Kelimeler arşivinde; içinde "örsel" olan, toplam 14 tane kelime bulunuyor. İçerisinde örsel bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu örsel ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında örsel olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÖRSELENMEK, KÖRSELEMEK, TÖRSELEMEK
ÖRSELEMEK, ÖRSELENİŞ, ÖRSELENME, ÖRSELEYİŞ, GÖRSELLİK, KÖRSELMEK
ÖRSELEME, GÖRSELER
ÖRSELLİ
GÖRSEL
ÖRSEL
ÖRSEL
Sel gibi çağlayan değerli kimse.
ÖRSELENME
Örselenmek işi. Travma.
ÖRSELEYİŞ
Örseleme işi.
GÖRSEL
Görme duyusuyla ilgili olan, görmeye dayanan.
TÖRSELEMEK
Yuvarlayıp atmak.
KÖRSELMEK
Ateş ya da ışık yavaş yavaş sönmeye yüz tutmak.
ÖRSELENMEK
Örseleme işine konu olmak.
KÖRSELEMEK
Yoğurmak, çiğnemek.
ÖRSELEME
Örselemek işi.
GÖRSELER
Ne görsünler, birden bire gördüler.
ÖRSELEMEK
Yıpratmak, eskitmek, hırpalamak, zedelemek. Gücünü azaltmak, canlılığını gidermek, sarsmak.
ÖRSELENİŞ
Örselenme işi.
GÖRSELLİK
Görsel olma durumu.
ÖRSELLİ
Manisa şehrinde, Osmancalı nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖRSEL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
YAYIMCI
Bir sanatçının, bir yazarın eserini yayıma hazırlayan kimse veya kuruluş, yayıncı, naşir, tabi, editör. Herhangi bir eserin radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyiciye, seyirciye teknik düzeyde ulaştırılmasını sağlayan kimse. Görsel ve yazılı basında yayıma hazırlama yetkisi olan kimse, editör.
AVIKMAK
Örselemek, hırpalamak, ansızın altına almak.
AVKILANMAK
Buruşmak. Örselenmek, kırılmak, ufak parçalara ayrılmak.
FAÇUNA
Halatın örselenecek yerine tel veya sicimle yapılmış olan sargı.
DESEN
Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerine yapılmış olan çizim. Görsel bir etki yaratmak amacıyla yapılmış çizgi resimlerin hepsi. Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerinde varlıkları, nesneleri belirli çizgilerle gösterme, tasvir etme. Desen yapma sanatı.
TALAZ
Dalga, kasırga. İpekli kumaşların örselenmesiyle yüzündeki tellerde oluşan kabarıklık.
AVKULAMAK
Örselemek, hırpalamak, ansızın altına almak.
HIRPALAMAK
Örselemek. Dövmek. İtip kakmak, azarlamak veya yıpratmak.
GÖRÜNTÜ
Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey, hayalet. Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü. Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi, hayal. Gölge oyununda Karagözcünün perdeye yansıttığı görsel malzeme. Manzara. Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta.
AVHALAMAK
Avuç dolusu almak. El şakası yapmak. Örselemek, hırpalamak, ansızın altına almak. Öç almak. Öç almak için ele geçirmek, yakalamak. Birini beklemek. Hak aramak.
TALAZLANMAK
Dalgalanmak. İpekli kumaşların örselenmesiyle yüzündeki tellerde kabarıklık oluşmak.
TRAVMA
Sarsıntı. Bir doku veya organın yapısını, biçimini bozan ve dıştan mekanik bir tepki sonucu oluşan yerel yara, örselenme.
AVKILAMAK
Örselemek, hırpalamak, ansızın altına almak. Karıştırmak, iyice karıştırmak, kabartmak. Ovmak, ovalamak masaj yapmak. Buruşturmak. Ezmek, ufalamak. Çam, ceviz kabuğu veya menengiçle derileri terbiye etmek. Çitilemek, avuç içinde sıkıştırmak, ovmak, ovalamak.
YÖNETMEN
Bir kuruluşu yönetme yetkisi olan kimse, müdür, direktör. Tiyatro ve sinema oyunlarında oyuncuların rollerini dağıtıp oyunu düzenleyen, metin, yorum, dekor, müzik vb. ögeler arasında birlik sağlamaya çalışan kimse, rejisör. Bir televizyon programını hazırlayan görevliler arasında eş güdümü sağlayan, onları belli konularda görevlendiren, yayın malzemelerini değerlendiren ve yayının görsel sorumluluğunu üstlenen kişi.
AVHALAMAH
Örselemek, hırpalamak, ansızın altına almak.
AFKALAMAK
Hırpalamak, dövmek: Çocuğu afkalama. Dayaktan sersemlemek, sarsılmak, afallamak. Karıştırmak, alt üst etmek, kabartmak: Fazla afkalama, içini dışına çıkardın. Örselemek, buruşturmak, hırpalamak. Ovalamak: Şu benim çamaşırları da afkalayıver.
AVKALANMAK
Zedelenmek, hırpalanmak, örselenmek. Ufalanmak.
AVKALAMAK
Isırmak: Köpek çocuğun arkalamadık yerini bırakmamış. Örselemek, hırpalamak, ansızın altına almak. Karıştırmak, iyice karıştırmak, kabartmak. Sıkıştırmak. Oynamak. Çocuğu hırpalıyarak sevmek. Azarlamak, tehdit etmek. Ovmak, ovalamak masaj yapmak 1. Çalkalamak, elemek. 1. Yakalamak, tutmak, avuçlamak. Engel olmak, geciktirmek. Çitilemek, avuç içinde sıkıştırmak, ovmak, ovalamak. Haksız yere hırpalamak. Ovmak, yıkamak (kirli giysi için). Yoğurmak, özleştirmek. Köpek koparmadan, az ısırmak.
MINCIKLAMAK
Örseleyecek veya biçimini bozacak gibi ellemek, sıkıştırmak.
ODYOVİZÜEL
Görsel-işitsel.