İçinde ÜTMEK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "ütmek" olan, toplam 59 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ütmek bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu ütmek ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ütmek olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

HÜRPÜTMEK, KÖHNÜTMEK, KÖMSÜTMEK, TÜNGÜTMEK, SÜRGÜTMEK, SÜRÇÜTMEK, BERGÜTMEK, SÜRCÜTMEK, BÖNSÜTMEK, BÖRKÜTMEK, KÖMŞÜTMEK, PÖRSÜTMEK

8 harfli kelimeler

DÜMÜTMEK, ÇÜRÜTMEK, DÜRÜTMEK, HÖLÜTMEK, ÖLLÜTMEK, SÖKÜTMEK, TÜTÜTMEK, ÜLKÜTMEK, ÜSKÜTMEK, YÖRÜTMEK, YÜĞÜTMEK, YÜLÜTMEK, ÇÜĞÜTMEK, BÜYÜTMEK, SÜRÜTMEK, ÜRKÜTMEK, YÜRÜTMEK, BOSÜTMEK, BÖRÜTMEK, BÜKÜTMEK, BÜRÜTMEK, DÖNÜTMEK, BÜZÜTMEK, CORÜTMEK, CÖMÜTMEK, ÇÖKÜTMEK, ÇÖMÜTMEK

7 harfli kelimeler

ÖÇÜTMEK, ÖĞÜTMEK, ÜYÜTMEK, ÜVÜTMEK, ÜRÜTMEK, ÜLÜTMEK, ÜĞÜTMEK, ÜŞÜTMEK, ÖRÜTMEK, ÖLÜTMEK, ÖGÜTMEK, ÖCÜTMEK

6 harfli kelimeler

TÜTMEK, ÖÜTMEK, DÜTMEK, ÜÜTMEK, KÜTMEK, GÜTMEK, YÜTMEK

5 harfli kelimeler

ÜTMEK

Bazı kelimelerin anlamları

ÜTMEK

Bir şeyi, tüylerini yakmak için alevden geçirmek. Taze buğday veya mısırı ateşe tutup pişirmek. Oyunda yenerek bir şey kazanmak, utmak.

SÜRGÜTMEK

Sürgülemek.

DÜMÜTMEK

Fırsatlardan faydalanarak, aldatarak iş becermek. Dizlerini dikip sessizce oturmak.

DÜRÜTMEK

Karar vermek. Aslı olmayan bir şeyi uydurmak, yalan söylemek. Yetiştirmek, büyütmek, meydana getirmek. Uyum sağlamak, yakıştırmak. Durulamak, soğuk suda çalkalamak: Çamaşırları dürüttüm.

BÖRKÜTMEK

Az haşlamak.

KÖMŞÜTMEK

Öfkesini gidermek, yumuşatmak: Tahir elime geçerse kömsüdürüm.

KÖHNÜTMEK

Olmaya yüz tutmuş meyveyi koparıp kendi kendine olgunlaşmaya bırakmak.

HÜRPÜTMEK

Sıcak kahve, çay ve benzerleri şeyleri ses çıkartarak içmek.

TÜNGÜTMEK

Hoplatmak, atlatmak, sıçratmak.

BERGÜTMEK

Birbirine geçirmek, tutturmak.

SÜRÇÜTMEK

Sürçtürmek, sürçmesine sebep olmak.

KÖMSÜTMEK

Yemeği yanık kokacak derecede pişirmek : Yemeği kömsütmüş.

PÖRSÜTMEK

Pörsüme işini yaptırmak. Yaşlandırmak.

ÇÜRÜTMEK

Çürümesine sebep olmak. Eti bayatlatıp gevrek bir duruma getirmek. Doğru olarak ileri sürülen bir düşüncenin, bir davanın, bir iddianın yanlışlığını ortaya koymak.

BÖNSÜTMEK

Kandırmak.

SÜRCÜTMEK

Sürmek, sürüp çıkarmak.

