Sonu İÇERME ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "içerme" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu içerme ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında içerme olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde içerme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

İÇERME

İçermek işi, tazammun, ihtiva.

  -   -   -  

Anlamında İÇERME bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde İÇERME geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ERGOT

Claviceps purpurea adlı mantarın yaşam siklusunun sklerot döneminde oluşturduğu bir karışım olan ergot, yapısında bir çok alkoloit içermesine rağmen tedavi yönünden değeri olan ergot alkoloidleri liserjik asidin amin türevleri olup veteriner hekimliğinde döl yatağı hareketlerini artırmanın dışında pek kullanım alanı bulamamışlardır.

KURŞUNSUZ

Kurşunu olmayan. Kurşun elementi içermeyen.

PARADOKS

Aykırı düşünce. Çelişki. Düşünceler arasında tartışmaya açık, kesin bir yargı içermeyen karşıtlık.

DEKALSİFİYE

Kalsiyum tuzları içermeyen, kalsiyumsuz.

AKROKORDON

Köpeklerde küçük, kılsız, hiperplastik bir epidermisle damardan zengin kollajen dokudan ibaret, saplı veya sapsız, deri eklentileri içermeyen, deri sarkmalarıyla belirgin iyicil tümör, fibrovasküler papillom, yumuşak fibrom, pendilöz yumuşak fibrom.

GANK

Bir cevherin metal içermeyen toprağımsı kısmı. Gank, metallerin cevherlerinden indirgeme ile üretimi sırasında erimiş bir curuf şeklinde oluşur ve metalik kısımdan akarak ayrılır.

HEMATOİDİN

Bilirubin-1 yapısında, demir içermeyen, kanamalı infarktüs bölgelerinde, nedbe ve nekroz alanlarında, sarı-kahverengi ve birbirine paralel dizilim gösteren kristal görünümlü pigment.

BAĞDAŞIRLIK

Bir ölçme aracını oluşturan sınarların aynı boyuta ilişkin olması ve türetilme özelliğini içermesi, bk. türetilebilme.

BELASIZ

Bela içermeyen.

FOSFORSUZ

Fosfor içermeyen. Fosfor olmadan.

EPİKÜTİKÜLA

Eklem bacaklılarda kütikülanın en dış tabakası. Sklerotin içeren ancak kitin içermeyen ince tabaka.

BAŞ

İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız ve benzerleri organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser. Bir topluluğu yöneten kimse. Başlangıç. Temel, esas. Arazide en yüksek nokta. Bir şeyin genellikle toparlakça ucu. Bir şeyin uçlarından biri. Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet. Para değiştirirken verilen veya alınan üstelik, sarrafiye. 1. Bir şeyin yakını veya çevresi. "Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün" anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz. Güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş derecenin en yükseği. Çıban. Reis. Tane. Dilim: Bi baş pendir ver. İyi, güzel: Benim toklularım hep baştır. Pazartesi. Ölçüde, tartıda tahminin üstünde çıkan kısım. Çıban, yara. Derilere tatbik edilen bir işlem (tabaklıkta). Köselecilikte bir derinin baş tarafı. Bulgur, buğday ve benzerleri kalburlandığı zaman kalburun üstünde kalan in kısım. Baş, başlangıç. Baş, reis. Baş. Üzeri, kendi. Tepe, zirve. Uç. sınır. Nezt, baş ucu. Ön taraf, ön yol. Bağış, hediye. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. Herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. Sefal, kafa. 3.Bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, DNA içeren kısmı. 4.Miyozinin bir parçası. Fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. Spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Yağlı güreşte ve karakucakta en büyük boy. reis (bk. başkan.). Dövme ya da darçıkım işleminde, dövme ya da itme işini gören kolun ucu. İlkel topluluklarda görülen, çok az kurumlaşmış olan ve gücü kimi kez aşırı bir başına -buyruk- yönetimin gücü biçimini alan önder tipi. İnsan vücudunun üst, hayvan vücudunun ön ucu, sefalika. Deyiş'in konu ve uyağının ne olduğunu belirten, "doğuş" un halk edebiyatındaki adı. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan üst bölgesi; herhangi bir hayvanın bu kesime karşıt oları bölgesi. Başkan, topluluğu yöneten, komutan. (İnsan ve hayvan sayımında) Tane. Başak. Yara.

ASELÜLER

Hücresiz, hücre içermeyen. Hücresiz.

TAZAMMUN

Kapsama, içine alma, içerme. İçlem.

EKŞİ

Sirke veya limon tadında olan. Bu tadı veren şey. Uygunsuz, yakışıksız. Limon. Üzümden yapılan biraz ekşi pekmez. Domates salçası. Ham petrol, nafta ve benzin de olduğu gibi fazla miktarda kükürt ve kükürt bileşikleri(merkaptan veya hidrojen sülfür gibi) içerme durumu. Sirke(asetik asit), limon(sitrik asit) gibi besinlerdeki temel tat.

İHTİVA

İçine alma, içinde bulundurma, içerme.

MİKROPSUZ

Mikrop içermeyen, mikroptan arındırılmış olan.

DENDRİT

Uyartıları (impuls) hücre gövdesine taşıyan, sinir hücrelerinin dallanmış sitoplâzmik uzantıları. Uyarıları hücre gövdesine taşıyan, sinir hücrelerinin dallanmış stoplazmik uzantıları, sinir hücresinin kısa olan uzantısı. Sinir hücresi gövdesinden çıkan, bir veya birden fazla sayıda, uyarıları diğer sinir hücrelerinden veya çevreden alıp perikaryona ileten, miyelin içermeyen oluşumlar, dendron. Sinir gözesinin ağaç dalı biçiminde olan ince uzantıları olup uyarmaları sinir gözelerine iletmeye yarar.

ARAKNOİDEA

Örümcek gibi, örümcek ağı gibi. Beyin zarlarının ortasında örümcek ağına benzeyen iç ve dış yüzleri mezotelle döşeli villus biçiminde damar içermeyen uzantılardan oluşan zar.

ASİDİK

Bir asidi içerme veya asitli olma durumu. Asit benzeri ekşi tat.