Kelimeler arşivinde; içinde "öste" olan, toplam 69 tane kelime bulunuyor. İçerisinde öste bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu öste ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında öste olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GÖSTERİLEBİLMEK
KÖSTEBEKGİLLER, GÖSTERİŞSİZLİK, GÖSTERİMSENMEK, GÖSTERİLEBİLME
GÖSTERİVERMEK, KÖSTEBEKTİLER, DERİKÖSTEBEĞİ, GÖSTERMECİLİK, GÖSTEREBİLMEK, GÖSTERİŞLİLİK, GÖSTERİŞÇİLİK
GÖSTERİŞLİCE, GÖSTERİŞLEME, GÖSTEREBİLME, GÖSTERİCİLİK, GÖSTERİVERME, KÖSTEKLENMEK
GÖSTERGELİK, GÖSTERİMLİK, KÖSTEKÇİLER, KÖSTEKLEYİŞ, KÖSTEKLENME, KÖSTEKLENİŞ, KÖSTEKLEMEK, SAATKÖSTEĞİ, GÖSTERİŞSİZ, GÖSTERİLMEK, KÖSTERENLİK, GÖSTERMELİK
GÖSTERİMCİ, GÖSTERİŞLİ, GÖSTERİŞÇİ, GÖSTERİLEN, GÖSTERİLİŞ, GÖSTERİLME, GÖSTERMECİ, GÖSTERTMEK, KÖSTEKLEME
YANKÖSTEK, GÖSTERİCİ, GÖSTERGEÇ, KÖSTENMEK, GÖSTERMEK, GÖSTERTME, KÖSTEKSİZ, KÖSTEKLİK
GÖSTERLİ, ÖSTETROL, KÖSTENGİ, KÖSTEMEK, GÖSTERGE, GÖSTEREN, KÖSTEKLİ, GÖSTEREÇ, KÖSTEBEK, GÖSTERME, GÖSTERİŞ, GÖSTERİM
PÖSTEKİ, KÖSTEGE, KÖSTEĞE, KÖSTERE, GÖSTERİ
KÖSTEN, PÖSTEK, KÖSTEK, GÖSTER
ÖSTE
ÖSTE
Toprak damlı ev.
GÖSTERİŞLİCE
Biraz gösterişli, oldukça gösterişli.
GÖSTEREBİLMEK
Gösterme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖSTERİŞSİZLİK
Gösterişsiz olma durumu, sadelik.
GÖSTERİMSENMEK
Temsil yollu göstermek.
KÖSTEBEKGİLLER
Omurgalı hayvanlardan, memeliler sınıfının böcekçiller takımına giren bir familya.
DERİKÖSTEBEĞİ
Solucan kurtçuklarının, yüzlek deri katlarında meydana getirdiği, belli bir biçimi olmayan, kanlı, yangılı, kabarcıklı ve kaşıntılı değişmeler; çalılık uyuzu, göçmen kurtçuk.
GÖSTERİLEBİLMEK
Gösterilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖSTEREBİLME
Gösterebilmek işi.
GÖSTERMECİLİK
Cinsel organlarını gösterme biçiminde görülen ruhsal sapıklık, ut açıcılık, teşhircilik, eksibisyonizm. Kendini üstün gösterme çabası.
GÖSTERİŞÇİLİK
Gösterişçi olma durumu.
GÖSTERİLEBİLME
Gösterilebilmek işi.
GÖSTERİŞLEME
(Söz sanatı terimi) Söylemede sesi yükseltmek, alçaltmak, heceleri uzatmak gibi yollara saparak, yazıda ise türlü söz sanatlarına baş vurarak bir fikir üzerine dikkati çekme, ona fazla bir önem verdirmek isteme. (GÖSTERİŞLİ, TUMTURAKLI, Emphatique; TUMTURAK VURGUSU, Accent emphatique).
GÖSTERİVERMEK
Ansızın veya çabucak göstermek.
KÖSTEBEKTİLER
Memeliler (Mammalia) sınıfının, böcekçiller (Insectivora) takımından, gözleri çok küçük ve bir deri ile örtülü, kulakları tüyler arasında gizli, ön ayakları kazmaya elverişli türleri olan bir familya.
GÖSTERİŞLİLİK
Gösterişli olma durumu. Görkemlilik.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖSTE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
AĞABEY
Büyük erkek kardeş, ağa, aka, ede, efe. Saygı ve sevgi göstermek üzere yaşça büyük olan erkeklere söylenen bir seslenme sözü.
ABARTMAK
Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.
ABARTILI
Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı. Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde.
ACEMİLEŞMEK
Beceriksizlik göstermek.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
AFİLİ
Gösterişli, çalımlı.
ADSIZ
Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz. Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
ABULLABUT
Kaba saba ve anlayışsız (kimse). Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).
AĞIRLAMAK
Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
ADRES
Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak. Hedef gösterilen yer. Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. Kurum ya da kuruluşun bulunduğu yer.
AĞIRBAŞLI
Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı. Gösterişli. Değeri çok olan, ağır.
ABARTI
Bir şeyi, bir olayı olduğundan büyük veya çok gösterme, mübalağa.
AFİ
Gösteriş, çalım, caka.
ABARTISIZ
Olduğu gibi gösterilen, abartmasız, mübalağasız. Abartmadan, abartısız olarak, mübalağasız bir biçimde.
AĞAÇLAŞMA
Ağaçlaşmak durumu. Bitki şekilleri gösteren ve akiklerde olduğu gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan doğal desen.