).
JİNEKOLOJİKAL
Jinekolojiyle ilgili olan.
ESKİKABASAKAL
Adana ilinde, Kozan ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
PROTEROSERKAL
Proteroserk.
TRANSSERVİKAL
Serviks yoluyla.
TERMOMETRİKAL
Termometrik.
UTEROSERVİKAL
Döl yatağı ve boynuyla birlikte ilgili olan.
Bu bölümde tanımı içerisinde KAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACEMLEŞMEK
Kültür ve medeniyet bakımından İran halkını örnek almak veya etkisi altında kalmak.
ACAYİPLEŞMEK
Başkalaşmak, yadırganacak bir duruma gelmek.
ABANOZLAŞMAK
Ağaç gibi maddeler suda uzun süre kalarak kararmak. Güneşte uzun süre kalarak kararmak, matlaşmak, sertleşmek.
ADAY
Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.
ABADİ
Açık saman renginde, ipekten yapılan, yarı mat, kalınca bir yazı kâğıdı türü.
AÇMA
Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AĞYAR
Başkaları, yabancılar, eller.
AGEL
Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağladıkları, yünden örülmüş kalın çember bağ.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AFALLAŞMAK
Şaşkınlık içinde kalmak, şaşırıp bir şey yapamaz olmak.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AÇIKÇA
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.
AHALİ
Aralarında aynı yerde bulunmaktan başka hiçbir ortak özellik bulunmayan kişilerden oluşan topluluk, halk. Bir yerde toplanan kalabalık.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
ABA
Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.
AFRİKALILIK
Afrikalı olma durumu.
AÇIKTAN
Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.