Sonu İŞİTME ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "işitme" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu işitme ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında işitme olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde işitme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

İŞİTME

İşitmek işi. Duyma, sema (II).

  -   -   -  

Anlamında İŞİTME bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde İŞİTME geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DİNLEMEK

İşitmek için kulak vermek. Uymak, baş eğmek, itaat etmek. Birinin sözünü, öğüdünü kabul edip gereğince davranmak. Kulakla veya dinleme aletiyle hastayı muayene etmek.

FIRLAŞMAK

Dönmek, dolaşmak, gezmek. Kimse işitmeyecek kadar sessiz konuşmak.

DİLLİK

Kadının cinsiyet organının üst kısmında bulunan pek duygun küçük bir organ, bızır. Dirlik, rahatlık, düzenlik, huzur. Yemek. Kışın arı kovanlarına konulan pekmez. Dirlik düzenlik, huzur. Bireyler arasında anlaşmaya yanyan her çeşit işaret dizgesi. Bu işaretler beş duyumuzdan herhangi biri için olabilir. Fakat dilbilimin başlıca konusu, işaret olarak sesin kullanılmasına dayanan İŞİTMELİ DİLLİK (Langage auditif) olup buna SÖZLÜ DİLLİK veya KONUŞMA DİLLİĞİ (L. articulé ou parlé) de denir.

İŞİTTİRMEK

İşitmesini sağlamak, duyurmak.

SEMA

Gök. Mevlevi dervişlerinin ney, nısfiye vb. çalgılar eşliğinde, kollarını iki yana açıp dönerek yaptıkları ayin. İşitme, duyma.

KULAK

Başın her iki yanında bulunan işitme organı. Saban kulağı. Balıklarda başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri. Telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu. Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü. Duvar, baca, şömine vb. yerlerde kulağa benzer çıkıntı. Akarsuların ve özellikle göllerin karaya giren ve durgunlaşan yerleri. Varlıklı Rus köylüsü. Seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği.

BİLEŞTİRME

Bileştirmek işi. Kimi kişilerde görülen ve bir duyu örgeniyle sağlanan algıları başka bir duyu örgeni ile sağlananlarla birleştirip kaynaştırma eğilimi. (Renkli işitmede olduğu gibi.). Bir kaynaktan sağlanan resme başka bir kaynaktan sağlanan resmi katarak gerçekleştirilen ve örtülü bileştirme ile elektronik örtülü bileştirme olarak iki çeşidi bulunan özel etki. Çeşitli ses kuşaklarındaki seslerin tek bir kuşak üzerinde toplanması. Çeşitli ses oluklarından gelen seslerin tek bir çıkış için birleştirilmesi. Çözümleme yoluyla soyutlanan parçaların, özelliklerin ve ilişkilerin tek bir bütün içinde birleştirilmesi işlemi.

SEM

Zehir. İşitme.

İRDELEŞMEK

İtişmek, şiddetli işitmek. İtişmek.

FOSUT

Kulakları işitmeyen, sağır.

DUYMAK

Bilgi almak, öğrenmek, haber almak. Sezmek, fark etmek, hissetmek. İşitmek, ses almak. Dokunma, koklama vb. duyularla algılamak, hissetmek. Nesnelere dokunmakla onların sıcaklık, soğukluk, sertlik, ağırlık, hareket vb. fizik durumlarından bilgi edinmek, hissetmek.

EŞİTMEK

Eski türkçe eşitmek: işitmek. İşitmek. Duymak, işitmek.

DUYU

İnsanların ve hayvanların, dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma organlarıyla algılama yeteneği, duyum.

OTOSİST

İşitme kesesi.

SEMAİ

Klasik Türk müziğinde iki basit usulden biri. Bir kurala bağlı olmayıp ancak işitmekle öğrenilen (söz). Sekizer hece ölçüsüyle yazılmış olan halk şiiri türü.

SAĞIR

İşitme duyusundan yoksun, işitmeyen (kimse). İçi görülmeyen, donuk (cam). Vurulduğu zaman ses vermeyen. Isıyı az veren, geç ısınan. Ses geçirmeyen.

İŞİTMEMEZLİK

İşitmemiş, duymamış gibi davranma.

STATOLİT

Omurgalılarda, denge ve yönelimle ilgili işitme taşları.

KAPMAK

Birdenbire yakalayarak, çekerek almak. Isırıp parçalamak. İşitir işitmez veya görür görmez bellemek ve öğrenmek. Bulaşmış olmak, geçmek. Koparmak, kıstırmak. Yer ayırmak, yer tutmak.

OTOLİT

İşitme taşı.