Kelimeler arşivinde; içinde "üreme" olan, toplam 16 tane kelime bulunuyor. İçerisinde üreme bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu üreme ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında üreme olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GÖĞÜMSÜREMEK
GÜLDÜREMEK, HÖLDÜREMEK, TÖNĞÜREMEK
KÜREMEK, TÜREMEK, DÜREMEÇ, DÜREMEK, GÜREMEK, SÜREMEÇ, TÜREMEN, YÜREMEK
KÜREME, TÜREME, ÜREMEK
ÜREME
ÜREME
Üremek işi. Canlıların cinsel hücrelerinin birleşmesinden ortaya çıkan tohumla veya doğrudan doğruya oluşturdukları sporlarla çoğalmaları, tenasül.
DÜREMEÇ
İçine katık konularak sarılmış yufka ekmeği.
GÜREMEK
Beşiği ya da salıncağı sallamak. Dişi hayvan döllenmek. At ve eşek çiftleşmek istemek. Dişi tay, aygır istemek.
SÜREMEÇ
Ses sinyalinin sonsuz sürede devam etmesini sağlayan devre.
ÜREMEK
Canlı, doğup çoğalmak. Yetişmek. Çoğalmak, artmak.
TÜREMEK
Oluşmak, ortaya çıkmak, meydana çıkmak. Bir kökten çıkmak. Çoğalmak. Parçalanıp çoğalmak, üremek.
TÜREMEN
Yasa adamı, hukukçu.
KÜREMEK
Kürekle atıp temizlemek, kürelemek, kürümek.
YÜREMEK
Yadırgamak.
HÖLDÜREMEK
Zayıflıktan gözler çukura kaçmak.
GÖĞÜMSÜREMEK
Yeşilliğe ve ota özlem duymak: Bahar geç geldi, ayol hayvanlar da göğümsüredi, biz de.
TÜREME
Türemek işi. Aynı kökten çıkma, iştikak.
DÜREMEK
Doğmak, olmak, türemek, büyümeye başlamak. Türemek. Türemek, peyda olmak, zuhura gelmek.
GÜLDÜREMEK
Güldürdemek.
TÖNĞÜREMEK
Yuvarlanmak.
KÜREME
Küremek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜREME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
FERÇ
Dişi canlılarda üreme organının dış bölümü, vulva.
DÖL
Canlıların üremesi sonucu ortaya çıkan yeni birey veya bireylerin bütünü, zürriyet, nesil. Yavru, çocuk.
BÖCEKLENMEK
İçinde veya üstünde böcek üremek.
ÇİÇEK
Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü. Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi. İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık. Davranışları hafif, toplum kurallarına uymayan kimse. Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz.
ESKİTMEK
Çok kullanarak eskimiş duruma getirmek, yıpratmak. Yaşlandırmak. Etkisini sürdürememek, yıpratmak.
GERMEN
Canlı yaratıklarda gametlere dayanan ve gametlerle taşınan üreme ögelerinin tümü.
DIŞKILIK
Bazı omurgalılarda, özellikle keseliler, sürüngenler ve kuşlarda, bağırsak ile sidik ve üreme kanallarının açıldığı yer.
BİYOLOJİ
Bitki ve hayvanların köken, dağılım, yapı, gelişim, büyüme ve üremelerini inceleyen bilim dalı, dirim bilimi.
GAMET
Erkek ya da dişi üreme hücresi.
CİNSİYET
Bireye, üreme işinde ayrı bir rol veren ve erkekle dişiyi ayırt ettiren yaradılış özelliği, eşey, cinslik, seks.
HAPLOİT
Olgun bir üreme hücresinde bulunan kromozom takımı.
KAPANMAK
Kapalı duruma gelmek. Yara iyileşmek. Son verilmek, kesilmek. Hava bulutlanmak. Çalışamaz, etkinliğini sürdüremez duruma getirilmek. Göz kör olmak. Tatile girmek. Dışarı ile ilişiğini kesmek. Yüzü, gövdesi bir yere gelecek biçimde eğilmek.
BAZİT
Bazit mantarların üreme organı.
KARDEŞLENMEK
Ekin bir kökten birkaç sap birden üremek. Kardeş sahibi olmak.
KARMIK
Çay ağzında yapılmış olan balıkçı büğeti. Mersin balıklarının üremek için denizden nehirlere geçişleri sırasında avlanmalarında kullanılan ve nehir ağızlarına kurulan çok iğneli bir olta takımı.
İŞTİKAK
Yarılmış bir şeyin bir bölümünü alma. Türeme. Aynı kökten gelen kelimeleri bir arada kullanma sanatı.
GELMEK
Ulaşmak, varmak. Kazanılmak, sağlanılmak. Akmak. Herhangi bir sırada bulunmak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Dayanmak, tahammül etmek. İsabet etmek. Ortaya çıkmak, doğmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Kadar olmak. İzlemek, takip etmek. Katılmak, eklenmek. Oturmaya, ziyarete gitmek. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Mal olmak. Belli bir süre dolmak. Biriyle birlikte gitmek. Uymak. Getirmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Başlamak, ortaya çıkmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Türemek. Belli bir zamana ulaşmak. Görünmek, sanılmak. Düşmek, rast gelmek. Çıkmak, yönelmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Uygun düşmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Olmak, -e uğramak. Sonuç çıkmak.
İŞÇİ
Başkasının yararına bedenini, kafa gücünü veya el becerisini kullanarak ücretle çalışan kimse. Toplu olarak yaşayan böceklerde üreme yeteneği olmayan, topluluğun işlerini gören dişi veya erkek.
BİTLENMEK
Üzerinde bit üremek.
DİKİLMEK
Dikme işi yapılmak. Dikme işi yapılmak. Ayakta durmak. Karşı koymak, engellemek. Dik duruma gelmek. Bazı üreme organları dokularına kan dolmasıyla sert ve dik bir duruma gelmek. Göz belli bir noktaya uzun süre bakmak.