Sonu İŞLEMEK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "işlemek" olan, toplam 28 adet kelime bulunmaktadır. Sonu işlemek ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında işlemek olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde işlemek olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

MENEVİŞLEMEK, GEREVİŞLEMEK

11 harfli kelimeler

CİMBİŞLEMEK, PİŞPİŞLEMEK, FİŞFİŞLEMEK, GERVİŞLEMEK, GOCCİŞLEMEK

10 harfli kelimeler

GAYİŞLEMEK, OSKİŞLEMEK, MEMİŞLEMEK, OŞKİŞLEMEK, KİRİŞLEMEK, KENİŞLEMEK, ÇİRİŞLEMEK, SERİŞLEMEK, CİMİŞLEMEK, TİYİŞLEMEK, GENİŞLEMEK, YEPİŞLEMEK, YİTİŞLEMEK

9 harfli kelimeler

İBİŞLEMEK

8 harfli kelimeler

NİŞLEMEK, KİŞLEMEK, ÇİŞLEMEK, ŞİŞLEMEK, FİŞLEMEK, DİŞLEMEK

7 harfli kelimeler

İŞLEMEK

Bazı kelimelerin anlamları

İŞLEMEK

Bir şeye emek vererek onu daha elverişli bir duruma getirmek. İnce ve süslü şeyler yapmak, nakışlamak. İçine girmek, etkilemek, nüfuz etmek. Naşketmek. İyi çalışmak, müşterisi bol olmak. Durağan durumdan hareketli duruma geçmek, çalışmak. Herhangi bir konuyu ele alarak incelemek, öğretmek. Düşüncelerini herhangi birine etki yaparak benimsetmek. Hesapları, kayıtları düzenli olarak tutmak veya gereken yere aktarmak. Herhangi bir ürünü satışa sunulmadan önce birtakım işlemlerden geçirmek. Çimlenmek, filizlenmek. Çalışmak, iş yapmak. Ayçiçeği ya da kabak çekirdeği yemek. Mısır tanelerini ayırmak: Beş teneke mısır işledik. İşlemek. İşlemek, girip çıkmak; gapidan işlemek. Çalışmak. Herhangi bir veri saklama ortamına, tutanak eklemek ya da günlemek amacıyla yazmak. (kötü iş için): irtikâb. Yapmak. İmâl etmek, yapmak. Tesir etmek.

GOCCİŞLEMEK

Hayvanlar tos vurmak.

CİMBİŞLEMEK

Dürtmek, nodullamak. Çimdiklemek.

GERVİŞLEMEK

Bir işi düzenli yapmak.

KİRİŞLEMEK

Kirişi çekip germek. Kiriş olarak kullanılan keresteyi döşemek.

KENİŞLEMEK

Oymak,kertiklemek: Hendeğin kenarını kenişledim. (Celiptaş Yalvaç Isparta).

OŞKİŞLEMEK

Köpekleri kışkırtarak birbirine ya da birine saldırtmak.

PİŞPİŞLEMEK

Kediyi çağırmak; bebeği uyutmaya çalışmak.

ÇİRİŞLEMEK

Çiriş sürmek.

OSKİŞLEMEK

Köpekleri kışkırtarak birbirine ya da birine saldırtmak.

MENEVİŞLEMEK

Bir yüzeyde renk dalgalanmaları oluşturmak.

FİŞFİŞLEMEK

Herhangi bir malı yağma etmek.

GEREVİŞLEMEK

Alelacele yapmak.

GAYİŞLEMEK

Küfretmek.

SERİŞLEMEK

Teyellemek, iri iri dikmek.

MEMİŞLEMEK

Kaynatılmış ve kurutulmuş buğdayı bulgur yapmak için ıslatıp ufalamak. Kepek ve benzerleri şeyleri su ile ıslatmak.

  -   -   -  

Anlamında İŞLEMEK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde İŞLEMEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

FERAHLAMAK

Genişlemek, açılmak. Sıkıntısı, tasası dağılmak. İç açıcı duruma gelmek. Serinlemek.

DALLANMAK

Dal vermek. Bir iş, bir sorun karışık, güç bir duruma girmek. Yayılmak, genişlemek.

DİŞLEME

Dişlemek işi. Dantel biçiminde süsleme.

BÜYÜMEK

Organizmanın bütününde veya bu bütünün bir bölümünde, boyutlar artmak, irileşmek, eskisinden büyük duruma gelmek. Genişlemek. Yaşı artmak, yaşlanmak. Yetişmek. Sayıca artmak. Önem ve değer kazanmak. Artmak, güçlenmek, şiddeti artmak.