  -   -   -  

Anlamında ÜTMEK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÜTMEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KIRMAK

Sert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak. Gücünü, etkisini azaltmak. Yok etmek. Bir şeyin fiyatını azaltmak, indirmek. Vücut kemiklerinden birini parçalamak. Hareket durumundaki canlının veya taşıtın yönünü değiştirmek, çevirmek, döndürmek. Öldürmek, yok olmasına neden olmak. Tavlada karşı oyuncunun pulunu oyun dışında bırakmak. Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek, incitmek. Tahılı iri ve kaba öğütmek. Kaçmak, uzaklaşmak. İri parçalara ayırmak. Değerinden düşük fiyata almak. Belirli bir biçimde katlamak.

KURMAK

Bir şeyi oluşturan parçaları birleştirerek bütün durumuna getirmek, monte etmek. Etkisi ve önemi geniş şeyler meydana getirmek, tesis etmek. Yapmak, inşa etmek. Ortaklık sağlamak. Bir araya getirmek, toplamak. Hazırlamak. Düşünmek. Yapmak, oluşturmak. Belli bir işte beraber çalışacak kimseleri belirlemek. Bir kimseyi dedikodu veya telkinlerle başkasına karşı öfkelendirmek. Aklına koymak. Zihinde büyütmek. Yaylı, zemberekli şeylerde yayı veya zembereği germek. Gereken şartları hazırlayıp kendi kendine olmaya bırakmak. Sağlamak, oluşturmak.

ÇEKMEK

Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.

MİTLEŞTİRMEK

Bir kimse, bir varlık, bir olay vb.ni hayal gücü ile büyütmek, yüceltmek, mit durumuna getirmek.

BUYDURMAK

Dondurmak, çok üşütmek.

BÜYÜTME

Büyütmek işi. Birisi tarafından yetiştirilmiş kimse. Uzakta duran cisimlere dürbün vb. bir araçla bakıldığında cismi gören açının çıplak gözle bakıldığı zamanki açıya oranı.

ALİ

Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.

AÇKI

Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.

BÜYÜLTMEK

Bir şeyi büyük duruma getirmek, büyütmek. Abartmak. Resim, harita vb.nin daha büyük örneğini yapmak.

KIŞLAMAK

Kış olmak. Kuş ve kümes hayvanlarını ürkütmek. Kışı bir yerde geçirmek.

ÇÜRÜTME

Çürütmek işi.

DEHLEMEK

Hayvanı "deh" diyerek yürütmek. Kovmak.

DİZGİNLEMEK

Ata dizgin takmak veya atı yürütmek için dizginini oynatmak. Birinin aşırı davranışlarını önlemek.

MUHTAR

Köy ve mahallenin yasalarla belirtilmiş işlerini yürütmek için o köy veya mahallede oturanların seçtikleri kimse, köy muhtarı, mahalle muhtarı. Özerk. Her işe burnunu sokan.

ÇİĞNEMEK

Ağza alınan bir şeyi dişler arasında ezmek, öğütmek. Egemenliği altına almak, hükmetmek. Sayılması gereken bir şeyi saymamak, itibar etmemek, ayaklar altına almak. Ayağı veya tekerleği altına alarak ezmek.

FRAKSİYON

Bir siyasi partinin politikasını parlamentoda, yerel yönetimlerde, çeşitli kuruluşlarda yürütmek için teşkilatlanmış grup, bölüntü, bölüngü. Hizip.

GÖTÜRMEK

Taşımak, ulaştırmak ya da koymak. Öldürmek. Herhangi bir yiyeceği tek başına ve hızlı bir biçimde yemek. Dayanmak, katlanmak, tahammül etmek. Kaybolmasına, yok olmasına yol açmak. Tümüyle sahip olmak. Yerinden ayırıp uzağa atmak veya yok etmek. Haksız kazanç sağlamak, mal veya para sahibi olmak. Bir sonuca vardırmak. Birinin yanında yürüyüp ona bir yere kadar arkadaşlık etmek. Bir kimseyi bir yere kadar yanında yürütmek.

GÜTME

Gütmek işi.

OLMAK

Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Gerçekleşmek ya da yapılmak. Yol açmak. Sarhoş olmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bulunmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Sürdürmek, yürütmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Geçmek, tamamlanmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Uymak, tam gelmek.

DEH

Binek veya koşum hayvanlarını yürütmek için söylenen bir söz, dah.