İçinde ÖRÜLME geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "örülme" olan, toplam 8 tane kelime bulunuyor. İçerisinde örülme bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu örülme ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında örülme olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

GÖRÜLMEMİŞLİK

10 harfli kelimeler

GÖRÜLMEMİŞ, ÖNGÖRÜLMEK

9 harfli kelimeler

ÖNGÖRÜLME

8 harfli kelimeler

GÖRÜLMEK

7 harfli kelimeler

GÖRÜLME, ÖRÜLMEK

6 harfli kelimeler

ÖRÜLME

Bazı kelimelerin anlamları

ÖRÜLME

Örülmek işi.

GÖRÜLME

Görülmek işi.

ÖNGÖRÜLME

Öngörülmek işi.

GÖRÜLMEK

Göz yardımıyla bir şey, bir varlık algılanmak, seçilmek. Bir şeyin bulunduğu anlaşılmak, karşılaşılmak, rastlanmak. Kabul edilmek, sayılmak. Gereken iş yapılmış olmak.

GÖRÜLMEMİŞLİK

Görülmemiş olma durumu.

ÖNGÖRÜLMEK

İlerisi için kararlaştırılmak, göz önünde tutulmak.

GÖRÜLMEMİŞ

O güne kadar karşılaşılmamış, şaşılacak nitelikte olan.

ÖRÜLMEK

Örme işi yapılmak.

  -   -   -  

Anlamında ÖRÜLME bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖRÜLME geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KAÇAMAK

Hoş görülmeyen bir şeyi ara sıra yapma. Bir şeyden kaçınma yolu. Kaçacak yer, özellikle çobanların sürüyü barındırmak, saklamak için yaptıkları yer. Mısır unundan yapılmış olan yağlı bir yemek. Başkalarına belli etmeden, gizlice yapılan. Bir şeyi belli etmeden, gizlice yapmaya çalışma.

İNDİFA

Püskürme. Kızamık, kızıl vb. hastalıklarda vücutta kırmızı lekeler görülme. Başkaldırma, isyan etme, ayaklanma.

GARAİP

Görülmemiş, şaşılacak şeyler, işitilmemiş olaylar.

GASTROSKOP

Yemek borusu, mide ve on iki parmak bağırsağının gözle görülmesini sağlayan, hastaya ağız yolu ile uygulanan fiberoptik alet.

FIŞKIRMAK

Gaz veya sıvılar bir yerden basınç etkisiyle yukarıya doğru birdenbire ve hızla çıkmak. Bir şey bir yerde bol bol görülmek. Bitkiler toplu hâlde, gür olarak yetişmek.

GÖSTERİLMEK

Görülmesi sağlanmak.

HATİF

Sesi işitilen fakat kendisi görülmeyen. Gaipten seslenir gibi haber veren melek. Gaipten işitilen ses.

HARİKULADE

Eşi görülmemiş, şaşkınlık yaratıcı, olağanüstü. Büyük bir hayranlığa yol açan, olağanüstü.

GÖRÜMLÜK

Yalnız görülmek için konulan nesne. Nişanlanan kıza, ilk kez görmeye gidildiğinde erkek tarafından takılan veya verilen armağan.

AKONT

Bir borca karşılık, hesabı daha sonra görülmek üzere yapılmış olan kısmi ödeme.

GÖSTERMEK

Birini veya bir şeyi işaretle belirtmek. Bir şeyin etkisi altında tutulmak. Görünmek, benzemek. Belirtmek, anlatmak. Öğretmek, açıklamak. Görülmesini sağlamak, görmesine yol açmak. Kanıtla inandırmak. Güzelliğini ortaya çıkarmak, temsil etmek. Yapmasını söylemek, görevlendirmek. Etmek. Herhangi bir biçimde değerlendirmeye yol açmak. Sert bir biçimde karşılık vermek.

EŞSİZ

Eşi benzeri olmayan veya eşi benzeri görülmemiş olan. Eş bulamamış, eşinden ayrılmış veya yanında eşi olmayan.

ACİBE

Görülmemiş, alışılmamış, şaşılacak veya yadırganacak şey.

FALANINCI

Söylenmesi gerekli görülmeyen sıra sayısı yerine kullanılan bir söz, filanıncı.

DERDEST

Yakalama, tutma, ele geçirme. Görülmekte olan.

HORLANMAK

Hor görülmek.

FALAN

Söylenmesi istenmeyen veya gerekli görülmeyen bir özel adın yerini tutan kelime, filan. Tarih, yer, kişi vb.nin önüne gelerek tekrarlanmak istenmeyen sözlerin yerine kullanılan kelime. Cümlede belirtilen nesne veya nesnelerden sonra gelerek "ve benzerleri" anlamında kullanılan bir söz.

İSTİNABE

Davanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek için başka bir yerde bulunan bir tanığın oradaki mahkeme tarafından ifadesinin alınması.

DIŞRAK

Herkesin öğrenmesinde sakınca görülmeyen, gizli kapalı olmayan (her türlü bilgi, öğreti), içrek karşıtı.

FEVKALADE

Alışılmış olandan ayrı, olağanüstü, beklenmedik, görülmedik, işitilmedik. "Çok iyi, çok üstün, çok güzel" anlamlarında beğeni ifade eden bir söz. Aşırı bir biçimde. Aşırı, çok fazla.