ÇALIŞMAK

Bir şeyi oluşturmak ya da ortaya çıkarmak için emek harcamak. Makine veya aletler işe yarar durumda olmak veya işlemekte bulunmak. Bir şeyi öğrenmek veya yapmak için emek vermek. Herhangi bir iş üzerinde olmak. İşi veya görevi olmak, bulunmak. Bir şeyi yapmak için gereken çarelere başvurmak, o şeyi gerçekleştirmek için kendini zorlamak, çaba harcamak.

DOKUNMAK

Nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derinin altındaki sinir uçları aracılığıyla duymak, değmek, el sürmek, temas etmek. Almak, kullanmak, el sürmek. Karıştırmak. Onur, anlayış vb. ile uyuşmaz bir durum ortaya çıkmak. İnsanın içine işlemek, duygulandırmak, etkilemek, koymak, batmak. Hafifçe değmek. Sağlığını bozmak. Dokuma işi yapılmak. Tedirgin etmek, sataşmak. İlişkin, ilgili olmak, değinmek.

FİŞLEME

Fişlemek işi.

ÇALMAK

Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak. Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak. Benzemek, andırmak. Bozmak, zarar vermek. Üzerine sürmek. Kumaşın bir parçasını kesmek. Vurarak ya da sürterek ses çıkartmak. Ses çıkarmak, ses vermek. Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak. Süpürmek, temizlemek. Atmak, çarpmak, vurmak. Madeni oymak, kalemle işlemek.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

ÇAPA

Tarlalarda toprağı işlemek için kullanılan ağaç veya demir saplı kazı aracı. Çapalama işi.

ÇİRİŞLEME

Çirişlemek işi.

FERAHLANMAK

Rahatlamak, üzüntü veya sıkıntısı kalmamak, açılmak, genişlemek.

BELLEMEK

Öğrenip akılda tutmak. Öğrenmek. Sanmak. Bel denilen araçla toprağı işlemek, aktarmak.

BOLLANMAK

Bol duruma gelmek, genişlemek.

DAĞLAMAK

Kızgın bir demirle hayvan derisine damga vurmak. Acısı yüreğine işlemek. Çok sıcak, soğuk veya acı bir şey yakmak. Akan kanı dindirmek veya hasta bölümleri ortadan kaldırmak için vücudun bir yerini kızdırılmış bir metal araçla yakmak.

DALAMAK

Köpek, kurt vb. hayvanlar dişlemek, ısırmak. Zehirli böcek, ısırgan otu, sert kumaş dokunarak teni acıtmak veya kaşındırmak.

ÇEVİRMEK

Bir şeyin yönünü değiştirmek. İşlemek, yapmak. Geri göndermek. Çeviri yapmak. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek. Kâğıt oyunu oynamak. Yönetmek, idare etmek. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek. Döndürerek hareket ettirmek. Bir durumdan başka duruma geçmek. Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek. Durdurmak. Çevrilemek, tevil etmek. Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak.

FREZELEMEK

Bir parçayı freze tezgâhında işlemek.

ESNEMEK

Uykulu, sıkıntılı veya yorgunluk duyulan bir anda ağzı genişçe açarak soluk alıp vermek. Bir cisim bir etki ile biçim değiştirmek. Bollaşıp genişlemek.

GEÇMEK

Bir yerden başka bir yere gitmek. Tükenmek, bitmek, sona ermek. Kullanımda olmak, tedavülde olmak. Yazılmak, girmek. Zamanı aşmak, geride bırakmak. Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek. Etki yapmak, işlemek. Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak ya da söylemek. Bir duruma uğramak, konu olmak. Geride bırakmak, aşmak. Sönmek. Harcamak. Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak. Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak. Bırakmak, vazgeçmek. Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek. Sürümü olmak, satılmak. Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak. Bir yere gidip oturmak. Üstünlük sağlamak. Görev almak. Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak. Çekiştirmek, yermek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Okulda, sınavda başarı göstermek. Hastalık bulaşmak, sirayet etmek. Yaşamak. Kalmak, devrolmak. Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak. Söylemeden veya bitirmeden atlamak. Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek. Kabul edilemez olmak. Yerini bırakıp başka yer almak. Birinden meşk etmek. Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek. Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak. Bir yandan girip diğer yandan çıkmak. Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek.