Kelimeler arşivi içinde; sonunda "işan" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. Sonu işan ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında işan olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde işan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
PERPERİŞAN
PERİNİŞAN
ZENNİŞAN, ZERNİŞAN
PERİŞAN, KİRİŞAN, PİRİŞAN, ÜÇNİŞAN, YEMİŞAN
ALİŞAN
ÇİŞAN, FİŞAN, NİŞAN, ZİŞAN
İŞAN
İŞAN
Çam ağacı. Nişan, iz.
YEMİŞAN
Hezaran da denilen çiçek. İğde meyvesi.
PERİNİŞAN
Peri gibi, periye benzeyen.
NİŞAN
İşaret, iz, belirti, alamet. Nişanlanma sırasında yapılan tören. Evlenmek üzere birbirine söz verme, nişanlanma. Kurşun, taş ve benzerleri ile vurulmak istenen hedef. Hedefi vurmak için silah, ok vb.ne gerekli doğrultuyu verme. Devlet nişanı. Nişan, nişanlanma sırasında yapılan tören. Nişan, akit olarak verilen eşya. Osmanlılarda 1832'den sonra hizmet ve yararlık karşılığı olarak bir kişiye verilen madalya. İm, iz, belirti.
PİRİŞAN
Perişan.
PERPERİŞAN
Çok kötü bir durumda.
FİŞAN
Sürgün, filiz. fişkan-1 ]. Yulaf. Ekinin içindeki çerçöp. Tipi, esintili kar.
ZİŞAN
Canlı. Onurlu, şerefli. Bir tür lale.
ZERNİŞAN
Kılıç, kalemtıraş gibi şeylerin üzerine kakma altınla yapılan işleme süs.
KİRİŞAN
Üstübeç, allık, pudra. Pudra.
ÜÇNİŞAN
Bir eşkenar dörtgeni dörde bölen çizgilerin kesişme noktaları üstüne çakıl taşı konularak, karşılıklı oynanan oyun.
ALİŞAN
Herkes tarafından tanınan, ünlü.
ZENNİŞAN
Ünlü, tanınmış kadın.
PERİŞAN
Dağınık, düzensiz, karmakarışık. Acınacak durumda olan, zavallı.
ÇİŞAN
Sarmaşık.
Bu bölümde tanımı içerisinde İŞAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALAMET
Belirti, işaret, iz, nişan. Büyüklük, irilik bakımından şaşılacak durumda olan nesne.
DAĞ
Yer kabuğunun çıkıntılı, yüksek, eğimli yamaçlarıyla çevresine hâkim ve oldukça geniş bir alana yayılan bölümü. Büyük üzüntü, acı. Kızgın bir demirle vurulan damga, nişan. İyileştirmek için vücudun hastalıklı bölümüne kızgın bir araçla yapılmış olan yanık.
ADAKLANMA
Nişanlanma.
ARPACIK
Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban, it dirseği. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı.
ALYANS
Nişan yüzüğü.
ADAKSIZ
Adağı olmayan, adak adamamış olan. Nişanlı olmayan.
BELGİ
Bir şeyi benzerlerinden ayıran özellik, alamet, nişan. Şiar.
ARPALIK
Arpa ekilen yer, arpa tarlası. Karşılıksız yarar sağlanılan yer veya kimse, yemlik. Osmanlılarda memurlara görevleri sırasında maaşlarına ek olarak, görevden ayrıldıktan sonra ise bir tür emeklilik maaşı olarak verilen gelir. Hayvanın dişinde bulunan ve hayvan yaşlandıkça silindiği için yaşını belli eden bir nişan. Arpa konulan yer.
BERAT
Bir buluştan, bir haktan yararlanmak için devletçe verilen belge, patent. Osmanlı Devleti'nde bir göreve atanan, aylık bağlanan, san, nişan veya ayrıcalık verilen kimseler için çıkarılan padişah buyruğu.
ATICI
İyi nişan alan, attığını vuran (kimse). Yalancı, asılsız şeyler uydurup söyleyen (kimse).
ADAKLANMAK
Nişanlanmak.
BAKINCAK
Nişangâh.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
BELİRTİ
Bir olayın veya durumun anlaşılmasına yardım eden şey, alamet, nişan, nişane. Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun veya hastalığın belirlenmesine yarayan işaret, araz, semptom.
BERBAT
Kötü. Darmadağın, bakımsız, perişan, viran. Çirkin, beğenilmeyen. Bozuk.
DERVİŞÇE
Dervişe yakışır bir biçimde, dervişane.
AŞEVİ
Lokanta. Düğün, nişan vb. toplantılarda, verilecek yemekleri hazırlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanılan yer. Yoksullara parasız yemek yedirilen veya dağıtılan yer, aşhane. Tekkelerde yemek pişirilen yer.
ADAKLI
Adağı olan, adak adamış olan. Bingöl iline bağlı ilçelerden biri. Nişanlı.
GEZ
Okun, kirişe geçen ucundaki kertik. Yapı işlerinde kullanılan çekül. Yer ölçmeye yarar düğümlü ip. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun gerisinde bulunan ve nişan alırken arpacıkla birlikte göz ile hedef arasında aynı doğru üzerine getirilen kertik.
DAMGA
Bir şeyin üzerine bir nişan, bir işaret basmaya yarayan araç. Bir kimsenin adını kötüye çıkaran, yüz kızartıcı durum. Bu araçla basılan nişan, işaret. Bir şeyin kime, hangi çağa ait olduğunu gösteren belirgin iz, işaret, nitelik.