İçinde ÖSTE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "öste" olan, toplam 69 tane kelime bulunuyor. İçerisinde öste bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu öste ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında öste olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

GÖSTERİLEBİLMEK

14 harfli kelimeler

KÖSTEBEKGİLLER, GÖSTERİŞSİZLİK, GÖSTERİMSENMEK, GÖSTERİLEBİLME

13 harfli kelimeler

GÖSTERİVERMEK, KÖSTEBEKTİLER, DERİKÖSTEBEĞİ, GÖSTERMECİLİK, GÖSTEREBİLMEK, GÖSTERİŞLİLİK, GÖSTERİŞÇİLİK

12 harfli kelimeler

GÖSTERİŞLİCE, GÖSTERİŞLEME, GÖSTEREBİLME, GÖSTERİCİLİK, GÖSTERİVERME, KÖSTEKLENMEK

11 harfli kelimeler

GÖSTERGELİK, GÖSTERİMLİK, KÖSTEKÇİLER, KÖSTEKLEYİŞ, KÖSTEKLENME, KÖSTEKLENİŞ, KÖSTEKLEMEK, SAATKÖSTEĞİ, GÖSTERİŞSİZ, GÖSTERİLMEK, KÖSTERENLİK, GÖSTERMELİK

10 harfli kelimeler

GÖSTERİMCİ, GÖSTERİŞLİ, GÖSTERİŞÇİ, GÖSTERİLEN, GÖSTERİLİŞ, GÖSTERİLME, GÖSTERMECİ, GÖSTERTMEK, KÖSTEKLEME

9 harfli kelimeler

YANKÖSTEK, GÖSTERİCİ, GÖSTERGEÇ, KÖSTENMEK, GÖSTERMEK, GÖSTERTME, KÖSTEKSİZ, KÖSTEKLİK

8 harfli kelimeler

GÖSTERLİ, ÖSTETROL, KÖSTENGİ, KÖSTEMEK, GÖSTERGE, GÖSTEREN, KÖSTEKLİ, GÖSTEREÇ, KÖSTEBEK, GÖSTERME, GÖSTERİŞ, GÖSTERİM

7 harfli kelimeler

PÖSTEKİ, KÖSTEGE, KÖSTEĞE, KÖSTERE, GÖSTERİ

6 harfli kelimeler

KÖSTEN, PÖSTEK, KÖSTEK, GÖSTER

4 harfli kelimeler

ÖSTE

Bazı kelimelerin anlamları

ÖSTE

Toprak damlı ev.

GÖSTERİŞLİCE

Biraz gösterişli, oldukça gösterişli.

GÖSTEREBİLMEK

Gösterme imkânı veya olasılığı bulunmak.

GÖSTERİŞSİZLİK

Gösterişsiz olma durumu, sadelik.

GÖSTERİMSENMEK

Temsil yollu göstermek.

KÖSTEBEKGİLLER

Omurgalı hayvanlardan, memeliler sınıfının böcekçiller takımına giren bir familya.

DERİKÖSTEBEĞİ

Solucan kurtçuklarının, yüzlek deri katlarında meydana getirdiği, belli bir biçimi olmayan, kanlı, yangılı, kabarcıklı ve kaşıntılı değişmeler; çalılık uyuzu, göçmen kurtçuk.

GÖSTERİLEBİLMEK

Gösterilme imkânı veya olasılığı bulunmak.

GÖSTEREBİLME

Gösterebilmek işi.

GÖSTERMECİLİK

Cinsel organlarını gösterme biçiminde görülen ruhsal sapıklık, ut açıcılık, teşhircilik, eksibisyonizm. Kendini üstün gösterme çabası.

GÖSTERİŞÇİLİK

Gösterişçi olma durumu.

GÖSTERİLEBİLME

Gösterilebilmek işi.

GÖSTERİŞLEME

(Söz sanatı terimi) Söylemede sesi yükseltmek, alçaltmak, heceleri uzatmak gibi yollara saparak, yazıda ise türlü söz sanatlarına baş vurarak bir fikir üzerine dikkati çekme, ona fazla bir önem verdirmek isteme. (GÖSTERİŞLİ, TUMTURAKLI, Emphatique; TUMTURAK VURGUSU, Accent emphatique).

GÖSTERİVERMEK

Ansızın veya çabucak göstermek.

KÖSTEBEKTİLER

Memeliler (Mammalia) sınıfının, böcekçiller (Insectivora) takımından, gözleri çok küçük ve bir deri ile örtülü, kulakları tüyler arasında gizli, ön ayakları kazmaya elverişli türleri olan bir familya.

GÖSTERİŞLİLİK

Gösterişli olma durumu. Görkemlilik.

  -   -   -  

Anlamında ÖSTE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖSTE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

ABLA

Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).

AĞABEY

Büyük erkek kardeş, ağa, aka, ede, efe. Saygı ve sevgi göstermek üzere yaşça büyük olan erkeklere söylenen bir seslenme sözü.

ABARTMAK

Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.

ABARTILI

Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı. Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde.

ACEMİLEŞMEK

Beceriksizlik göstermek.

AÇIKLAMAK

Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.

AFİLİ

Gösterişli, çalımlı.

ADSIZ

Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz. Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz.

ABONMAN

Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.

ABULLABUT

Kaba saba ve anlayışsız (kimse). Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).

AĞIRLAMAK

Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

ADRES

Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak. Hedef gösterilen yer. Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. Kurum ya da kuruluşun bulunduğu yer.

AĞIRBAŞLI

Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı. Gösterişli. Değeri çok olan, ağır.

ABARTI

Bir şeyi, bir olayı olduğundan büyük veya çok gösterme, mübalağa.

AFİ

Gösteriş, çalım, caka.

ABARTISIZ

Olduğu gibi gösterilen, abartmasız, mübalağasız. Abartmadan, abartısız olarak, mübalağasız bir biçimde.

AĞAÇLAŞMA

Ağaçlaşmak durumu. Bitki şekilleri gösteren ve akiklerde olduğu gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan doğal desen.