İçinde ÜFLEME geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "üfleme" olan, toplam 5 tane kelime bulunuyor. İçerisinde üfleme bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu üfleme ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında üfleme olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

PÜFLEMEK, ÜFLEMELİ

7 harfli kelimeler

PÜFLEME, ÜFLEMEK

6 harfli kelimeler

ÜFLEME

Bazı kelimelerin anlamları

ÜFLEME

Üflemek işi.

ÜFLEMEK

Dudakları büzerek soluğu bir şey üzerine hızla vermek, üfürmek. Nefesli çalgıları çalmak. Yanmakta olan bir şeyi söndürmek veya canlandırmak için soluk vermek.

PÜFLEME

Püflemek işi.

ÜFLEMELİ

Üflenerek çalınan (çalgı), nefesli.

PÜFLEMEK

Söndürmek veya soğutmak için üflemek.

  -   -   -  

Anlamında ÜFLEME bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÜFLEME geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÖTMEK

Kuş veya böcekler, değişik tonda ses çıkarmak. Sarhoş kusmak. Anlamsız, boş konuşmak. Herhangi bir nesne sürekli ses çıkarmak. Gizli bir şeyi söylemek. Üflemeli çalgıların sesi çıkmak.

KAVAL

Genellikle kamıştan yapılan, daha çok çobanların çaldığı, yumuşak sesli, üflemeli bir çalgı.

SAKSAFON

Genellikle pirinçten yapılmış, metal tuşlara basılarak çalınan, çoğunlukla bandolarda ve caz topluluklarında kullanılan bir tür üflemeli çalgı.

KLARNET

Tahtadan, metal perdeli, orkestrada önemli yeri olan bir üflemeli çalgı.

NEFESLİ

Soluk alıp vermeden uzunca bir zaman durabilen. Nefesi güçlü olan. Üflemeli.

NEFESLEMEK

Nefesini bir şeye yöneltmek, üflemek. Okuyup üflemek, nefes etmek.

ÜFLENMEK

Üfleme işi yapılmak.

FANFAR

Bakır üflemeli çalgılardan oluşan orkestra. Bu orkestranın çaldığı tartımlı ve canlı parça.

OBUA

Orkestrada yer alan çift kamışlı, tahtadan yapılmış üflemeli çalgı.

HELİKON

Çalgı ağızlığı ve pistonu olan, boyundan geçirilerek tutulan, çember biçimli, üflemeli bakır çalgı.

NEY

Klasik Türk müziğinde ve özellikle tekke müziğinde yer alan, kaval biçiminde, yanık sesli, kamıştan yapılmış, üflemeli bir çalgı.

DİLCİK

Buğdaygillerde, yaprak ayası ile yaprak kınının birbirinden ayrıldığı yerde bulunan sivri uçlu, küçük, saydam çıkıntı. Böceklerin ağzında küçük dilin önünde bulunan bölüm. Üflemeli çalgılarda, org borularında kamış, tahta veya metalden yassı parça.

TULUM

Bazı yiyecek ve içecekler için koruyucu kap olarak kullanılan, önü yarılmadan bütün olarak yüzülmüş hayvan derisi. Göğüs ve pantolon bölümü bitişik giysi. Gövdesi bu deriden yapılmış üflemeli çalgı, gayda. Şişman, tombul. Tüp.

BANDO

Türlü üflemeli ve vurgulu çalgılardan oluşan ve genel olarak geçit törenlerinde kullanılan mızıkacılar topluluğu veya takımı, mızıka. Takım, topluluk.

ORKESTRA

Yaylı, üflemeli ve vurmalı çalgılar topluluğu. Bazı tiyatroların birinci katında sahne veya perdeye en yakın koltuklar. Eski Yunan tiyatrolarında, sahne ve seyirciler arasındaki çember biçiminde koro yeri.

FLÜT

Yan tutularak çalınan, orkestrada yer alan bir üflemeli çalgı, flavta.

FAGOT

Tahtadan parçaları uç uca takılı, uzun bir boru biçiminde, perdeli bir üflemeli çalgı.

OKUMAK

Bir yazıyı meydana getiren harf ve işaretlere bakıp bunları çözümlemek veya seslendirmek. Bir şeyin anlamını çözmek. Değerlendirmek. Bazı belirtilerle bir anlamı, gizli bir duyguyu anlamak, kavramak. Sesli olarak söylemek. Hastalığı iyi edeceğini ileri sürerek okuyup üflemek, üfürükçülük etmek. Yazılmış bir metnin iletmek istediği şeyleri öğrenmek. Bir konuyu öğrenmek için okulda, bir öğretmenin yanında veya yazılı şeyler üzerinde çalışmak, öğrenim görmek. Sövmek, küfretmek. Bir yere çağırmak, davet etmek, okuntu göndermek.

KORNO

Savaşlarda çağrı aracı olarak kullanılan boynuz veya fil dişi boru. Bir ağızlık, kendi üzerine dolanmış koni biçiminde uzun bir boru ve ağzı genişçe açılan bir kulaklıktan oluşan üflemeli bakır çalgı.

DİL

Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası. Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak. Gönül, yürek. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili. Kıstak. Belli mesleklere özgü dil. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek. Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban. Anahtar.