İçinde ÖLÇÜ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "ölçü" olan, toplam 80 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ölçü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu ölçü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ölçü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

ISILAĞIRLIKÖLÇÜM

15 harfli kelimeler

İLETKENLİKÖLÇÜM, BULANIKLIKÖLÇÜM, ÖLÇÜMLEYEBİLMEK, POTANSİYELÖLÇÜM

14 harfli kelimeler

YOĞUNLUKÖLÇÜMÜ, DUYARLIKÖLÇÜMÜ, DUYARLIKÖLÇÜCÜ, ÖLÇÜMLEYEBİLME

13 harfli kelimeler

ÖLÇÜLENDİRMEK, SICAKLIKÖLÇÜM, ÖLÇÜNLEŞTİRİM, ÖLÇÜNLEŞTİRME

12 harfli kelimeler

KIRILIMÖLÇÜM, ÖLÇÜLEBİLMEK, ÖLÇÜŞEBİLMEK, ÖLÇÜLENDİRME

11 harfli kelimeler

ÖLÇÜŞEBİLME, ÖLÇÜLEBİLME, ÖLÇÜŞTÜRMEK, ÖLÇÜTSÜZLÜK, ÖLÇÜMLENMEK, BASINÇÖLÇÜM, ÖLÇÜLÜLEMEK

10 harfli kelimeler

ÖLÇÜSÜZLÜK, IŞIKÖLÇÜMÜ, ÖLÇÜLENMEK, ÖLÇÜLÜLEME, GEÇİMÖLÇÜM, TAYFÖLÇÜMÜ, DİZİLÖLÇÜM, ÇEMBERÖLÇÜ, ÖLÇÜMLEMEK, ALKOLÖLÇÜM, RENKÖLÇÜMÜ, ÖLÇÜŞTÜRME

9 harfli kelimeler

UCAYÖLÇÜM, RUHÖLÇÜMÜ, ÜÇGENÖLÇÜ, ÜÇĞENÖLÇÜ, ÖLÇÜNLEME, ÖLÇÜBİLİM, ODAKÖLÇÜM, RENKÖLÇÜM, KÜMEÖLÇÜM, YÜZÖLÇÜMÜ, IŞIMÖLÇÜM, IŞILÖLÇÜM, ÖLÇÜLÜLÜK, ISINÖLÇÜM, ISILÖLÇÜM, ÖLÇÜMLEME, GÖKÖLÇÜMÜ, İZGEÖLÇÜM, ASİTÖLÇÜM

8 harfli kelimeler

ÖLÇÜŞMEK, ÖLÇÜLMEK, ÖLÇÜTSÜZ, ÖLÇÜNMEK, BAZÖLÇÜM, NEMÖLÇÜM, ISIÖLÇÜM, ALANÖLÇÜ

7 harfli kelimeler

YÜZÖLÇÜ, ÖLÇÜSÜZ, ÖLÇÜLÜR, ÖLÇÜTLÜ, ÖLÇÜŞME, ÖLÇÜNME, ÖLÇÜNLÜ, ÖLÇÜLME, ÖLÇÜMLÜ, ÖLÇÜLÜK, ÖLÇÜLEN

6 harfli kelimeler

ÖLÇÜLÜ

5 harfli kelimeler

ÖLÇÜŞ, ÖLÇÜN, ÖLÇÜT, ÖLÇÜM

4 harfli kelimeler

ÖLÇÜ

Bazı kelimelerin anlamları

ÖLÇÜ

Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan. Belirlenmiş boyut. Değer, itibar. Ölçme sonucu bulunan rakam. Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu. Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin. Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi. Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı. Ölçüt.

ÖLÇÜNLEŞTİRME

Bir testin uygulanması ve puanlanması konusunda değişmez kural ve yöntemlere uyulmasını sağlama işi.

ÖLÇÜMLEYEBİLME

Ölçümleyebilmek işi.

ISILAĞIRLIKÖLÇÜM

Isıtılan özdeklerin ağırlık değişimlerini saptayarak evre geçişlerini, bileşik oluşum ya da bozunumlarını belirleme yöntemi.

DUYARLIKÖLÇÜMÜ

Belirli bir duyarkatta, ışıklama ile yoğunluk arasındaki bağı kesinlikle saptama, duyarkatın ışıktan etkilenme ve açındırma sırasındaki tepkisini ölçme bilimi.

POTANSİYELÖLÇÜM

Özdek niceliği, denge durganı değerlik gibi büyüklüklerin belirlenmesi amacıyla, bir elektrot potansiyelinin ya da eşdeğerleyim sırasında potansiyel değişiminin ölçümü.

