Kelimeler arşivinde; içinde "örülme" olan, toplam 8 tane kelime bulunuyor. İçerisinde örülme bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu örülme ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında örülme olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GÖRÜLMEMİŞLİK
GÖRÜLMEMİŞ, ÖNGÖRÜLMEK
ÖNGÖRÜLME
GÖRÜLMEK
GÖRÜLME, ÖRÜLMEK
ÖRÜLME
ÖRÜLME
Örülmek işi.
GÖRÜLME
Görülmek işi.
ÖNGÖRÜLME
Öngörülmek işi.
GÖRÜLMEK
Göz yardımıyla bir şey, bir varlık algılanmak, seçilmek. Bir şeyin bulunduğu anlaşılmak, karşılaşılmak, rastlanmak. Kabul edilmek, sayılmak. Gereken iş yapılmış olmak.
GÖRÜLMEMİŞLİK
Görülmemiş olma durumu.
ÖNGÖRÜLMEK
İlerisi için kararlaştırılmak, göz önünde tutulmak.
GÖRÜLMEMİŞ
O güne kadar karşılaşılmamış, şaşılacak nitelikte olan.
ÖRÜLMEK
Örme işi yapılmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖRÜLME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KAÇAMAK
Hoş görülmeyen bir şeyi ara sıra yapma. Bir şeyden kaçınma yolu. Kaçacak yer, özellikle çobanların sürüyü barındırmak, saklamak için yaptıkları yer. Mısır unundan yapılmış olan yağlı bir yemek. Başkalarına belli etmeden, gizlice yapılan. Bir şeyi belli etmeden, gizlice yapmaya çalışma.
İNDİFA
Püskürme. Kızamık, kızıl vb. hastalıklarda vücutta kırmızı lekeler görülme. Başkaldırma, isyan etme, ayaklanma.
GARAİP
Görülmemiş, şaşılacak şeyler, işitilmemiş olaylar.
GASTROSKOP
Yemek borusu, mide ve on iki parmak bağırsağının gözle görülmesini sağlayan, hastaya ağız yolu ile uygulanan fiberoptik alet.
FIŞKIRMAK
Gaz veya sıvılar bir yerden basınç etkisiyle yukarıya doğru birdenbire ve hızla çıkmak. Bir şey bir yerde bol bol görülmek. Bitkiler toplu hâlde, gür olarak yetişmek.
GÖSTERİLMEK
Görülmesi sağlanmak.
HATİF
Sesi işitilen fakat kendisi görülmeyen. Gaipten seslenir gibi haber veren melek. Gaipten işitilen ses.
HARİKULADE
Eşi görülmemiş, şaşkınlık yaratıcı, olağanüstü. Büyük bir hayranlığa yol açan, olağanüstü.
GÖRÜMLÜK
Yalnız görülmek için konulan nesne. Nişanlanan kıza, ilk kez görmeye gidildiğinde erkek tarafından takılan veya verilen armağan.
AKONT
Bir borca karşılık, hesabı daha sonra görülmek üzere yapılmış olan kısmi ödeme.
GÖSTERMEK
Birini veya bir şeyi işaretle belirtmek. Bir şeyin etkisi altında tutulmak. Görünmek, benzemek. Belirtmek, anlatmak. Öğretmek, açıklamak. Görülmesini sağlamak, görmesine yol açmak. Kanıtla inandırmak. Güzelliğini ortaya çıkarmak, temsil etmek. Yapmasını söylemek, görevlendirmek. Etmek. Herhangi bir biçimde değerlendirmeye yol açmak. Sert bir biçimde karşılık vermek.
EŞSİZ
Eşi benzeri olmayan veya eşi benzeri görülmemiş olan. Eş bulamamış, eşinden ayrılmış veya yanında eşi olmayan.
ACİBE
Görülmemiş, alışılmamış, şaşılacak veya yadırganacak şey.
FALANINCI
Söylenmesi gerekli görülmeyen sıra sayısı yerine kullanılan bir söz, filanıncı.
DERDEST
Yakalama, tutma, ele geçirme. Görülmekte olan.
HORLANMAK
Hor görülmek.
FALAN
Söylenmesi istenmeyen veya gerekli görülmeyen bir özel adın yerini tutan kelime, filan. Tarih, yer, kişi vb.nin önüne gelerek tekrarlanmak istenmeyen sözlerin yerine kullanılan kelime. Cümlede belirtilen nesne veya nesnelerden sonra gelerek "ve benzerleri" anlamında kullanılan bir söz.
İSTİNABE
Davanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek için başka bir yerde bulunan bir tanığın oradaki mahkeme tarafından ifadesinin alınması.
DIŞRAK
Herkesin öğrenmesinde sakınca görülmeyen, gizli kapalı olmayan (her türlü bilgi, öğreti), içrek karşıtı.
FEVKALADE
Alışılmış olandan ayrı, olağanüstü, beklenmedik, görülmedik, işitilmedik. "Çok iyi, çok üstün, çok güzel" anlamlarında beğeni ifade eden bir söz. Aşırı bir biçimde. Aşırı, çok fazla.