Kelimeler arşivinde; içinde "ötürü" olan, toplam 25 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ötürü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ötürü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ötürü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KÖTÜRÜMLEŞMEK
GÖTÜRÜNÜLMEK, KÖTÜRÜMLEMEK, KÖTÜRÜMLEŞME
GÖTÜRÜLMEK, GÖTÜRÜMSÜZ, KÖSKÖTÜRÜM, KÖTÜRÜMLÜK
GÖTÜRÜLME, HÖTÜRÜKLÜ, GÖTÜRÜNGÜ, GÖSGÖTÜRÜ, GÖTÜRÜMLÜ
ÖTÜRÜKLÜ, GÖTÜRÜCÜ
KÖTÜRÜM, GÖTÜRÜŞ, GÖTÜRÜM, HÖTÜRÜK, HÖTÜRÜM
GÖTÜRÜ, ÖTÜRÜG, KÖTÜRÜ, ÖTÜRÜK
ÖTÜRÜ
ÖTÜRÜ
Bir şeyden dolayı, bir şey yüzünden, dolayı, naşi.
GÖSGÖTÜRÜ
Tamamen, toptan, büsbütün.
GÖTÜRÜNÜLMEK
Götürülmek.
GÖTÜRÜCÜ
Herhangi bir sıvıyı veya duyuyu götüren yapı, efferent. Hassa kuşbazlarının iki sınıfından, görevleri doğan, şahin ve atmaca gibi av kuşlarını yakalayıp, sağ olarak İstanbul'a getirmek olan biri; öteki sınıf için bk. gürenci. Seferde padişahın iki tuğunu bir konak ileride taşıyan dört kişiden ikisi. (karşılık: efferent),Sinir merkezlerinden uyartılara verilen cevapları ileten sinirler; dışa doğru taşıma.
GÖTÜRÜMLÜ
Kendisinde götürüm özelliği bulunan.
GÖTÜRÜMSÜZ
Kendisinde götürüm özelliği bulunmayan.
GÖTÜRÜLMEK
Götürme işi yapılmak veya götürme işine konu olmak.
ÖTÜRÜKLÜ
İshalli, amel olmuş (insan veya hayvan).
KÖTÜRÜMLEMEK
Buğdayın içindeki iri samanı kalburlamak.
GÖTÜRÜLME
Götürülmek işi.
KÖTÜRÜMLÜK
Kötürüm olma durumu.
KÖTÜRÜMLEŞMEK
Kötürüm duruma gelmek. Algılama özelliğini kaybetmek.
HÖTÜRÜKLÜ
Hastalıklı.
GÖTÜRÜNGÜ
Dokuma tezgahında tefe denilen aracın üst tahtasını götüren ip ve çıtadan yapılan askı. Çocuk olması için, kadınların kullandıkları bir çeşit kocakarı ilâcı: Çocuk olsun diyi götürüngü ilâç fayda virmemiş.
KÖSKÖTÜRÜM
Büsbütün kötürüm.
KÖTÜRÜMLEŞME
Kötürümleşmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖTÜRÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MEBNİ
Yapılmış, kurulmuş, bina olunmuş. -den dolayı, -den ötürü.
GÖTÜRTMEK
Götürülmesini sağlamak.
GÖÇ
Ekonomik, toplumsal, siyasi sebeplerle bireylerin veya toplulukların bir ülkeden başka bir ülkeye, bir yerleşim yerinden başka bir yerleşim yerine gitme işi, taşınma, hicret, muhaceret. Taşınma sırasında götürülen ev eşyaları. Evden eve taşınma, nakil. Kuşların, geyiklerin, yarasaların, bazı balık ve böceklerin mevsim, iklim, besin miktarı vb.ne göre çevre değiştirmeleri.
İÇİN
Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.
GİTMEK
Bir yere doğru yönelmek. Yeter olmak, yetmek, yetişmek. Herhangi bir durumda olmak. Ölmek. Bir yerden veya bir işten ayrılmak. Dayanmak. Değerlendirmek, saymak, karşılamak. Çıkmak, ulaşmak. Götürülmek, gönderilmek. Makine, işlemek, çalışmak. Belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak. Sürmek, devam etmek. Geçmek. Yürümek, yol almak. Bir duruma, bir sonuca ulaşmak, varmak. Yakışmak, yaraşmak. Satılmak. Yapmak. Başvurmak, yapmak. Bir şey zarar görmüş olmak. Tüketilmek, harcanmak. Yok olmak, elden çıkmak.
LOKMA
Ağza bir defada alınıp götürülen yiyecek parçası, sokum. Yemek. Türlü kalınlıktaki cıvataları, boşluğuna geçirip sökmeye veya sıkıştırmaya yarayan metalden alet. Lokma tatlısı. Genellikle haksız olarak ele geçirilen mal veya para.
KALKMAK
Gitmek üzere yerinden ayrılmak. Güncelliğini yitirmek. Başka yere gitmek, taşınmak. Girişmek, başlamak, davranmak, yeltenmek. Ayakta beklemek. Geçerli olmamak, geçerliğini yitirmek, geçmez olmak. Yerinden ayrılıp yol almaya başlamak. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Hayvan iki art ayağı üzerinde dik durum almak. Oturma durumundan dik duruma gelmek, doğrulmak. Taşıtlar yola çıkmak. Yukarı doğru yükselmek. Yok olmak, artık bulunmamak. Derlenip götürülmek. Hasta iyileşerek gezecek duruma gelmek. Uygulanmaz olmak. Uçmak, havalanmak. Varlığı, hayatı son bulmak. Uyanarak yataktan ayrılmak. Kabarmak, ayrılmak.
ÇALGIN
Sıcak veya soğuktan gelişemeyerek cılız kalan ekin. Uzun zaman bakır kapta kalan tadı bozulmuş yemek, çalık. Kötürüm, inmeli, sakat.
DOLAYI
Çevrede, etrafta bulunan. Ötürü.
İKİCİLİK
Birbirinden ayrı, birbirinden bağımsız, birbirine geri götürülemeyen, birbirinin yanında veya karşısında bulunan iki ilkenin varlığını kabul eden görüş, düalizm.
LAFÇI
Geveze. İyi, etkili konuşan. Söz götürüp getiren, dedikoducu.
LİNÇ
Birden çok kimsenin kendilerine göre suç olan bir davranışından ötürü birini, yasa dışı ve yargılamasız olarak öldürmesi.
KESENE
Sözleşme, yazılı anlaşma. Götürü ya da toptan satış.
MAKTU
Kesilmiş, kesik. Ölçü ile satılmayan, götürü. Kesin olarak değeri biçilmiş.
DÖKÜMLÜ
Niteliğinden ötürü kolayca istenilen biçim verilebilen (kumaş).
BİNAENALEYH
Bundan dolayı, bundan ötürü, bunun için, bunun üzerine.
İSHAL
Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarma, sürgün, ötürük, iç sürme, cır cır, amel, linet, kabız karşıtı.
EMEKLEMEK
Dizler ve eller üzerinde yürümek. Bir işe yeni başlarken deneyimsizlikten ötürü acemilik geçirmek.
BİNAEN
Dayanarak. -den dolayı, -den ötürü, -diği için.
KABALA
Doğaüstü varlıklarla ilişki kurma sanatı. Bu öğretinin yandaşlarının tamamı. Götürü, toptan. Yahudilerde, yazılı olarak konulmuş olan Tanrı kanunlarının yanında, ağızdan ağıza geçen din buyruklarının, İbrani felsefesinin ve efsane yazılarının tamamı.