BULANIKLIKÖLÇÜM

Bir sıvıda, asılı bulunan taneciklerin niteliğini, ışık geçiriminin sıvıdaki katıların niceliğiyle değişmesine dayanarak belirleme.

İLETKENLİKÖLÇÜM

Elektrolit çözeltilerinin iletkenliklerini ölçerek çeşitli yollardan özdek niceliğini belirleme.

ÖLÇÜMLEYEBİLMEK

Ölçümleme imkânı veya olasılığı bulunmak.

KIRILIMÖLÇÜM

Özdeklerin kırılım indislerinin belirlenmesi.

ÖLÇÜLEBİLMEK

Ölçülme imkânı veya olasılığı bulunmak.

SICAKLIKÖLÇÜM

Sıcaklık derecesini ölçme yöntemleri. Dizge, özdek ve olayların sıcaklıklarını ölçme yöntemleri.

YOĞUNLUKÖLÇÜMÜ

Alıcıdaki ışıklamanın, basım ışığının, açındırma işlemlerinin denetlemesinde yararlanmak üzere, görüntünün yoğunluğunu ölçme işi.

DUYARLIKÖLÇÜCÜ

Duyarlıkölçeri kullanan kimse, duyarlıkölçümü uzmanı.

ÖLÇÜNLEŞTİRİM

Bir şeyin veya etkinliğin belli kurallar çerçevesinde tek bir yöntem veya biçimde düzenlenmesi.

ÖLÇÜLENDİRMEK

Ölçme işlemlerini bir düzlem üzerine aktarmak.

  -   -   -  

Anlamında ÖLÇÜ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖLÇÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AÇIORTAY

Bir açıyı, ölçüleri birbirine eşit olan iki açısal bölgeye ayıran doğru parçası.

BAĞNAZ

Bir düşünceye, bir inanışa aşırı ölçüde bağlanıp ondan başka bir düşünce ve inanışı kabul etmeyen, mutaassıp, fanatik.

AKILCILIK

Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.

BAĞINTI

Bir nesneyi başka bir nesne ile uyarlı kılan bağ. İki veya daha fazla değişken arasındaki bağıntı. Görelik. İki ayrı veri grubu arasında bulunan ilişki derecesinin ölçümü, deneştirme, korelasyon. İki veya daha çok nitelik arasında matematik işlemleri yardımı ile kurulan bağlılık veya eşitlik. Organizmanın değişik yapı, özellik ve olaylarında görülen karşılıklı ilgi, bağlılık, korelasyon.

AR

100 m² değerinde yüzey ölçü birimi. Argon elementinin simgesi. Utanma, utanç duyma.

ALAN

Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.

ARŞINLIK

Arşın ölçüsünde, arşın kadar.

AYARLAMAK

Bir ölçünün doğruluğunu belli bir örneğe göre düzeltmek, doğrulamak. Bir aygıtı belli bir iş yapabilecek duruma getirmek. Kandırmak. Düzenlemek. İşleri birbiriyle çatışmayacak veya zamanında bitirecek bir biçimde düzenlemek.

BAĞDADİ

Ağaç direkler üzerine çakılmış çıtalara sıva vurularak yapılmış olan (duvar veya tavan). Yapılarda kullanılan çıta. 0,0501 gram olan ağırlık ölçü birimi.

AKSESUAR

Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.

AYAK

Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.

AZITMAK

Azgın duruma getirmek. Bitki çok uzamak. Çığırından çıkmak veya çıkarmak, ölçüyü kaçırmak.

AYARSIZ

Ayarı yapılmamış, ayarı bozuk, düzensiz. Belli bir ayarda olmayan (altın veya gümüş). Davranışları ölçüsüz.

AYARSIZLIK

Ayarsız olma durumu. Ölçüsüzlük, düzensizlik.

AYARCI

Esnafın kullandığı ölçü aletlerini denetleyen görevli.

AĞIRBAŞLI

Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı. Gösterişli. Değeri çok olan, ağır.

ASKAT

Herhangi bir ölçü biriminin bölündüğü eşit parçalardan her biri.

AKSAK

Aksayan, hafifçe topallayan. İyi gitmeyen, iyi işlemeyen. Türk müziğinde kıvrak bir usul. Eski Yunan ve Latin şiir ölçüsünde, sondan bir önceki hecesi kısa olacak yerde uzun olan dize.

AVRUPALILIK

Çağdaş olma, düşünce ve davranışta Batı ölçülerinde bulunma.

AYAR

Bir aygıtın gereken işi yapabilmesi durumu. Değer, derece. Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü. Bir iş veya bir davranışta gereken ölçü. Altın, gümüş vb. madenlerden yapılmış şeylerin saflık derecesi.