Kelimeler arşivinde; içinde "çılm" olan, toplam 14 tane kelime bulunuyor. İçerisinde çılm bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu çılm ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında çılm olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
AÇILMADICAK
KIRÇILMAK, TIRÇILMAK
KAÇILMAK, SAÇILMAK, BIÇILMAK
AÇILMAK, KAÇILMA, SAÇILMA, AÇILMIŞ
AÇILMA, ÇILMUK
ÇILMA
ÇILM
ÇILM
Sümük.
SAÇILMAK
Saçma işi yapılmak. Etrafa dağılmak, yayılmak. Açılıp saçılmak.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AÇILMIŞ
Açıklanmış, şerhedilmiş.
KIRÇILMAK
Bölünmek, parça parça olmak : Damın merteği kırçıldı. Bitkiler sapı uzunca kalarak ucundan kesilmek : Orak kör olduğundan çayır kırçıldı. Dipten kesilmemek : Ustura keskin değilmiş, sakalım kırçıldı.
TIRÇILMAK
Giysi yırtılacak denli eskimek.
KAÇILMA
Kaçılmak işi.
AÇILMADICAK
Açılmamış mini mini. Açılmadıkça.
SAÇILMA
Saçılmak işi.
ÇILMA
Erik.
ÇILMUK
Çok küçük odun parçası: Lâzım değildi senin kestiğin odun, hep çılmuk ettin odunu.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
BIÇILMAK
Sidik, soğuk su ve havanın etkisiyle deride ince ince yarıklar açılmak, çatlamak.
KAÇILMAK
Kaçma işi yapılmak. Çekilmek, savulmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇILM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BÖREK
Açılmış hamurun veya yufkanın arasına, peynir, kıyma, ıspanak vb. konularak çeşitli biçimlerde pişirilen hamur işi.
AVARA
Üzerinde döndüğü ve kendisini taşıyan milden bağımsız olarak çalışan mekanizma. Bir geminin başka bir gemiden veya kıyıdan açılması. Kıyıya dayanılarak sandalın açılması için kürekçilere verilen komut.
BOŞALMAK
Boş duruma gelmek, içinde bir şey kalmamak, inhilal etmek. Doyuma ulaşmak. Derdini, sıkıntısını birine anlatarak ferahlamak, deşarj olmak. Gevşemek, açılmak. Hayvan, bağından kurtulmak. Dışarıya akmak, dökülmek.
BARBAKAN
Kale duvarlarında düşmana ok atmak için açılmış delik.
BOZUŞUK
Araları açılmış, bozulmuş olan.
ÇATLAMA
Çatlamak işi. Uygun olmayan kuruma sonucu ağacın boyu yönündeki lif ayrılması. Tohumların dağılması için meyve kabuğunun yarılması, açılma. Dalgaların sığ kıyıya geldikleri zaman dökülüp köpürmesi, çatlak.
ÇAKMAKLAŞMAK
Göz çakmak çakmak olmak, kızarmak ve iyice açılmak.
ÇAVMAK
Güneş doğmak. Dağılıp yayılmak, saçılmak. Cıvmak.
AÇILIŞ
Açılma işi. Yeni bir yapının, yerin veya kuruluşun çalışmaya başlaması, küşat.
AÇIKLAŞMAK
Açık duruma gelmek. Rengi açılmak.
ARALANMAK
Biraz açılmak, aralık olmak. Araya zaman girmek. Gitmek, uzaklaşmak, yanından ayrılmak.
BELERMEK
Göz, akı iyice belirecek bir biçimde açılmak.
BUNALTILMAK
Bunalmasına yol açılmak.
AZDIRILMAK
Azmasına yol açılmak.
AĞIZLAŞMAK
İki kan damarı birbiri içine açılmak.
BORÇLANDIRILMAK
Borçlanmasına yol açılmak.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
BOZUŞMAK
Araları açılmak.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
BOZ
Açık toprak rengi. Kül rengi, gri. Açılmamış, sürülmemiş (toprak). Bu renklerde olan.